Zamanında oraya varmak için çok çalışacağım.I'm going to try real hard to get there on time.
Tom'un okula varması bir saat sürdü.It took Tom an hour to get to school.
İşin oraya varmamasını tercih ederim.I'd rather it didn't come to that.
Onlar bir karara varmadan önce fikir alışverişinde bulundu.They exchanged ideas before reaching a decision.
Tom neredeyse asla okula zamanında varmaz.Tom almost never gets to school on time.
Erken varmaya çalışacağım.I'll try to arrive early.
Acele etmezseniz zamanında oraya varmayacaksınız.You won't get there on time if you don't hurry.
Hava kararmadan önce eve varmak zorundayım.I have to get home before it gets dark.
Tom'un dün buraya varması bekleniyordu.Tom was supposed to arrive here yesterday.
Tom'un bugün varması bekleniyor.Tom is supposed to be arriving today.
Kötü hava gemimizin zamanında varmasını engelledi.The bad weather prevented our ship from arriving on time.
Tüm yapman gereken şey oraya zamanında varmaktır.All you have to do is get there on time.
Oraya varmamız daha ne kadar alacak?How much longer will it be till we get there?
Tom Mary'ye saat kaçta eve varmayı beklediğini sordu.Tom asked Mary what time she expected to get home.
İstasyona vaktinde varmanın yarışıydı.It was a race to get to the station on time.
Tom şu ana kadar Boston'a varmalıydı.Tom ought to have arrived in Boston by now.
Boston'a varır varmaz seni arayacağım.I'll give you a call as soon as I arrive in Boston.
Öğle yemeği arasına kadar Boston'a varmalıyım.I should get to Boston by lunchtime.
Tom oraya zamanında varmadı.Tom didn't get there in time.
Oraya zamanında varmaya çalışalım.Let's try and get there on time.
Roma'ya varmak üç saat sürmez.It doesn't take three hours to get to Rome.
Tom'un Boston'a varıp varmadığını ben bile bilmiyorum.We don't even know if Tom got to Boston or not.
Lütfen Boston'a varır varmaz beni ara.Please call me as soon as you arrive in Boston.
Tom otuzuna varmadan, saçlarında beyazlar belirmeye başladı.Tom's hair started turning gray before he turned thirty.
Tom varır varmaz gitmesi istendi.Tom had no sooner arrived than he was asked to leave.
İki devletin bir anlaşmaya varması gerekiyor.The two states should reach an agreement.
Oraya varır varmaz güvende olacaksın.You'll be safe once you get there.
Hiç kimse varmadı.No one arrived.
Tom ambulans oraya varmadan önce ölmüştü.Tom was dead by the time the ambulance got there.
Tom asla çoğa varmayacak.Tom will never amount to much.
Mağaraya varmak kolay.The cave is easy to get to.
Eve varmak iyi olacak.It'll be good to get home.
Tom hâlâ 2.30'a kadar buraya varmaya çalışıyor.Tom is still trying to get here by 2:30.
Tom zamanında oraya varmayı başardı.Tom managed to get there in time.
Tom şimdiye kadar varmalıydı.Tom ought to have arrived by now.
Tom bu zamana kadar varmalıydı.Tom should've arrived by this time.
Tom şu ana kadar ofise varmalıydı.Tom should've arrived at the office by now.
Tom eve varmak için acele ediyordu.Tom was in a hurry to get home.
Boston'a varmak ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to get to Boston?
Tom daha varmadı mı?Hasn't Tom arrived yet?
Tom henüz varmadı mı?Hasn't Tom arrived yet?
Sanırım farkına varmamıştır.She wouldn't have noticed.
Tom'un buraya zamanında varmayacağına bahse girerim.I'll bet Tom doesn't get here on time.
Ben oraya varmadan önce Tom'un ayrılmayacağından emin ol.Make sure Tom doesn't leave before I get there.
Tom şimdiye kadar Boston'a varmalıydı.Tom should've arrived in Boston by now.
Haziran ayı sonuna kadar tarafların ilke anlaşmasına varmaları gereklidir.The two sides must reach an agreement in principle by the end of June.
Boston'a varmaya çalışıyoruz.We're trying to get to Boston.
Boston'a varmamız ne kadar zaman alır?How long will it take us to reach Boston?
2.30'a kadar Boston'a varmak mümkün olmalı.It should be possible to get to Boston by 2:30.
Eve varır varmaz beni ara.Call me as soon as you get home.
Ne zaman varmayı planladığınızı bilmek istiyorum.I want to know what time you're planning to arrive.
Tom zamanında oraya varmak için elinden geleni yaptı.Tom tried his hardest to get there in time.
Tom eve varır varmaz doğruca odasına gitti.Tom went directly to his room as soon as he got home.
Boston'a varır varmaz bizi ara.Give us a call as soon as you get to Boston.
Biz ondan önce oraya varmalıyız.We must get there before him.
Oraya ondan önce varmalıyız.We must get there before her.
Onlardan önce oraya varmalıyız.We must get there before them.
Eve varmak neredeyse Dan'ın üç saatini aldı.It took Dan almost three hours to get home.
Biz oraya asla zamanında varmayacağız.We'll never get there in time.
Ben oraya varır varmaz Tom gitmeye hazırdı.Tom was ready to go as soon as I got there.