Neden vazgeçmem gerekecek?What am I going to give up?
Şimdi 40 duttan vazgeçmem gerekecek.Well now I am going to give up 40 berries!
Şimdi 60 duttan vazgeçmem gerekecek.Well I'm going to give up 60 berries.
Günde bir tavşan daha istiyorsam 80 duttan vazgeçeceğim.So if I want yet another rabbit every day, then I'm going to have to give up 80 berries.
Her ekstra tavşanı yakaladıkça birim başına daha fazla duttan vazgeçiyorum.Every time I try to go after another incremental rabbit, I'm giving up more and more berries.
Pek fazla duttan vazgeçmenize gerek kalmadı.You're not giving up a lot in terms of berries.
Yani yaklaşık 20 kadar duttan vazgeçiyorsunuz.So you're only going to give up about 20 of them.
Tavşan başına vazgeçtiğiniz dut sayısı artıyor.You're giving up even more of the berries per unit - rabbit.
Ama vazgeçmeye karşı koymaksa zordur.But resisting temptation is hard.
Çünkü beş dolardan vazgeçmek hiç de kolay değildir.Because it's not that easy to get rid of five dollars.
Testimi geri verene kadar vazgeçmeyeceğim. Dışarıya çıkmayacağım.I am not going to leave, until you give me my exam.
Her şeyden vaz mı geçtin?Did you really give up everything?
Vazgeçtin sanmıştım... ...ama aramana şaşırdım.I had given up. I was shocked you called.
Yolcu camından uzanmış bir kol, size nişan almış vaziyette.There's an arm sticking out of the passenger side and pointed back at you.
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Hurry up, hurry up.
Bu, geleneksel kanser tedavisinden vazgeçme anlamına geliyor.This is a radical departure from traditional cancer therapy.
Sunbae? sakın kaçma bırak gideyim hayır. şimdi vazgeçemezsin.-Sunbae? <BR> -Don't escape. - Let me go. <BR>- No! You can't back off now.
Bunu 60larda da denemişlerdi ama çok akıllıydılar ve vazgeçtiler.They tried this back in the '60s and were too smart, and so they gave up.
Şimdi, neden vazgeçtiysen bunun üç katı diğer kişinin hesabına geçecek.Now whatever you give up gets tripled in the other person's account.
Ve siz şimdi benden bu paradan vazgeçip, başkasına göndermemi mi istiyorsunuz ?And now you want me to give up this money and ship it to a stranger?
- Yok yok, tokum ben.Hem benim vazifem var.- No, no. I am not hungry and I am on duty now.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.And as a result, they lose their gifts, or worse, they stop playing altogether.
Ve hiç kimse onlardan vazgeçemez.Nobody would want to give them up.
Bende kesinlikle uçağımdan ,.. ...hummerımdan yada Porschemden vazgeçmek istemem.And I certainly wouldn't want to give up my airplane, or my helicopter, or my Humvee, or my Porsche.
Ben de birkaç kez denedim bu probleme baktım, ve sonunda vaz geçtim.I tried this a couple of times and looked at this problem and gave up on it.
Walt Whitman'ın bir seferinde dediği gibi, "Ah, senin için her şeyden vazgeçebilirim."As Walt Whitman once said, he said, "Oh, I would stake all for you."
"ABD'de artık yeni avukata ihtiyaç yok." fikrimi değiştirmeye çalıştı ama sonunda vazgeçti.You know, we don't need another lawyer in the United States."
Harika, vazgeçmiyorsunuz.Blimey, you dont give up, do you?
Tüm çiftlik işlerinden vazgeçmek zorunda kaldı.He had to forgo all the farm activities.
Salak olduğunu düşünmekten vazgeç ve herşey yoluna girecek.Stop thinking you're stupid, and everything will be alright.
Benden vazgeçemediğini... ...ve benim yüzünden yalnız kaldığını bildiğim için.Because I understand you, who couldn't let go of me, who was lonely because of me.
Ve bazıları artık yaratıcı olduklarını düşünmekten vazgeçmişler.And some opt out thinking of themselves as creative at that point.
Bana, asla pes etmeyeceğini söyle. Asla vazgeçmem.Tell me you've never let anybody down before.
Biraz daha yaklaştığımızda kocaman bir fil gördük, yüzü kesilmiş, yan yatmış vaziyetteydi.And as we got closer, there was a great bull elephant, resting on its side, with its face cut away.
Ve düşündüm, hayallerimi böylesine kolay vazgeçilebilir kılan neydi?And I wondered, what made my dreams so easy to dismiss?
"asla yeterince iyi değilsin" -- ve, ondan vazgeçirebilirseniz,"never good enough" -- and, if you can talk it out of that one,
Yani demek istediğim, bir tavşan daha yakalamak istiyorsak, neden vazgeçmeliyim?If we try to catch more rabbits
Üç gruba ayrılmışlar. bir vazonun üzerinde aynı hat üzerine yapılmış resimler gibi düşünebilirsiniz.In fact, this painting is really linear.
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Beyond this hand is a world of Vaseline.
Gözlerinizin önünde vazelinden bir perde varken bunu görmeye çalıştınız mı hiç?Have you ever tried to see that if you have Vaseline in front of your eyes?
Olmayacak, vazgeçtim ben!It isn't,I'm giving up!
İnsanlığın 300 yıllık ilerlemesinden, bu süreçten ve umuttan vazgeçiyorsunuz.You're giving up on 300 years of human progress and human hope and all the rest of it.
Peki bizim vazifemiz ne?What is our mission?
Ya Michael Jordan vazgeçseydi?What if Michael Jordan had quit?
Aslında vazgeçti. Yok, emekli oldu.Well, he did quit.
Ama ondan önce, lisedeyken Takıma giremediğinde vazgeçseydi?But before that, in high school, what if he quit when he didn't make the team?
Burda vazgecemedigim birsey varsa oda sensin.If there is something here that can't be so easily thrown away... it's... you.
Bizim barışa itiyacımız var ve liderlerimiz de barış sağlanmadan vazgeçmeyeceğimizi bilmeliler.We need peace, and we need our leaders to know we will not rest until there is peace.
Değişken olarak genellikle "iks" kullanılır. Ben de o yüzden... Aslında, vazgeçtim.And I'll do it generally where I just take a variable x, and I say-- well, no, no.
Napolyon ise bu sebepten dolayı Kuzey Amerikadan vazgeçiyor.Napoleon essentially gives up on North America.
Napolyon... bu yüzden Kuzey Amerikadan vazgeçiyor.Napoleon...so Napoleon gives up North America.
Bende Haitiden vazgeçiyorum.I'm giving up on Haiti,
Madem öyle o zaman bende tüm kıtadan vazgeçerim.Let me just give up on the entire continent.
Napolyon, İngiltereye deniz yoluyla saldırmaktan vazgeçmişti.So what he does is he takes his troops that.. He had given up on actually attacking Britain by sea.
Napolyon un orduları İngiltereye saldırmaktan vazgeçmişlerdi.So he had troops here that he had given up on actually attacking Great Britain.
İnsanlıktan çıkmış vaziyettesin !You are no longer a human being
Ben... sanırım artık ondan vazgeçeceğim.I... think I'll just give up now.
Geçen 10 gün cehennemde gibi görünmesine rağmen vazgeçti!In the last 10 days she looks like she's been through hell and back!
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Tell her there's no hope and to give up.
Sonunda kitaptan vazgeçtim ve daha sonra Chris bir konferansta konuşmamı istedi.And I eventually abandoned the book, and then Chris called me to talk at the conference.