Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Điều này dẫn đến nhân tố cuối cùng, là giáo dục
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.En dat brengt mij bij het laatste element, onderwijs.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Ezzel eljutottunk az utolsó elemhez, ami az oktatás.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Ini membawa saya ke elemen terakhir, yaitu pendidikan.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.이로 인해 저는 마지막 요소인, 교육에 주목하게되었습니다.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Lo que me lleva al elemento final, que es la educación.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Questo mi porta all'elemento finale, che è l'istruzione.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.S tem pridemo do zadnjega elementa - izobrazbe.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Tak doszliśmy do ostatniego punktu - edukacja.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.To mě přivádí ke konečnému prvku: vzdělání.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Το οποίο με φέρνει στο τελευταίο στοιχείο, το οποίο είναι η μόρφωση.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Което ме води до последният елемент, който е обучението.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.Что приводит меня к заключительному элементу — образованию.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.מה שמביא אותי לאלמנט האחרון, שהוא השכלה.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.والذي يقودني للعنصر الأخير، وهو التعليم.
Varmak istediğin son noktaya geldik, eğitim.ラリー サマーズは世界銀行の主任エコノミストであった時に
Varmak üzereyiz.Ya estamos ahí. Esa fue una buena noticia, en realidad.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Pochopenie vážnosti situácie vyvolá v ľuďoch strach.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Dan pengakuan itu akan menaburkan ketakutan -- mengakui betapa seriusnya situasi yang ada.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Die erkenning zal angst zaaien... omdat de ernst van de situatie wordt erkend.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.És ez a felismerés félelmet generál majd -- ami a helyzet komolyságának felismeréséhez vezet.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Et cette reconnaissance va semer la peur - en reconnaissant la gravité de la situation.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Ja tämä tunnustaminen kylvää vihaa -- tämän tilanteen vakavuuden tunnustaminen.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.인식은 두려움을 낳을 것입니다. 상황의 심각성을 인식하게 되면 말이죠.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Ma aprire gli occhi metterà paura a molte persone. Riconoscere la gravità della situazione.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Og den anderkendelse vil så frygt. En anderkendelse af situationens alvor.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Pochopení závažnosti celé situace vyvolá v lidech strach.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Și recunoscând gravitatea situației, multe persoane vor fi cuprinse de teamă.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Ta rozpoznawalność będzie siać strach -- rozpoznanie powagi sytuacji.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Und diese Anerkennung wird bei vielen Personen Angst hervorrufen. Die Erkenntnis über den Ernst der Lage.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Và sự thừa nhận đó sẽ gieo rắc nỗi sợ hãi -- khi chúng ta nhận ra mức độ nghiêm trọng của hoàn cảnh.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.Y ese reconocimiento va a generar miedo en muchas personas. El reconocer la gravedad de la situación.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.И това признание ще внесе страх - приемането на сериозността на ситуацията.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.И это осознание посеет страх - страх от понимания всей серьёзности ситуации.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.І це усвідомлення посіє страх - страх від розуміння всієї серйозності ситуації.
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.שהיא, למעשה, הכרה. והכרה זו תזרע פחד -- בהכרה של חומרת המצב
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.ان الاعتراف سوف يزرع الخوف اقصد الاعتراف بمدى جدية الموضوع
Ve kabullenme korku tohumlarını ekecek-- durumun cidiyetinin farkına varmak.認識する事で、恐怖を生みます。 恐怖は無関心よりはましです。
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.In tegenstelling tot overtuigend, als je reclame maakt.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.A meghatározottal ellentétben, amit a reklámok során láthatunk.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Im Gegensatz zu bestimmt, wenn man Werbung macht.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.광고를 할 때는 단정 짓는 것의 반대가 되어야 합니다.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.L'opposé de ce que vous faites en publicité.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Ngược lại, muốn làm quảng cáo, thông điệp phải nhất quán.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Nu finita, cand se face publicitate.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Opposto a conclusivo, quando si fa pubblicità.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Opuesto a concluso, cuando estás publicitando.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.W przeciwieństwie do jednoznacznej, kiedy jest po prostu reklamą.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.В отличие от однозначности в случае рекламы.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.Противно на убедителна, когато рекламираш.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.בניגוד לחד משמעית, כשאתה מפרסם.
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.علي غرار الاقناع, عندما تعلن
Ve reklam yaparken, asıl kural sonuca varmaktır.このイメージはかなり興味深いものです
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,E ricordate qualunque cosa voi siate -- è più importante rendersi conto dello spazio negativo,
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,그냥 당신의 모든 것을 기억하세요. 음악이 단지 공간의 한 부분인 것 처럼
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,ורק תזכרו כל דבר שאתם -- זה יותר חשוב להבין
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,وتذكروا فقط كل ما أنتم عليه -- من المهم أكثر إدراك
Ve şimdi hatırladım her şey senin -- negatif uzayın farkına varmak çok önemli,あなた自身という概念を ネガティブなスペースに気付くことが より重要なのは 音楽はスペースを 分割するに過ぎないからです
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Así pues despertar significa estar completamente consciente y despierto a esta verdad.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Dus, ontwaken betekent: volledig gewaar zijn en wakker voor deze Waarheid.