Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun esas nedeni buluntuların büyük çoğunluğunun firavun mezarları, cenaze gemileri ve vazolar olmasıdır.У фараона было много жён и сыновей.
Ayrıca, 2014 yılında Sıla'nın Yeni Ay albümünde yer alan Vaziyetler isimli şarkının video klipinde oynadı.Также в клипе присутствует сама группа Blue October, выступающая в гостиной этого дома.
Vazifesini bırakmasını bilirse şerefli bir iş yapmış olur" dedi.И если ты найдёшь нужным ещё что-либо исправить, то исправляй».
1949'dan 1956'ya kadar "Ivan Vazov" ulusal tiyatrosunda birden fazla oyun da oynadı.С 1949 до 1956 года она выступала на сцене Национального театра Ивана Вазова.
Kubbe, zamanla cami mimarisinin vazgeçilmez bir unsuru haline geldi.Практически сразу становится непримиримым врагом Спинка.
20 Eylül 2013 tarihinde NASA artık uzay aracıyla bağlantı kurma çabalarından vazgeçti.2011 г. 2 декабря — Европейское Космическое Агентство прекращает попытки связаться с аппаратом.
Ceset tanınmaz bir vaziyettedir.Тело, не знающее печали.
Fakat Albert, ölse bile hayalinden vazgeçmeyecektir.Но не была бы она сама собой, если бы отказалась от мечты.
Bir süre sonra şeyhi tarafından hilafet ve irşad ile vazifelendirilmiştir.Позже и к нему пришли богатство и популярность.
Kalanlar Ebrehe de içlerinde olduğu halde perişan bir vaziyette Yemen'e doğru kaçtılar.Иудеи выпускали пустыню козла («козла отпущения»), который должен был унести с собою все грехи людей.
Fakat savaşdan vazgeçmemişti.Но он не прекратил борьбу.
İnsanlar kendi istekleri ile dahi bu haklardan vazgeçemezler.Даже сами граждане не могут отказаться от этих прав.
Kana kana iç vazonda!Пойдем копать картошку!
İki çeşmesinden biri restorasyon görmüş diğeri bakımsız vaziyettedir.Из окна они видят двух мужчин, один из которых по-видимому болен.
Spielberg, Yağmur Adam ve Büyük filmlerini çekmekten vazgeçmişti.Из-за преданности картине Спилберг отказался снимать фильмы «Большой» и «Человек дождя».
Buna rağmen Monty, içinde bulunduğu vaziyeti çok da önemsememektedir.Однако Моника не довольна тем, как теперь стоят вещи.
Ama II. Dünya Savaşı'ndan sonra her ikisinden de vazgeçerek fotoğrafçılığa başladı.С началом Второй мировой войны они теряют друг друга из виду.
Vazifesi kurbanlar sayesinde tanrıların yaşamasını temin etmekti.При этом полагалось в благодарность Богу принести жертву.
Şimdi vaziyeti düşünün.Подумайте об этом, пожалуйста.
SpaceX Omelek'ten Falcon 1'i kullanmayı bırakınca vazgeçmiştir.SpaceX начала запуски ракет Falcon 1 с Омелека в 2006 году.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Кузьма утешает несчастную Глашу.
Elma ve yeşillik ile vazo., 1872.Византия и печенеги. — 1872.
Daha sonra bu karardan vazgeçildi ve şarkı albümde "Yaklaş Yaklaş" ismiyle yer aldı.Но это мнение быстро изменилось, когда он вошёл в так называемый «клуб».
36 kişinin öldüğü kazadan sonra bu taşımacılık yönteminden vazgeçildi.После окончания войны от этого вида транспортировки умерших окончательно отказались.
Station wagon modeli ise VAZ-2102 olarak bilinmektedir.Семёрка — неофициальное название автомобилей ВАЗ-2107.
Ancak arkadaşları onu bu fikrinden vazgeçirdi.Но его родственники отговорили его от этого намерения.
Fakat köstebek istihbaratları vermekten vazgeçer.Рёсслер отказывается выдать своих информаторов.
Çocuklarına öğretmeyen, onlara karşı dînî ve insânî vazîfesini yapmamış olur.К своим ученикам была внимательна, не жалела для них времени и средств.
Bununla beraber İslâm vergi sistemi, birdenbire ve topyekûn vaz' edilip uygulama sahasına konmamıştır.Однако он никогда не нажил богатства и вел простую жизнь.
Bunun üzerine Li Şimin, bu saldırıdan vazgeçti.Ли не стал настаивать на продолжении атаки.
Fakat Dead Man'in çabuk vazgeçeceği yoktu.Гость, однако, не торопится уходить.
Bu yüzden Vazgeçemediğim'de hem Garip'teki şiirlere benzer şiirler hem de onlardan ayrılan şiirler yer buldu.Конечно, я не мог упустить такой случай послушать стихи и познакомиться.
Birbirleriyle dalga geçmek, vazgeçilmez huylarındandır.Все они без стеснения выказывали привязанность друг к другу.
VAZ-2103, AvtoVAZ tarafından 1972-1984 yılları arasında üretilen bir alt orta sınıf otomobil modelidir.С 1972 по 1984 производилась «люксовая» модель ВАЗ-2103.
Bu suretle ülke kendi kaderine terk edilmiş vaziyettedir.С этой страной оказалась связана вся его дальнейшая судьба.
Fakat Jin'in yaptığı sevgi dolu hareketi görünce kararından vazgeçer ve Jin'le birlikte uçağa biner.Именно из-за того, что его локомотив король решил ликвидировать, отправляется путешествовать с Джимом.
Bir an olsun düşüncelerden vazgeçsen ne olur?Что будет, если отказаться от этого условия?
Bismarck'ın ardılları onun dış politika ilkelerinden hemen vazgeçtiler.Преемники Екатерины критически оценивали принципы её внешней политики.
Evi İsviçre'de olmasına rağmen, Fransız vatandaşı olmaktan asla vazgeçmedi.Хотя Шаплен не имел французского подданства, постоянно проживал во Франции.
Santral diabetes insipidus (SDI), vazopressin hormonu (antidiüretik hormon) eksikliğinden kaynaklanmaktadır.Голодание снижает экспрессию аквапорина независимо от вазопрессина (антидиуретического гормона).
Ormanın içinde harabe vaziyette tarihi kale vardır.На территории леса находится древнее жертвенное место.
Parayı bulan Arezou sonradan gitmekten vazgeçer.Поклонники в любой момент могут прекратить финансирование.
Mayının Ki.Z.43 fünyesi toprağın üzerinden dışarıya çıkmış vaziyette duruyordu.94-му погранотряду пришлось отступать на другой рубеж.
Fakat sonra bundan vazgeçtiler.После этого они отступили.
Ana madde: Asla Vazgeçmem bölümleri listesi - Asla VazgeçmemСдаться — значит никогда не вернуться домой.
Simav cephesinde de vaziyet iyi değildi.Не все спокойно было и в Куэ.
Beyaz eldiven ve siyah bir şapka (veya kep) locker’ın vazgeçilmez kostümleridir.«Фристайл» без белых перчаток и синих шаровар (неопр.).
Neig, o Schöne Knospe, (şarkının metni: Mirza-Schaffy Vazeh).Сили ́цкий, Вита ́лий Вячесла ́вович (белор.
O bize çıktı ve dedi ki: "Ben bu hayattan vazgeçmeye karar verdim.Командир ответил: Я только знаю, что мы должны выбраться отсюда.
Zune Pad-dan bu modelde vazgeçildi.Так Оби-Ван ушёл в изгнание.
Sancağın muhafazası Silahlı Kuvvetlerin mukaddes vazifesidir.Кроме того, запланировано усиление охраны границы вооружённым спецназом.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Не репрессировалась.
Sadece bir adet Jagdpanther çalışır vaziyettedir.Работал только один узкоболваночный цех.
Fakat Vehip Paşa vazgeçmez.Однако, и на этом достижении Пикабиа не останавливается.
Albay von Hippel, geminin terk edilmesini emretti ve saat 09.07'de Midilli kıç üzerine dik vaziyette battı.أمر العقيد هون هيبل بترك السفينة، و غرقت بصورة مستقيمة على مؤخرة السفينة في الساعة 09:07.
Robert, diplomasi yöntemiyle, Alton Antlaşması'nda İngiliz tacı ilgili talebinden vazgeçti.روبرت أجبرت الدبلوماسية على التخلي عن مطالبته للعرش الإنكليزي في المعاهدةالتون.
İttihat ve Terakki'nin ilim şubesinde vazife yaptı.وَقَرَأَ سَعِيد بْن جُبَيْر " لِوَالِدِي " بِكَسْرِ الدَّال عَلَى الْوَاحِد .
Tüm bu duygular Picasso’nun o zamanki kötü vaziyetini ve toplumun haline yönelik eleştirisini yansıtmaktadır.كل هذه المشاعر تعكس مأزق بيكاسو في ذلك الوقت وانتقاده لحالة المجتمع.
1992 - Boris Yeltsin, Rusya'nın nükleer füzelerinin Amerikan şehirlerini hedef almaktan vazgeçeceğini duyurdu.1992 - الرئيس الروسي بوريس يلتسن يعلن بأن روسيا ستتوقف عن استهداف المدن الأمريكية بالأسلحة النووية.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.فهو في بعض الأحيان ليس بالأمر الممتع.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod