Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Örnek olarak, evrimsel düşünce yaşam tarihi teorisinin vazgeçilmezidir.Por ejemplo, el pensamiento evolutivo es fundamental para la teoría de las historias de vida.
Bazı durumlarda firmalar pazara girmek istese bile birtakım engellerden dolayı girmekten vazgeçebilirler.Estos a su vez pueden llegar a salir del hoyo si no encuentran obstáculos.
Vazo boyama ve heykel sanatına duyduğu ilgi, onun yaratıcılığına da katkıda bulunmuştur.Su amor para el océano y sus criaturas también se refleja en su arte.
Fakat Cem boşanmaktan son anda vazgeçer.Ahora, muchas parejas terminan en divorcio.
Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.Sin embargo, la flota sufrió graves daños producidos por las tormentas y se vio obligada a retirarse.
Bir başka deyişle aynı dili konuşamayan iki ağ arasında tercüman vazifesi görür.En otras palabras, facilita la comunicación entre personas que no hablan el mismo idioma.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Se siente intimidado con frecuencia.
Ancak, onu yok etme amacından vazgeçmediler, ona bir tuzak kurmaya kara verdiler.Eran abundantes y nadie se quedó sin ellas; pero les había agregado moscas cantáridas.
Bu vazifesine 1890'lara kadar devam etti.Continuó en su cargo hasta el año 1890.
Hilmi Özkök'ün demokrasiden yana tavır koyması üzerine vazgeçtiği yazıyordu.Stresemann escribió al respecto: No podíamos unirnos a la socialdemocracia.
Çok külfetli olduğu için bundan vazgeçilmiştir.Fue eliminada por ser demasiado extensa.
"Geyik Muhabbeti"nde de vaziyet aynen böyle oldu.Al parecer también fue este el caso de Las Golondrinas.
Keçi peyniri ise Emet pazarının vazgeçilmezidir.Mercado del queso, sitio Las Bocas.
Bu grup homojen bir topluma kendi kimliklerinden vazgeçerek ulaşmayı amaçladı.Intentamos participar en una sociedad íntegra en sus divergencias.
Döşeme işini bıraksa da tam olarak vazgeçememiştir.Eliminarlo no solo se acabaría su labor de contención.
Bu mektupta, padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe ödeneceği belirtiliyordu.En esta ocasión exigió un préstamo forzoso, entregándosele un millón de pesos.
Fakat sadarete geçince Şirvanizade bu anlaşmayı uygulamadan vazgeçmişti.Sin embargo, una vez pasado el peligro, renegaron del compromiso.
Yapıdan geriye kalan semahanesi uzun müddet harap vaziyette idi.La mayor parte de lo que el hombre ha construido desde hace mucho tiempo se destruyó.
Şimdi ise tamamen vazgeçilmiştir.Hoy por hoy, completamente abandonado.
Chris zenginlikten vazgeçememektedir.Cuando Chris se niega a cumplir.
Tom Mary hakkında düşünmekten vazgeçemez.Tom non riesce a smettere di pensare a Mary.
Biz plandan vazgeçtik.Abbiamo rinunciato al nostro piano.
Et yemekten vazgeçtim.Ho smesso di mangiare la carne.
Seni aramak istedim ,ama bunu senin istemediğinin düşününce sonunda seni aramaktan vazgeçtim.Volevo telefonarti, ma pensando che tu non volessi, alla fine ho rinunciato a chiamarti.
Tom vazgeçmiyor.Tom non si arrende.
Bazarov inadından vazgeçerek aşkını itiraf ediyor fakat Odintsova tarafından kaba bir biçimde reddediliyor.Bazarov, mettendo da parte la caparbietà, confessa il suo amore, ma viene bruscamente respinto da Odintsova.
Hayallerinden asla vazgeçme.Non rinunciare mai ai tuoi sogni.
Sana kızsam da seni sevmekten vazgeçemiyorum.Anche se mi arrabbio con te non smetto di amarti.
Neden vazgeçmiyorsun?Perché non rinunci?
Tom vazgeçmek istemedi.Tom non voleva arrendersi.
Özellikle, Freud’un kendisi 1800lerin sonunda bu teoriden vazgeçmiştir.È tuttavia degno di nota che lo stesso Freud abbandonò questa teoria alla fine del 1800.
Artık vazgeçiyor musunuz?” denilmektedir.Cosa ti ha fatto abbandonare i tuoi compagni!".
Şehri hemen kuşatmaya aldılar, ancak bir süre sonra bundan vazgeçildi.Si impadronì della città e se ne proclamò unico signore.
Bu kaplar ölünün baş ve ayakucuna bırakılmış vaziyettedir.In essa si fondono il vivo e il morto.
Bu yaklaşımın bir parçası olarak ICR’de Araştırma Direktörü vazifesini üstlendi.Nel quadro di questo approccio, svolse la mansione di Direttore degli Studi dell'ICR.
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio progettava sempre le sue ville in funzione dell'ubicazione.
Onur yönünde bizi ilerleten bu bayrak için, Anavatanı selamlayın ve vazgeçmeden söyleyin!Intorno a questa bandiera, all'onore che ci porta, Salutiamo la patria e cantiamo senza sosta!
Birinci vazifen ...(EN) Amore al primo...
22 Eylül 1935'te Kızıl Ordu hizmet kategorilerinden vazgeçti ve rütbe sistemine dönüldü.Il 22 settembre 1935 l'Armata Rossa eliminò il servizio di categoria e introdusse i gradi personali.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Alla fine le accuse vennero ritirate.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kebir Camii terk edilmiş vaziyette kalmıştır.Dopo la seconda guerra mondiale, Kebir-Jami è rimasta in uno stato di abbandono.
Son projelerinden biri Atlas Vazgeçti'nin bir televizyon uyarlamasıydı.Uno dei suoi ultimi progetti era di lavorare ad una riduzione televisiva di Atlas Shrugged.
Günümüzde ise bu isimden de vazgeçilerek Ulubahçe adı verilmiştir.In questo periodo è ancora solito firmarsi con il vero nome.
En kötü zamanda bile eğlenmekten vazgeçmez.Il giovane però non riesce a divertirsi.
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.In questo Trattato la Prussia abbandonò le sue pretese di guidare gli stati germanici.
Nedense, bilinmeyen bir sebepten ötürü Bieber, şarkıyı film için kaydetmekten vazgeçti.Per motivi sconosciuti, è stato scelto Justin Bieber per registrare la canzone per il film.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Spesso tende a preoccuparsi.
Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir.Aspettatevi la nostra totale mobilitazione.
Salma, yelkenli teknenin vazgeçilmez bir parçasıdır.GM: Non possiamo salvare la nave.
Gazetecilikten vazgeçmedi.Non abbandonò mai l'attività giornalistica.
Mustafa İtalyan kızından iyi bir ders almıştır; İtalyan kızlarına olan zaafından vazgeçer.Mustafà si dichiara pronto a tornare all'amore della moglie: basta con le italiane.
Albümün çıkış parçası Vazgeç Gönül'dür.Segue l'uscita dell'album La mia risposta.
Gemiler askerî birliklere erzak sağlamak için vazgeçilmez unsurlardı.Le navi erano vitali per rifornire le truppe.
Vazodaki figürlerin hemen hepsi tören için bir şeyler yapmaktadır.Fuori, tutti stanno facendo i preparativi per la fiera.
Herkesi ikna etmekten vazgeçmeli Başbakan.Dale incomincia a cercare di convincere tutti a cambiare idea.
Agathion, vazoyu aç!Mr. Gorbačëv, apra questa porta!
Bunun üzerine Kratos, Ares'e hizmet etmekten vaz geçer.Ciò supporta che l'Assassino sia al servizio di Ade.
Bazen istekten ziyade niyet veya plan bildirir: Şu vazoyu masanın üzerine koyayım.Compiuta la Scartata lo Scartatore annuncia “L'HO FATTA”, battendo le nocche sul tavolo.
Bu vazifeden Anadolu kazaskerligine atandı.È separato da quest'ultimo dall'Agassizjoch.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Infine accetta di lasciare il passato alle spalle e sposarlo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod