Ana içeriğe geç
Sözlük

vaz ile cümle

vaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Helvetler bu yolu takipten vazgeçtiler.Les noirs abandonnent après ce coup.
Düz olan üst kavkı (kabuk) kapak vazifesi görmektedir.Pour le gril costal, voir Côte (os).
Kulüp lokali günümüzde Kooperatife aitken Esence Stadyumu da atıl vaziyettedir.C’est encore aujourd’hui un syndicat au niveau municipal en termes de représentation.
Atlas Vazgeçti'nin ana teması "insan aklının toplumdaki rolü" dür.D'après l'auteur elle-même, Atlas Shrugged a pour thème « le rôle de l'esprit humain dans la société ».
Avusturya bu bölgeler üzerindeki iddialarından istisnasız vazgeçti.L'Autriche renonce à ses prétentions sur la Belgique.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Les accusations sont finalement abandonnées.
Bu sayede kralın kayıtsız sultası kalkmış, kral ve derebeylerin karşılıklı vazifeleri belirlenmişti.Seul l'ordre de la noblesse était à peu près partagé entre ligueurs et candidats du roi.
Bu nedenle Henry Tudor İngiltere'ye dönme planından vazgeçmek zorunda kaldı.Tom évoque de nouveau son désir de quitter l'Angleterre.
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.Il doit repousser une tentative d’invasion de René d’Anjou.
Evine dönmekte olan Kadı bir vazoyu kıran köleye dayak attırmaktadır.Il est interdit de ramener un esclave en fuite à son maître.
Ağabeyinin kendi hakkından vazgeçmesi üzerine, veliaht olarak Sırbistan'daki ailesinin yanına gitti.Son frère Đurađ repart quant à lui en Serbie.
Ancak Kornilov’un kendisini de tasfiye edeceğinden korkarak plandan vazgeçer.Il convainc même Corneil que ses maîtres vont l'abandonner.
Fakat politik sebeplerden ötürü bundan vazgeçildi.Ce dernier, pour des raisons de politique, s'y oppose.
Çalışmalarından vazgeçtikten sonra kendisi sürüş öğretmeni oldu.Retiré de l'enseignement, il est désormais conducteur de train.
Her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeç.Il s'agit de tout régler, tout vérifier.
Daha sonra Trish bu kılığı kullanmaktan vazgeçer.Machach quitte alors le vestiaire.
Kısa bir sürede ünü tüm Kars`a yayılıp düğünlerin vazgeçilmez ozanı oldu.Il disparut peu avant de pouvoir fêter leurs noces de diamant.
Eylül 1870'te ise, ablukadan tamamiyle vazgeçildi.Mais en 1899, elle devint complètement aveugle.
Yumuş, iş, görev, vazife.Besatzung, Arbeit, Folgen.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.On conçoit la frayeur qui règne à cet instant.
Bu arada HAL onu vazgeçirmeye çalışmaktadır.Paul tente de l'en dissuader.
Sabancı Holding ise ihaleye katılmaktan vazgeçti.Cependant le candidat aragonais a renoncé à siéger.
Ancak Kasım 2009'da İngiliz ekibi bu transferden vazgeçtiğini açıkladı.En 2009, les équipes anglaises n'ont pas pu faire le déplacement.
Carrie Grant, "Ben Asla Vazgeçme" nin başarısızlığına değindi.Corey Hart pour Never surrender.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Et si tu veux pas l'avaler, tu la recraches sur le chemin.
Bu defa ki vazife süresi 2 yıl sürer.Celle-ci durera 2 années période de deux ans.
Kış sporunun vazgeçilmez adresi Uludağ, Bursa'nın 36 kilometre güneyinde yer almaktadır.La fraîcheur hivernale rappelle souvent la neige du Moyen Atlas à 40 km au sud de la ville.
1975 - İspanya, Batı Sahra'daki egemenlik hakkından vazgeçti.En 1975, après la mort de Franco, l'Espagne quitte le Sahara occidental.
Oyun, karakterlerin değişmeyen durağan bir vaziyette yaşadıklarını vurgular.Le rôle joué par les ouvriers semble être celui d’une figuration passive autant que muette.
Bazı kişilerin karşı propagandasıyla halk tereddüt etmiş ve vaziyeti iyice kavrayamamıştı.Le Peuple a devancé la Chambre, qui hésitait.
En büyük olmak onun vazgeçilmezidir.La plus grosse erreur est de la lui enlever.
Nedense, bilinmeyen bir sebepten ötürü Bieber, şarkıyı film için kaydetmekten vazgeçti.Cependant pour une raison inconnue, Sony a annulé le projet.
Agathion, vazoyu aç!Weilan arrive à ouvrir la boîte.
Böylece, komite tek erkekler için karşılık gelen kontenjanından vazgeçti.Elle obtint le retrait des envahisseurs contre le paiement d'une rançon.
Vazoyu beni rahatsız etmek için kasten kırdı.Ella rompió el florero a propósito para molestarme.
Sigara içmekten vazgeçtim.He dejado de fumar.
Sigara içmekten vazgeçmelisin.Deberías dejar de fumar.
O nadiren vazgeçer.Casi nunca se rinde.
Tom vazgeçmeyi reddetti.Tom no quiso rendirse.
Vazo masadan düştü ve paramparça oldu.El florero se cayó de la mesa y se hizo añicos.
Sadece vazgeçtim.Sencillamente me rendí.
Asla vazgeçemeyeceğin bir yiyecek nedir?¿Cuál es una comida a la que nunca renunciarías?
Tom vazgeçmek istemiyor.Tom no se quiere dar por vencido.
Bence vazgeçmeliyiz.Creo que deberíamos rendirnos.
Ben senden vazgeçmedim.Yo no te abandoné.
Tom vazgeçmeye karar verdi.Tom decidió rendirse.
Tom vazgeçmemeye karar verdi.Tom decidió no rendirse.
Beni aramaktan ve bana mesaj atmaktan vazgeçmeyecek.No va a dejar de llamarme y de mandarme mensajes.
O vazgeçti.Se rindió.
Belki aşk romanları okumaktan vazgeçmelisin.Quizá deberías dejar de leer novelas románticas.
Tom'un vazgeçmesini istemiyorum.No quiero que se rinda Tom.
Tom'un niye vazgeçtiğini bilmiyorum.No sé por qué se rindió Tom.
Asla vazgeçmemeliydik.No deberíamos habernos rendido nunca.
Vazgeçmemiz için çok geç.Es demasiado tarde para rendirnos.
Ne olursa olsun vazgeçmemelisin.No deberías rendirte pase lo que pase.
Yatağa atlamaktan vazgeç.Deja de saltar en la cama.
O ev alma fikrinden vazgeçti.He renunciado a la idea de adquirir una casa.
Her şeyden önce vazife.El deber antes que todo.
Çiçekleri Ana'nın hediye ettiği vazoya koyacağım.Pondré las flores en el jarrón que me regaló Ana.
Bu, dahası, insanın hayatta kalmasının vazgeçilmez önceliğidir.Esa es, además, la premisa indispensable de la supervivencia humana.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod