O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Él arranca las montañas de su lugar, y ellas no saben que en su furor las trastorna
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Ele é o que remove os montes, sem que o saibam, e os transtorna no seu furor;
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.El mută deodată munţii, şi -i răstoarnă în mînia Sa.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Er versetzt Berge, ehe sie es innewerden, die er in seinem Zorn umkehrt.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Han flytter Bjerge så let som intet, vælter dem om i sin Vrede,
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Hän siirtää vuoret äkkiarvaamatta, hän kukistaa ne vihassansa;
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.han som flytter fjell før de vet av det, som velter dem i sin vrede,
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Hij verplaatst immers de bergen zonder dat de mensen het merken en keert hen in Zijn toorn ondersteboven.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.honom som oförtänkt flyttar bort berg och omstörtar dem i sin vrede;
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Il transporte soudain les montagnes, Il les renverse dans sa colère.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.그가 진노하심으로 산을 무너뜨리시며 옮기실지라도 산이 깨닫지 못하며
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Ngài dời các núi đi , Ðánh đổ nó trong cơn giận Ngài ; nhưng núi chẳng biết đến .
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Ngài dời các núi đi, Ðánh đổ nó trong cơn giận Ngài; nhưng núi chẳng biết đến.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.On, ktorý prenáša vrchy, a nevedia, že ich podvracia vo svojom hneve;
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.On premakne gore, in nihče ne zapazi, da jih je prevrnil v jezi svoji.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.On přenáší hory, než kdo shlédne, a podvrací je v prchlivosti své.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.On przenosi góry, a nie wiedzą ludzie, kto je podwraca w gniewie swym.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Sposta le montagne e non lo sanno, egli nella sua ira le sconvolge
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Αυτος μετακινει τα ορη, και δεν γνωριζουσι τις εστρεψεν αυτα εν τη οργη αυτου.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Он передвигает горы, и не узнают их: Он превращает их в гневе Своем;
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.Той премества планините и те не усещат Когато ги е превърнал в гнева Си.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.המעתיק הרים ולא ידעו אשר הפכם באפו׃
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.المزحزح الجبال ولا تعلم. الذي يقلبها في غضبه
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.他 發 怒 、 把 山 翻 倒 挪 移 、 山 並 不 知 覺
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.他 發怒 、 把 山 翻倒 挪移 、 山並 不 知 覺
O kadar ki, çoğumuz farkına bile varmayız.우리는 알아차리지 못합니다
O kadar ki, çoğumuz farkına bile varmayız.שאיננו מבחינים בכך אפילו. רובנו לא מודעים
O kadar ki, çoğumuz farkına bile varmayız.فيصعب علينا حتى ملاحظته. يجهل معظمنا
O kadar ki, çoğumuz farkına bile varmayız.親子関係が人間の発達や
Ölüme yaklaşırken bunun farkına varman mümkün.Es posible darse cuenta cuando te aproximas a la muerte.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.annientati fra il mattino e la sera: senza che nessuno ci badi, periscono per sempre
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.De dimineaţă pînă seara sînt zdrobiţi, pier pentru totdeauna, şi nimeni nu ţine seama de ei.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.De knuses ligesom Møl, imellem Morgen og Aften, de sønderslås uden at ænses, for evigt går de til Grunde.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.De la mañana a la tarde son triturados; sin que nadie los considere, se pierden para siempre
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Du matin au soir ils sont brisés, Ils périssent pour toujours, et nul n`y prend garde;
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.ennenkuin aamu ehtooksi muuttuu, heidät muserretaan. Kenenkään huomaamatta he hukkuvat ainiaaksi.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Entre a manhã e a tarde são destruidos; perecem para sempre sem que disso se faça caso.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Fra morgen til aften - så er de sønderslått; uten at nogen akter på det, går de til grunne for alltid.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Giữa khoảng sáng đến chiều , chúng bị hư mất ; Hằng đến luôn_luôn , mà chẳng có ai lưu_ý đến .
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Giữa khoảng sáng đến chiều, chúng bị hư mất; Hằng đến luôn luôn, mà chẳng có ai lưu ý đến.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.조석 사이에 멸한바 되며 영원히 망하되 생각하는 자가 없으리라
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Makhluk itu hidup di waktu pagi, lalu mati terlantar di senja hari, dan untuk selamanya ia tak diingat lagi
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.när morgon har bytts till afton, ligga de slagna; innan man aktar därpå, hava de förgåtts för alltid.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Od jitra až do večera stíráni bývají, a kdož toho nerozvažují, na věky zahynou.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Od poranku aż do wieczora bywają starci; a iż tego nie uważają, na wieki zginą.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Od rána do večera bývajú skrúšení; bez toho, že by si toho všímali, hynú na večnosť.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Reggeltõl estig gyötrõdnek, s a nélkül, hogy észrevennék, elvesznek örökre.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Απο πρωι εως εσπερας φθειρονται χωρις να νοηση τις, αφανιζονται δια παντος.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Между заранта и вечерта се събират, Без да усети някой загубват се за винаги.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.Между утром и вечером они распадаются; не увидишь, как они вовсе исчезнут.
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.מבקר לערב יכתו מבלי משים לנצח יאבדו׃
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.بين الصباح والمساء يحطمون. بدون منتبه اليهم الى الابد يبيدون
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.早 晚 之 間 、 就 被 毀 滅 、 永 歸 無 有 、 無 人 理 會
Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar.早晚 之 間 、 就 被 毀滅 、 永歸無 有 、 無人 理會
Ona baktığım zaman... Farkına varmaya başladım ki dünyanın belki benim için değişik planları var.En la regardant, j'en suis venu à réaliser que peut-être que ce monde a d'autres projets pour moi.
Ona baktığım zaman... Farkına varmaya başladım ki dünyanın belki benim için değişik planları var.Guardando lei... ho realizzato che forse il mondo ha dei piani diversi per me.
Onların Amerika'ya varmalarını sağlamış. "Amerika mı?Hän johti heidät Amerikkaan.
Onların Amerika'ya varmalarını sağlamış.Dia membawa mereka ke Amerika.
Onların Amerika'ya varmalarını sağlamış.E Deus conduziu-os para a América. Eu disse:
Onların Amerika'ya varmalarını sağlamış.Elvezeté őket Amerikába.