İsa henüz köye varmamıştı, hâlâ Martanın kendisini karşıladığı yerdeydi.那時 、 耶穌還沒 有 進 村子 、 仍 在 馬大 迎接 他 的 地方
İşte bu yüzden hep romantik olacak çünkü asla bir yere varmayacak.C'est pour ça qu'il sera toujours romantique. Parce qu'il reste inachevé.
İşte bu yüzden hep romantik olacak çünkü asla bir yere varmayacak.Daarom is het altijd romantisch. Omdat het niet af is.
İşte bu yüzden hep romantik olacak çünkü asla bir yere varmayacak.De-asta o să fie mereu romantică, pentru că nu poate fi completă.
İşte bu yüzden hep romantik olacak çünkü asla bir yere varmayacak.É por isso que será sempre romântico. Porque não pode ser completo.
İşte bu yüzden hep romantik olacak çünkü asla bir yere varmayacak.Ezért lesz mindig romantikus. Mert sosem lehet teljes.
İşte bu yüzden hep romantik olacak çünkü asla bir yere varmayacak.Por eso siempre será romántico. Porque no puede ser completo.
İşte bu yüzden hep romantik olacak çünkü asla bir yere varmayacak.لهذا سيظل رومانسي دائماً لأنه لن يكتمل
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Ano jde-li mimo mne, tedy nevidím; ovšem když pomíjí, neznamenám ho.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Ecco, mi passa vicino e non lo vedo, se ne va e di lui non m'accorgo
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Eis que ele passa junto a mim, e, nao o vejo; sim, vai passando adiante, mas não o percebo.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Går han forbi mig, ser jeg ham ikke, farer han hen, jeg mærker ham ikke;
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Glej, on gre poleg mene, pa ga ne vidim, hodi mimo mene, pa ga ne zapazim.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Han går forbi mig, og jeg ser ham ikke; han farer forbi, og jeg merker ham ikke.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Hij gaat onzichtbaar voorbij; Hij beweegt Zich voort, maar ik kan Hem niet zien!
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Hľa, ide popri mne, a nevidím toho; ta ide pomimo, a ja ho nepozorujem.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Ia lewat di mukaku, tapi tidak tampak olehku; Ia lalu disampingku, tapi tidak nyata bagiku
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Iată, El trece pe lîngă mine, şi nu -L văd, se duce şi nu -L zăresc.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Ímé, elvonul mellettem, de nem látom, átmegy elõttem, de nem veszem észre.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Katso, hän käy ohitseni, enkä minä häntä näe; hän liitää ohi, enkä minä häntä huomaa.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.그가 내 앞으로 지나시나 내가 보지 못하며 그가 내 앞에서 나아가시나 내가 깨닫지 못하느니라
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Oto, idzieli mimo mię, nie widzę go; a przychodzili, nie baczę go.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Se, han far förbi mig, innan jag hinner att se det, han drager framom mig, förrän jag bliver honom varse.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Siehe, er geht an mir vorüber, ehe ich's gewahr werde, und wandelt vorbei, ehe ich's merke.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Si él cruza junto a mí, yo no le veo; él pasa sin que yo lo comprenda
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Voici, il passe près de moi, et je ne le vois pas, Il s`en va, et je ne l`aperçois pas.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Ιδου, διαβαινει πλησιον μου, και δεν βλεπω αυτον διερχεται, και δεν εννοω αυτον.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Вот, Он пройдет предо мною, и не увижу Его; пронесется и не замечуЕго.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.Ето, минава край мене, и не Го виждам; Преминава и не Го съглеждам;
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.הן יעבר עלי ולא אראה ויחלף ולא אבין לו׃
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.هوذا يمرّ عليّ ولا اراه ويجتاز فلا اشعر به.
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.他 從 我 旁 邊 經 過 、 我 卻 不 看 見 . 他 在 我 面 前 行 走 、 我 倒 不 知 覺
İşte, yanımdan geçer, Onu göremem, Geçip gider, farkına bile varmam.他 從 我 旁邊經過 、 我卻不看見 . 他 在 我 面前 行走 、 我 倒 不知覺
(Kahkahalar) Varmak istediğim nokta şu: Olay sayılardan ibaret değil.단지 숫자의 문제가 아니라
(Kahkahalar) Varmak istediğim nokta şu: Olay sayılardan ibaret değil.ハエはあんなに小さな神経細胞で
(Kahkahalar) Varmak istediğim nokta şu:(Risos)
Karara varmak ile kastettiğim şey tüm kararlarınızı denemeniz ve işe yarayıp yaramadığını görmeniz.Par "arriver à des décisions", je veux dire, tester toutes vos décisions afin de voir si elles fonctionnent.
Karara varmak ile kastettiğim şey tüm kararlarınızı denemeniz ve işe yarayıp yaramadığını görmeniz.Да "стигнеш" до решение означава да тестваш всички възможни решения и да видиш дали работят или не.
Karara varmak ile kastettiğim şey tüm kararlarınızı denemeniz ve işe yarayıp yaramadığını görmeniz.להגיע לידי החלטות משמעו, להעמיד את כל ההחלטות למבחן, לראות אם הן עובדות.
Karara varmak ile kastettiğim şey tüm kararlarınızı denemeniz ve işe yarayıp yaramadığını görmeniz.التوصل إلى قرارات يعني وضع كل القرارات للاختبار، ومعرفة ما اذا كانت فعالة.
Karar varmak da şu demek:Entscheidungen zu treffen, heisst dann:
Karar varmak da şu demek: Tüm kararlarını test et ve işliyorlar mı gör.Arrivarci vuol dire:testarle tutte e vedere se funzionano.
Karar varmak da şu demek: Tüm kararlarını test et ve işliyorlar mı gör.Parvenir aux décisions voulant dire : mettez toutes vos décisions à l'épreuve, voyez si elles marchent.
Karar varmak da şu demek: Tüm kararlarını test et ve işliyorlar mı gör.Sampai pada saat memutuskan berarti ; test semua alternatif solusi, lihat apakah itu bisa berfungsi
Karar varmak da şu demek: Tüm kararlarını test et ve işliyorlar mı gör.Κατάληξη των αποφάσεων σημαίνει: έλεγχος των αποφάσεων για την αποτελεσματικότητά τους.
Karar varmak da şu demek: Tüm kararlarını test et ve işliyorlar mı gör.Достигането до решение означава да поставите всичките си решения на проверка.
Karar varmak da şu demek: Tüm kararlarını test et ve işliyorlar mı gör.実際にちゃんと機能するか検証する
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.A uvideli ho zďaleka, a prv ako sa k ním priblížil, úkladili proti nemu, aby ho zabili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Các anh thấy chàng đi ở đàng xa, chưa đến gần, thì đã lập mưu để giết chàng.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Các anh thấy chàng đi_ở đàng xa , chưa đến gần , thì đã lập_mưu để giết chàng .
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Cuando ellos lo vieron desde lejos, antes de que se acercase, actuaron engañosamente contra él para matarle
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Dari jauh mereka telah melihat Yusuf, dan sebelum ia sampai kepada mereka, mereka sepakat untuk membunuh dia
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.De så ham langt borte, og før han kom nær til dem, la de op råd om å drepe ham.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Ei l-au zărit de departe, şi pînă să se apropie de ei, s'au sfătuit să -l omoare.``
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Eles o viram de longe e, antes que chegasse aonde estavam, conspiraram contra ele, para o matarem,
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Essi lo videro da lontano e, prima che giungesse vicino a loro, complottarono di farlo morire
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Ils le virent de loin; et, avant qu`il fût près d`eux, ils complotèrent de le faire mourir.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.I ujrzeli go z daleka, a pierwej niż do nich przyszedł, radzili o nim, aby go zabili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.요셉이 그들에게 가까이 오기 전에 그들이 요셉을 멀리서 보고 죽이기를 꾀하여
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Kteřížto, jakž ho uzřeli zdaleka, prvé než k nim došel, ukládali o něm, aby jej zahubili.