Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Não obstante seus subordinados negaram a cumprir a ordem.
Ancak Haziran 2011'de turnuva formatı değiştirilerek bu sistemden vazgeçildi.Em junho, o regime de conversibilidade é definitivamente abolido.
Çok külfetli olduğu için bundan vazgeçilmiştir.Isso o deixou tão deprimido que ele quase se demitiu.
Vazgeçerlerse onlara mesleklerine uygun görevler verileceğini belirtti.Se eles perdessem, ela os forçava a dar-lhes seus nomes.
Fakat havada uçan bir sembolik kartalı görünce bu komplodan vazgeçerler.No entanto, eles são aliviado ao ver um snowplow abordá-los.
Japonya kuzey Sahalin'deki kömür ve petrol imtiyazlarından vazgeçecektir.No entanto, o Japão continuou a manter concessões de petróleo e carvão na Sacalina do Norte até 1944.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Pelo contrário, às vezes até se atrapalha muito.
Kupa, şilt ve vazoların bir kısmı diğer odalara ve alt kattaki büyük salona konmaya başlandı.A partir da audiência foram atiradas garrafas, lixo, entre outras coisas no palco, enquanto se divertiam.
Bölgedeki bazı gruplar ise Aramice dilinden vazgeçmemek için direndi.A banda recusou abandonar a língua materna.
DNA'nın sentezinde vazife alır.Desta maneira interfere na função do DNA.
Bu vazifede iken felç geçirerek 19 Eylül 1928 tarihinde vefat etti.Nessa expedição, morreu o seu pai a 10 de outubro de 19.
VAZ-2101, yurtdışı pazarlarına Lada 1200, Lada 1300 ve Lada 1200S olarak ihraç edilmiştir.O 2101 era vendido nos mercados de exportação como o Lada Lada 1200 e 1300 até 1989.
Hükümetin ve İngiltere Kilisesi'nin güçlü tutumundan sonra amcası evlilliği tercih ederek krallıktan vazgeçer.Sob pressão da sociedade e do governo, o rei desistiu dos seus planos matrimoniais.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.Depois me renunciei.
Kemençe ve horon vazgeçilmez bir unsurdur.O testamento é um ato solene e revogável.
Müslümanlıktan vazgeçmeyen Tatar halkı, köylerde yaşamaya mahkûm edilmişti.Os habitantes que se recusaram a viver sob o domínio otomano receberam terras noutros lugares.
Aristoteles'in "üç birlik" kuralından vazgeçilmiştir.Estas regras reduzem-se às três regras que Aristóteles definiu.
Bürokrasiden Vazgeçilir mi?Dá para parar de enrolar?
Fingolfin için tahtından vazgeçer.E tenta buscar o trono.
Başlat ya da Start düğmesi Windows 95 ile beraber Windows sürümlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi.Ideal Para Este Dia Insuportavelmente Alegre ou Windows inova Kernel.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Embora tenha vivido em Genebra por 40 anos, Wilsdorf nunca tornou-se um cidadão suíço.
İtirazdan vazgeçilemez. (...)Mas morrerá sem deixar saudades (...)
Prostaglandinin etkileri: Yaygın vazodilatasyon.Mesolécito: com quantidade moderada de vitelo.
Tek bir davaya bakıp kaybedince oldukça çabuk vazgeçer.Caso ele opte por desistir, ele perderá apenas um doido ponto.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.REC ^ O Rondonópolis desistiu de participar da competição.
"Bu senin vazifen, sahneye taşıyacaksın." dediler.«Vai-Vai conta sua história em exposição».
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Pedimos que a privacidade deles seja respeitada neste momento difícil.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.À noite, não falta diversão.
Bu güreş türlerinin tümünde müzik, güreşin vazgeçilmez bir parçası olarak rol almaktadır.Para os adeptos dessa abordagem, a música só existe como manifestação humana.
Asla vazgeçme!Nooit opgeven!
Vazo üzerindeki bu biçimlendirme tamamen çizgiye dayanan bir anlatımdır.A pintura na parede parece a confirmação desta ideia.
Yumuş, iş, görev, vazife.Acerca de, a respeito de, quanto a, sobre.
Timbaland'ın aynı adlı şarkısının ardından bu düşünceden vazgeçildi.Esta ideia foi descartada após Timbaland lançar uma canção que possui o mesmo nome.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.Então não tem o porquê de externar isso".
Bu eski maskara kömür tozuyla vazelinin karıştırılmasıyla elde edilmiştir.Este novo rímel foi feito misturando vaselina e pó de carvão.
Mary vazoya bazı çiçekler koydu ve sonra vazoyu masaya koydu.Maria pôs algumas flores no vaso e depois pôs o vaso na mesa.
Mary vazoya bazı çiçekler koydu.Maria pôs algumas flores no vaso.
Tom çiçekleri bir vazoya koydu.Tom pôs as flores em um vaso.
Vazante, Brezilya'nın Minas Gerais eyaletinde bulunan belediye.[1][2] Nüfus 2020 sayımına göre 20.642 idi.[3]Vazante é um município brasileiro do estado de Minas Gerais.
Pero Vaz de Caminha'dan Portekiz Kralı I. Manuel'e Mektubun tıpkıbasımı.Fac-símile da Carta de Pero Vaz de Caminha ao rei Manuel I de Portugal.
Vaz Lobo, Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde bulunan bairro.[1][2] Nüfus 2020 sayımına göre 15.167 idi.[3]Vaz Lobo é um bairro situado na Zona Norte do município do Rio de Janeiro.
Vaza Jato'nun ifşaları operasyonun itibarını etkiledi.As revelações da "Vaza Jato" tiveram impacto na reputação da operação.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.En dat hield in dat zijn volk hem niet meer hoefde te herkennen als hun heer.
Kanun ve nizamnamelerinin kendisine verdiği vazifeleri yapar"."Den inwoonderen zijn hunne wetten en voorreghten vergunt."
Gazetecilikten vazgeçmedi.De journalistiek gaf hij daarbij niet op.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Ze komt vaak erg verlegen over.
Fakat Blomberg vazgeçmediği için 27 Ocak 1938'de bütün görevleri ve mevkileri alındı.Blomberg deed op 27 januari 1938 afstand van alle publieke functies.
Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi.Daarom heb ik hier vrede mee."
Station wagon modeli ise VAZ-2102 olarak bilinmektedir.De combi-uitvoering heet VAZ 2102 etc.
1419, João Gonçalves Zarco ve Tristão Vaz Teixeira Porto Santo Adasını keşfeder.In 1418 werd het eiland Porto Santo herontdekt door João Gonçalves Zarco en Tristão Vaz Teixeira.
Bunun üzerine mübaheleden vazgeçilerek anlaşma yoluna gidilmiştir.Echter dat werd regelmatig onderbroken doordat hij (weer) op tournee moest.
Bir müddet sonra kâğıt para kullanımından vazgeçildi.Hierna was het papier gereed voor gebruik.
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.Hij was omringd door zijn familie en vrienden.
Hak ve Adaletten vazgecmeyecegim.Recht en waarheid maken vrij.
Rücû (geri gönüş) anlatımı güçlendirmek için, söylenilen sözden vazgeçip daha güçlü bir söz söyleme sanatıdır.Bij het dicteren worden de woorden ΗΜΩΝ en ΥΜΩΝ (onze en uw) daardoor moeilijker van elkaar te onderscheiden.
Ancak Ponomariov bu turnuvaya katılmaktan vazgeçmitir.Livaković kwam tijdens het toernooi niet in actie.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım".Ik wil dat de ogen van mijn volk opengaan."
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Ondanks Daniels pogingen tot toenadering bleef de vader hardnekkig ieder contact afhouden tot aan zijn dood.
Bu vazife en sonunda, saf ve uygulamalı kimyada uluslararası birlik tarafından alındı (IUPAC).Dit rapport stelde hij voor op de Union internationale de la chimie pure et appliquée.
Val Kilmer Alexanderi yapmak için rolünden (detektif) vazgeçti.Val Kilmer was heel wat kilo's aangekomen voor zijn rol in Alexander van Oliver Stone.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod