- Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.Ovatko kaikki valmiina?
- Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.Připraveni?
- Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.Siete tutti pronti?
- Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.Ste vsi pripravljeni?
- Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.Όλοι είστε έτοιμοι;
Her neyse sert demişken. Bilirsiniz, 40'a varmak. Vay canına.この年だと立ち上がるだけで
Hey, ara verip şu manzarayı görmeye gelmelisiniz. Vay canına.I burde komme op og se det her.
Hey, ara verip şu manzarayı görmeye gelmelisiniz. Vay canına.Jullie moeten eigenlijk even kijken.
Hey, ara verip şu manzarayı görmeye gelmelisiniz. Vay canına.Měli byste se mrknout na tohle.
Hey, ara verip şu manzarayı görmeye gelmelisiniz. Vay canına.Ni borde komma och titta på det här.
Hey, ara verip şu manzarayı görmeye gelmelisiniz. Vay canına.Κάντε ένα διάλειμμα κι ελάτε να δείτε κάτι.
Hey, ara verip şu manzarayı görmeye gelmelisiniz. Vay canına.Прекъснете за малко да погледнете това.
Hey şaka yapıyorsun, vay be, televizyonu götürmüşler!Aaa, vy musíte.. Skvělé! Oni mě okradli! Charlie!
Hey şaka yapıyorsun, vay be, televizyonu götürmüşler!Ah, grand. Ils m'ont volé.
- Houston, duyuyor musunuz? - Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.Er alle klar?
- Houston, duyuyor musunuz? - Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.Is iedereen klaar?
- Houston, duyuyor musunuz? - Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.Vous êtes prêts ?
- Houston, duyuyor musunuz? - Herkes gitmeye hazır mı? Vay canına.هيوستن هل تسمعنى؟ هل الجميع مستعدين للخروج؟
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Als ich diese afrikanischen Fraktale zuerst sah, dachte ich:
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Amikor először láttam azokat az afrikai fraktálokat, azt gondoltam:
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Cuando vi por primera vez esos fractales africanos, pensé: "¡Guau!
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Gdy pierwszy raz zobaczyłem te fraktale z Afryki, pomyślałem "Niezwykłe!
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Quando vidi per la prima volta quei frattali Africani, pensai:
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Quando vi pela primeira vez os fractais africanos, pensei:
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Toen ik deze Afrikaanse fractals voor het eerst zag, dacht ik:
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Когато за пръв път видях тези африкански фрактали си помислих:
İlk defa Afrika fraktallarını gördüğümde Vay be!Когда я впервые увидел эти африканские фракталы, то подумал:
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.A ako sa rútime dolu, tak som si uvedomil, wow, umieranie nie je strašidelné.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.A když jsme padali, měl jsme pocit že, wow, umírání není děsivé.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.Dan saat kami turun, saya merasakan, wow, mati itu tidak menakutkan.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.E enquanto íamos descendo, eu tive a sensação de que morrer não era assustador.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.E mentre andavamo giù ho avuto questa sensazione, wow, morire non fa paura.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.És ahogy közeledünk, az az érzésem támadt, hogy a halál nem félelmetes.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.Et alors que nous descendions, j'ai eu un sentiment de, wow, mourir n'est pas effrayant.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.In ko smo se spuščali, me je spreletel občutek, vau, umiranje ni strašno.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.În timp ce ne prăbușeam, am avut sentimentul că moartea nu este înfricoșătoare.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.우리가 추락하고 있을 때, 이런 느낌이 들었어요. 와, 죽는 것은 두렵지 않아.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.När vi var på väg ner, kände jag, wow! Att dö är inte skrämmande.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.Og mens vi var på vej ned havde jeg en følelse af at, wow, det er ikke skræmmende at dø.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.Terwijl we omlaag kwamen, had ik het idee van: "wow, doodgaan is niet eng."
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.Và khi chúng tôi đi xuống, tôi có cảm giác, wow, chết không thực sự đáng sợ.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.Während wir abstürzen, hatte ich dieses Gefühl, Mensch, zu sterben ist nicht furchterregend.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.W miarę gdy schodziliśmy coraz niżej, miałem uczucie: wow, umieranie nie jest wcale takie straszne.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.Y mientras bajábamos, tuve la sensación de, wow, morir no da miedo.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.Και καθώς πέφτουμε, Είχα ένα αίσθημα, ουάου, το να πεθαίνεις δεν είναι τρομακτικό.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.И докато падахме, имах чувството, че уау, да умреш не е страшно.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.И пока мы падали, Я вдруг осознал, что умереть не страшно.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.І поки ми продовжували зниження, я раптом відчув: ти диви, виявляється, помирати не страшно.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.ובעת נפילה, היה לי תחושה של, וואו, למות זה לא מפחיד.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.و أثناء السقوط كان لدي الشعور، يا ألله، الموت ليس مخيفاً.
İnişe geçerken bir şey hissettim, vay canına, ölüm korkunç degildi.感じたのは 「死ぬのは怖くない」ということです もとから心づもりがあったかのようです
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››A Syn človeka síce ide, tak ako je uložené, ale beda tomu človekovi, ktorý ho zrádza.
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››A Syn zajisté člověka jde, tak jakž jest uloženo o něm, ale běda člověku tomu, kterýž ho zrazuje.
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››Con người đi, theo như điều đã chỉ định; nhưng khốn cho người nầy phản Ngài!
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››Con_người đi , theo như điều đã chỉ_định ; nhưng khốn cho người nầy phản Ngài !
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››És az embernek Fia jóllehet, elmegy, mint elvégeztetett: de jaj annak az embernek, a ki által elárultatik!
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››For Menneskesønnen går vel bort, som bestemt er; men ve det menneske ved hvem han blir forrådt!
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››Il Figlio dell'uomo se ne va, secondo quanto è stabilito; ma guai a quell'uomo dal quale è tradito!»
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››인자는 이미 작정된 대로 가거니와 그를 파는 그 사람에게는 화가 있으리로다 하시니
İnsanoğlu, belirlenmiş olan yoldan gidiyor. Ama Ona ihanet eden adamın vay haline!››Le Fils de l`homme s`en va selon ce qui est déterminé. Mais malheur à l`homme par qui il est livré!