Ana içeriğe geç
Sözlük

varma ile cümle

varma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Kun he kaukaa näkivät hänet ja ennenkuin hän saapui heidän luokseen, pitivät he neuvoa tappaaksensa hänet.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Maar toen zij hem zagen aankomen, besloten zij hem te doden!
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Men da de så ham langt borte, før han endnu var kommet hen til dem, lagde de Råd op om at dræbe ham
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Mikor távolról megláták, minekelõtte közel ért volna hozzájok, összebeszélének, hogy megölik.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.När de nu på avstånd fingo se honom, innan han ännu hade hunnit fram till dem, lade de råd om att döda honom.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Oni pa ga zagledajo oddaleč, in ko ni bil še prišel do njih, so skovali zvijačo zoper njega, da ga usmrte.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Οι δε ιδοντες αυτον μακροθεν, πριν πλησιαση εις αυτους, συνεβουλευθησαν κατ' αυτου να φονευσωσιν αυτον.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.А те, като го видяха от далеч, доде още не беше се приближил при тях, сговориха се против него да го убият.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.И увидели они его издали, и прежде нежели он приблизился к ним, стали умышлять против него, чтобы убить его.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.ויראו אתו מרחק ובטרם יקרב אליהם ויתנכלו אתו להמיתו׃
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.فلما ابصروه من بعيد قبلما اقترب اليهم احتالوا له ليميتوه.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.他 們 遠 遠 的 看 見 他 、 趁 他 還 沒 有 走 到 跟 前 、 大 家 就 同 謀 要 害 死 他
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.他 們遠遠 的 看見 他 、 趁他 還沒 有 走到 跟前 、 大家 就 同 謀要 害死 他
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Apoi au pornit Chehatiţii, ducînd sfîntul locaş; pănă la venirea lor ceilalţi întinseseră cortul.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.A rušali sa aj Kehátovci, nosiči svätyne. A tamtí postavili príbytok, kým títo neprišli.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Bấy giờ, các người Kê-hát khiêng những vật thánh ra đi; người ta dựng đền tạm lên đương lúc đợi họ đến.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Bấy_giờ , các người Kê-hát khiêng những vật thánh ra_đi ; người_ta dựng đền tạm lên đương lúc đợi họ đến .
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Então partiram os coatitas, levando o santuário; e os outros erigiam o tabernáculo, enquanto estes vinham.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.고핫인은 성물을 메고 진행하였고 그들이 이르기 전에 성막을 세웠으며
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Les Kehathites partirent, portant le sanctuaire; et l`on dressait le tabernacle en attendant leur arrivée.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Potem so odrinili Kahatovci, noseč svetišče. Oni pa so postavljali prebivališče, dokler so ti prišli.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Så brød Kehatiterne, der bar de hellige Ting, op; og før deres Komme havde man rejst Boligen.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Šli také i Kahatští, nesouce svatyni; onino pak vyzdvihovali příbytek, až i tito přišli.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Zatem ruszyli się Kaatytowie, niosąc świątnicę, i stanowili przybytek, aż ci nadciągnęli.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Και οι Κααθιται εσηκωθησαν, βασταζοντες τα αγια, και οι αλλοι εστηνον την σκηνην εωσου αυτοι φθασωσι.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Потом пошли сыны Каафовы, носящие святилище; скиния же была поставляема до прихода их.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Тогава се дигнаха Каатовците, които носеха светилището, до пристигането на които скинията се поставяше.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.ונסעו הקהתים נשאי המקדש והקימו את המשכן עד באם׃
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.ثم ارتحل القهاتيون حاملين المقدس وأقيم المسكن الى ان جاءوا.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.哥 轄 人 抬 著 聖 物 先 往 前 行 、 他 們 未 到 以 前 抬 帳 幕 的 已 經 把 帳 幕 支 好
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.哥轄人抬 著聖 物 先 往前 行 、 他 們 未 到 以前 抬帳 幕 的 已 經 把 帳幕 支 好
Kimse farkına varmadan oluştu.Apareció de repente.
Kimse farkına varmadan oluştu.Doszło do tego, zanim się ktokolwiek zorientował.
Kimse farkına varmadan oluştu.Ingen bemærkede, da det skete.
Kimse farkına varmadan oluştu.Ingen märkte när det hände.
Kimse farkına varmadan oluştu.Myrkyllistä vettä. Se tapahtui yhtäkkiä.
Kimse farkına varmadan oluştu.Si è formato in un batter d'occhio.
Kimse farkına varmadan oluştu.Surgiu antes que se apercebessem.
Kimse farkına varmadan oluştu.Συνέβη πριν το καταλάβει κανείς.
Kimse farkına varmadan oluştu.Это случилось до того, как люди это поняли.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Acesta este momentul prezentării în care eu ar trebui să vin cu un fel de soluţie pentru sistemul de brevete.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.A teď, toto je hlavní bod téhle přednášky, v němž mám prijít s nějakým řešením pro patentový zákon.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.C'est le moment de la Conférence où je suis supposé donner une sorte de solution pour le système de brevets.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Dette er pointen i min Talk hvor det er meningen, at jeg skal komme med en slags løsning på patent systemet.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Esta es la idea de mi charla en la que se supone que aporto alguna solución al sistema de patentes.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Jetzt bin ich hier an der Stelle angelangt, an der ich eine Lösung für das Patentsystem vorbringen sollte.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.이것이 제가 특허체계에서의 해결방안 중 하나로서 제시하는 이번 강연의 핵심입니다.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Nadchodzi moment TED Talk, kiedy powinienem zaproponować rozwiązanie dla systemu patentowego.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Op dit punt in de talk moet ik normaal komen aanzetten met een oplossing voor het patentsysteem.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Questo è il punto del discorso dove si presume che io tiri fuori una soluzione per il sistema dei brevetti.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Моё выступление подошло к моменту, когда я должен предложить, как же помочь патентной системе.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Сега това е мястото в разговора, където трябва да изляза с някакво решение за патентната система.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.Це була суть мого виступу, в якому я маю надати певне рішення для патентної системи.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.עכשיו זו הנקודה של ההרצאה בה אני אמור לבוא עם סוג של פתרון למערכת הפטנטים.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.والآن وصلنا إلى نقطة من الحديث حيث من المفترض أن أخرج بحل لنظام براءات الاختراع.
Konuşmanın bu kısmında patent sistemiyle ilgili bir çözüme varmam gerekiyor.特許制度の問題の解決策を提示するお約束でした そして特許制度の問題は
Meryem meleğe, ‹‹Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki›› dedi.Allora Maria disse all'angelo: «Come è possibile? Non conosco uomo»
Meryem meleğe, ‹‹Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki›› dedi.A Mária povedala anjelovi: Jako sa to stane, keď neznám muža?
Meryem meleğe, ‹‹Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki›› dedi.Då sade Maria till ängeln: »Huru skall detta ske? Jag vet ju icke av någon man.»
Meryem meleğe, ‹‹Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki›› dedi.Da sprach Maria zu dem Engel: Wie soll das zugehen, da ich von keinem Manne weiß?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod