Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Sonradan bu kararın uygulamasından vazgeçildi.تم التشكيك في فاعلية ذلك القرار.
Gazetecilikten vazgeçmedi.ولم يتوقّف عن الكتابة الصحفية.
2006 seçimlerinde bu sistemden vazgeçildi.قابله سنة 2006 عندما تم سحب مشروع القرار.
Bir süre sonra hastalık nöbetleri azalmaya başladı ve Augustus sürekli Konsüllükten vazgeçti.بعد فترة وجيزة من خفوت نوبة المرض، تخلى أغسطس عن مركزه كقنصل.
"Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım"."يا مكحل عيوني بالسهر".
Ancak taht sevdasından vazgeçmemiştir.لكن إلهة القمر لم تبادله حبا بحب.
Fakat stüdyo 2002 yılında Batman: Year One 'dan vazgeçip Batman vs. Superman projesine döndü.لكن في عام 2002 تراجع الاستديو عن (باتمان :يير وان) وعاد مرة أخري الي مشروع (باتمان وسوبر مان) .
Ancak daha sonra bu tasarıdan vazgeçilmiştir.تم التخلي عن هذه الخطة في وقت لاحق.
Vazifem nedir?ما هو السلوك.
Günümüz müziğinin vazgeçilmez enstrümanlarından biridir.انه قوة حقيقية موسيقية لا يستهان بها.
Şu an çalışır vaziyette bir anaokulu bulunmaktadır.يحمل حالياً رتبة مقدم.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.يتشتت ذهنه غالبا بسهولة.
"Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir."أرجع إلى رأيكم، ولا اعمل إلا ما تقولونه ".
Japon Zelkovaları yapraklarını dökmüş bir vaziyettedir.هناك بعض الروبوتات اليابانية التي تتحرك بالدحرجة.
Bu nedenle vazgeçmek için hiç neden yok." dedi.ولهذا السبب لم تعد له قيمة بالنسبة لنا."
Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir.وفصل في إثبات رؤية الله سبحانه بالأبصار في الآخرة.
Ancak BBC, pilot bölüm yayınlamaktan vazgeçmiş ve sezonun 90 dakikalık üç bölümden oluşmasını istemiştir.قرّرت البي بي سي بعدها عدم بث الحلقة، طالبةً إعادة تصوير ثلاث حلقاتٍ كاملةٍ مدّتها 90 دقيقة.
Sonraki sezon ise takımın vazgeçilmezlerinden oldu.مما أدى الى غيابها عن باقي الموسم.
6 ay sonra bundan vazgeçti.واستبعد بعد ذلك لمدة ستة أشهر.
Keşkek yemeği köy düğünlerinin vazgeçilemez yemeğidir.إضراب عن الطعام هو الامتناع طواعية عن الأكل.
Fakat Vehip Paşa vazgeçmez.وبالإضافة إلى ذلك، فإنه لا يثبط ناقلة GABA.
Vazgeçmek nedir hiç bilmiyor.ولا يُعرف طريقة للتخلص منه.
Ancak Bronson Poe'nun gönderdiği Ulalume şiirini kullanmaktan vazgeçti.قرر برونسون عدم استخدام القصيدة التي أرسلها له بو، وهي "أولالوم".
Natürmort: Oniki Ayçiçekli Vazo, Ağustos 1888.المؤتمر الثاني: بازل، أغسطس 1898.
Kollarını arkada bekletir, yüzünü sola döndürür ve çenesini yukarıda dik vaziyette tutar.ثم يضع كف يده اليمنى على ظهر كف يده اليسرى فوق صدره.
Mısır'da uzun bir süre kâdılık vazifesinde bulundu.ولها تاريخ طويل في مصر.
Sağ uçtaki süvari attan düşmüş vaziyette tasvir edilmiştir.عندما تخرج اقتل الجندي الذي على الجانب الأيمن.
Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir.ما العمل؟ المسائل الملحة لحركتنا.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.وبعد ذلك رحلت عنه.
Oğlu Steven'ı doğurabilmek için fiziksel formundan vazgeçmiştir.تمكنت جرايس البقاء على قيد الحياة لتستمتع بطفولة طبيعية.
Sancağın muhafazası Silahlı Kuvvetlerin mukaddes vazifesidir.وهو الآن محفوظ في خزانة الاتحاد تحت حراسة مشددة.
Bu defa ki vazife süresi 2 yıl sürer.تستغرق عملية الاختيار عامين.
Sağlık ocağı vardır işler vaziyette bir tane ebe ve haftada bir gün doktor gelmektedir.الذي يتجمع في بئر أمام البيت و تأخذه شاحنة مرة في الأسبوع.
Bunun üzerine Napolyon Smolensk'te ordugâh kurma planlarından vazgeçti ve ordusu Rus birliklerini kovaladı.إنهارت خطة نابليون التى كان قد أعدها لمعركة سمولينسك وإضطر لمواصلة التوغل شرقا لمطاردة الجيش الروسى.
Seçimin amacı anayasa taslağını hazırlamakla vazifeli 23 kişilik bir komisyonun üyelerini tespit etmekti.عقدت عملية السحب لتحديد قائمة ال56 عضوا الذين سيشملهم التغيير.
Sigara içmekten vazgeçtim.لقد أقلعت عن التدخين
Okumaktan vazgeç.توقف عن القراءة.
Aylaklık etmekten vazgeç.توقف عن اللهو
O, vazifesini yaptı.أنجزت مهمتها.
Secde vaziyeti insanın Rabbine en yakın olduğu haldir.E ele julgará as tribos do povo santificado pelo Senhor Deus deles.
Bunun üzerine Maria, Zayn'e tokat attı ve Mike, onun kafasında bir cam vazo kırdı.Em resposta, Maria bateu em Zayn e Mike quebrou um vaso de vidro em sua cabeça.
Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.E agora, quem poderia indultá-lo?"
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.Mas não abandonou a luta.
Bir süre sonra hastalık nöbetleri azalmaya başladı ve Augustus sürekli Konsüllükten vazgeçti.Logo após sua luta com a doença diminuir, Augusto desistiu de seu consulado anual.
Bu yaklaşımın bir parçası olarak ICR’de Araştırma Direktörü vazifesini üstlendi.Como parte desta abordagem, atuou como Diretor de Estudos do ICR.
Oğlu Steven'ı doğurabilmek için fiziksel formundan vazgeçmiştir.Desistiu de sua forma física para dar à luz Steven.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Seria uma desculpa para desviar o olho da tela e assistir a algo mais".
Ermenilerin çoğu direnmekten vazgeçti ve Roma tarafından atanacak bir prensi kabul etme kararı aldı.Nesta época, a maioria dos armênios já havia abandonado a resistência e aceito príncipe imnposto por Roma.
Ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçti.Porém, ele próprio se afastou desta opinião posteriormente.
İskoçya bütün toprak iddialarından 1237 yılındaki York Antlaşması'ndan sonra vazgeçmiştir.A Escócia renunciou a todas as reivindicações à região como parte do Tratado de York (1237).
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.No pontilhado, a Prússia retirou a sua alegação de liderança sob os Estados alemães.
Şehri hemen kuşatmaya aldılar, ancak bir süre sonra bundan vazgeçildi.O campesinato, porém, via-os com ressentimento e considerava-os rivais.
Fakat Joseph, annesinin ısrarlarına rağmen iddialarından vazgeçmedi.Contra a insistência da sua mãe, José II não desistia da sua reivindicação.
Dîvân-ı Hümâyûn çavuşları ve tezkireciler de Dîvân’da vazîfeliydiler.Havia ainda os salões (do Carmo e de São José) para homens e mulheres.
Vazgeçmeye çabalamak yerine bu halde kalmayı tercih edebilir.Ela iria preferir acabar do que se comprometer.
Bu durum, kozmologların devinimli (döngüsel) evren modelinden vazgeçmelerine neden oldu.Estes argumentos fizeram que os cosmólogos abandonassem o modelo de universo oscilante.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Nesse momento Ken ouve rumores sobre uma organização misteriosa.
Boeing 1993'te bu tasarımından geliştirmesinden vazgeçerek 747'yi güncellemeye odaklanmıştır.Em 1993, a Boeing decidiu não prosseguir com o desenvolvimento deste conceito, focando em atualizações do 747.
Agathion, vazoyu aç!Sr. Gorbachev, abra este portão!
Bu oluşumda eğitim birinci ve vazgeçilemez şarttır. (...)Então, é sobre a inspiração e nunca desistir. (...)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod