Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat,daha sonra bu fikrinden vazgeçer.Later zou hij deze beslissing betreuren.
Bizans komutanları bundan sonra koordineli saldırılardan vazgeçtiler.De Groningse redgers bleven in functie tot aan de Bataafse omwenteling.
Bunların idari ve askeri vazifeleri vardı.De orde had manschappen en middelen nodig.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Hij weigert uit godsdienstige overwegingen.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Hoewel hij nooit in Nederland woonde had hij wel de Nederlandse nationaliteit.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Hij ziet uiteindelijk af van zijn aanspraken.
Dronların tek vazifesi kraliçe arı ile çiftleşmektir.Het is de taak van darren te paren met de koningin.
Fakat düşmanlarının entrikaları sonucu sancak beyi vazifesine indirilmiştir.De duivel zat vóór zijn verbanning aan de linkerzijde van God.
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Steeds meer huwelijken eindigen in echtscheiding.
İnsan onuru, demokrasinin ve hukuk devletlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır.Het beginsel wordt beschouwd als een essentieel onderdeel van de democratie en de rechtsstaat.
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Zijn vrienden weerhielden hem echter van publicatie hierover.
60 yıl boyunca bu vazifeyi devam ettirdi ve 80 yaşında vefat etti.Hij werd toen tachtig jaar oud en zat zestig jaar in het vak.
Ancak, sonradan vazgeçilmiştir.Echter, hij wordt de volgende dag wakker.
Agathion, vazoyu aç!Gorbatsjov, open deze poort.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Hiernaast ontbreken de liedjes Lachen, lachen, lachen en Kom we gaan er tegenaan.
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.Bij de verkiezingen in 2006 ging deze verloren.
Zayn vazgeçmez, haftalar sonra tekrar geri döner.Julia draait bij en na enkele weken heimwee keert ze terug.
Bu vazifesini yapıp Medine’ye döndükten sonra da Kur’an ve din bilgilerini öğretmeye devam etti.En dat hij tot hen kwam bij gesloten deuren en hen troostte en hen leerde.
Bu iddialarından vazgeçince karşılığında hayatları, servet ve mülkleri bağışlandı.Deze bood haar protectie in ruil voor haar rechten en bezittingen.
İnsani değerlerden vazgeçmez.Mensen in hun waarde laten.
Şu an çalışır vaziyette bir anaokulu bulunmaktadır.Tegenwoordig is er een kinderopvang in gevestigd.
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.Ze besloot om alleen nog maar eigen werk te gaan spelen, en geen covers meer te doen.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.De noodverlichting die men plaatste deed twintig jaar dienst.
Alüminyumdan üretilmiş yapısal bileşenler uzay ve havacılık sanayii için vazgeçilmezdir.Aluminium is daarmee het constructiemateriaal bij uitstek voor de vliegtuig- en ruimtevaartindustrie.
En büyük olmak onun vazgeçilmezidir.Zijn grootste belang - met afstand - is hijzelf.
Sağlık ocağı vardır işler vaziyette bir tane ebe ve haftada bir gün doktor gelmektedir.Een arm dienstmeisje werkt altijd ijverig en vindt op een dag een brief.
Sonunda ikisi de bundan vazgeçer.De twee legden het uiteindelijk bij.
Ama çok geçmeden bu talebinden vazgeçti.Weldra werd van dit voornemen afgezien.
Kısa bir süre sonra kimyadan vazgeçti.Spoedig daarna begon hij met chemotherapie.
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.De oorlog resulteerde in de Pruisische overheersing over de Duitse staten.
Bu arada HAL onu vazgeçirmeye çalışmaktadır.Maar iemand probeert haar te dwarsbomen...
Sakarlık yüzünden bir vazo kırdı.Door onhandigheid heeft ze een vaas gebroken.
Beceriksizlik yüzünden bir vazo kırdı.Door onhandigheid heeft ze een vaas gebroken.
Ne olursa olsun, vazgeçmemelisin.Wat er ook gebeurt, je moet niet opgeven.
Tahsil yapmak senin vazifendir.Het is je plicht om te studeren.
Öyle kolay vazgeçmemelisin.Je moet niet zo gemakkelijk opgeven.
Fark etmez, vazgeçemeyiz.Dat doet er niet toe, we kunnen niet opgeven.
Öylesine vazgeçemezsin.Je kunt zomaar niet opgeven.
Bana vazgeçmem gerektiğini söyledi.Hij zei dat ik moest opgeven.
Asla vazgeçmeyeceğim!Ik zal nooit opgeven!
Aşk için bir hazineden vazgeçer miydin?Zou je een schat opgeven voor liefde?
Senin bu kadar çabuk vazgeçeceğini düşünmemiştim.Ik had niet gedacht dat je het zo snel zou opgeven.
Ondan vazgeçmeyeceğim.Ik ga haar niet opgeven.
Vazgeçmediğin için teşekkürler.Bedankt voor het niet opgeven.
Asla vazgeçmeyeceğiz!We zullen nooit opgeven!
Vaziyetine bakılırsa, bir dilenciye benziyor.Als je afgaat op zijn uiterlijk, lijkt hij wel een bedelaar.
Senden vazgeçmeyeceğim.Ik geef jou niet op.
Plandan vazgeçmeye mecbur bırakıldı.Hij was genoodzaakt het plan op te geven.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.Zaprawdę, człowiek jest niewdzięczny względem swego Pana!
Kasım 1941'de Ordu Grubu "Środek", esirleri yaya olarak yürütme politikasından vazgeçti.W listopadzie 1941 Grupa Armii „Środek” zrezygnowała z praktyki pieszego pędzenia jeńców do obozów.
Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliye Nâzırlığı vazifesini de üstlendi.Pozostała po nim wdowa prosi o westchnienie do Boga.”
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.1975 – Hiszpania wycofała się z Sahary Zachodniej.
Ona Darcy’nin kızı Anne ile nişanlı olduğunu söyler ve Elizabeth’in Darcy’den vazgeçmesi ister.Pyta ją, czy to prawda, iż zaręczyła się z panem Darcym.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Po 1956 r., zamieszkał w Szwajcarii, choć nigdy nie porzucił obywatelstwa francuskiego.
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Powstrzymali go jednak przyjaciele, którzy wyperswadowali mu ten pomysł.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Jednak nie docierają na zabawę.
1949'dan 1956'ya kadar "Ivan Vazov" ulusal tiyatrosunda birden fazla oyun da oynadı.W latach 1949-1956 grała w teatrze Iwana Wazowa.
İktisat okumaktan vazgeçti ve oyuncu olmaya karar verdi.Studiował prawo, ale postanowił zostać aktorem.
Ancak 1977 yılında kent konseyi tramvay hatlarını kaldırma kararlarından vazgeçtiler.W 1977 roku rada miasta postanowiła nie likwidować komunikacji tramwajowej.
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.Nie czyni się żadnych innych starań mających za zadanie jego ochronę, gdyż nie ma takiej potrzeby.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod