Ana içeriğe geç
Sözlük

varma ile cümle

varma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak tam olarak belirlediği noktaya nadiren varmaktadır .Esse balanço raramente se mantém exatamente.
O kadar yorgunum ki eve varır varmaz yatacağım.Estou tão cansado que vou para a cama assim que chegar em casa.
Maria'nın yakında varmasını umuyorum.Espero que Maria chegue em breve.
O da Mûsâ'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.Als Mozes God van aangezicht tot aangezicht zou zien zou hij sterven.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Waarom kon hij de boodschap niet zelf doorgeven?
Temel amacı en kısa zamanda sonuca varmaktır.Het doel is om zo snel mogelijk het einde te bereiken.
Varmak fiilini çağrıştırmaktadır.Wij roepen u aan op onze pelgrimstocht.
Farkına bile varmadı.Hij begreep er niets van.
Descartes şüphe ile işe başlar ve şüphe edilemeyecek bir noktaya varmak üzere hareket eder.Descartes vraagt zich af hoe je iets zeker kan weten.
Bu durum, makrofazların hasarlı bölgeye varmadan önce, fagositozun başladığını gösterir.Na de infectie worden als eerste de macrofagen in de huid besmet.
O kadar yorgunum ki eve varır varmaz yatacağım.Ik ben zo moe dat ik naar bed ga zodra ik thuiskom.
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindi.Hij nam de taxi om er op tijd te komen.
Oraya varmamız daha ne kadar alacak?Hoelang zal het duren, totdat we daar aankomen?
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Dlaczego go nie zauważyliśmy?
Morgul Yolu, Minas Morgul'dan çıkarak Osgiliath'a varmaktaydı.Prowadziła ze wschodniego brzegu Osgiliath do Minas Morgul.
Doria varmadan önce Grimani, birlikleri Preveze Kalesi yakınlarında karaya çıkarmayı denedi.Na polecenie admirała Dorii, Grimani podjął próbę wyjścia na ląd w pobliżu twierdzy Preweza.
Fakat şehre varmasının ardından okula hiçbir zaman devam etmedi.Nie wiadomo również, czy po rzuceniu studiów mieszkał stale w tym mieście.
Çevresindeki dünyanın daha çok farkına varmaya ve bir şair olarak olgunlaşmaya başladı.Sam otaczający człowieka świat miał się zmienić w poemat.
Genç dövüşçülere para ödenmesindeki yozlaşmışlığın farkına varmadan önce yedi kere dövüşmüştür.Podczas ligowych potyczek Platko tylko siedmiokrotnie wybiegł na plac gry.
Günlük hayatımızın içinde farkına bile varmadığımız görüntü çokluğu içinde yaşamaktayız.Zdałem sobie sprawę, że dalej w moim życiu, nie będzie go tak wiele, jak gdy widziałem go na co dzień.
Tren henüz varmadı.Pociąg jeszcze nie przyjechał.
696.MESELE: Esrar hadd-i sekre varmayınca, şer'an haram olur mu?6:9 en omdebatterad vers: "Har ni glömt att ingen orättfärdig skall få ärva Guds rike?
Fakat şehre varmasının ardından okula hiçbir zaman devam etmedi.Efter detta sjukhusbesök återvände han aldrig till skolan.
Bu ekmek türü, Avrupalıların Amerika'ya varmasından önceki döneme aittir.Där försvann arten redan före européernas ankomst.
İkilinin Tommy'nin yerleşim yerine varmasıyla oyun sona erer.De anländer till utkanten av Tommys bosättning.
Ancak oraya varmak için sadece bir günleri vardır.Проте вони мають лише день аби побути разом.
Albay Galip, dağa çıkarak bir antlaşmaya varmaya calışmışdır.Адмірал Грейг вирішив перетворити пагорб на парк.
Gece gündüz bu kamplara varmaktaydılar.Вдень і вночі привозили сюди поранених.
Bu meclisin görevi, üç grubun birlikte üzerinde anlaşmaya varmadığı hiçbir yasanın çıkmamasını sağlamaktır.Їхнім обов'язком є аналіз законів, жоден закон не буде прийнятий, якщо всі три групи не погодяться з ним.
Ayrıca teleskopu belirten bir düz yola varmak zorundadır.Астронавти також встановили на телескопі вдосконалений датчик точного наведення.
"Hiçbir şeyi olmayana, pisliğin tadına varmamak yasaktır." der.Наприклад, «Злодій не бажає придбати нічого поганого.
Bu sırada Poly Lucy ile bir anlaşmaya varmak için onu ziyarete gelir.Polly navštíví Lucy, aby se nějak dohodly.
Bu ekmek türü, Avrupalıların Amerika'ya varmasından önceki döneme aittir.Původ tohoto jídla sahá až před příchod Španělů na americký kontinent.
Defkhan Varmadın Farkına Feat.Snaž se pochopit příčinu neúspěchu.
Ancak, başarılı olamayınca anlaşmaya varmak zorunda kalmıştır.Teprve když dosáhl úspěchu, mohl se se svým tchánem smířit.
Oyun bir mesut sonuca varmak üzere iken, Don John'un yakalandığı haberi bir haberci tarafından ilan edilir.V jednom díle se stane dokonce (v díle strašlivá muka) vynálezem sira Johna.
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Hledejte zastřešující cíl, jenž by umožňoval vyvážený úspěch obou stran.
"Hiçbir şeyi olmayana, pisliğin tadına varmamak yasaktır." der.Ea susține că "Nu poți să cumperi bunul gust".
Dolayısıyla Allah hakkında herhangi bir kesin yargıya varmak mümkün değildir.Nu este nici unul care să caute cu tot dinadinsul pe Dumnezeu.
Bu saptama astronomların bu yıldızın bir beyaz cüce olduğu sonucuna varmalarını sağladı.Această descoperire i-a ajutat pe astronomi să concluzioneze că ea era o pitică albă, a doua descoperită.
Soruların amacı soruları ortadan kaldıracak cevaplara varmaktır.A befolyásolási folyamatok célja, hogy válaszokat kapjunk.
Ancak oraya varmak için sadece bir günleri vardır.Jelenleg csak egyes járatok mennek odáig.
Bu ekmek türü, Avrupalıların Amerika'ya varmasından önceki döneme aittir.Manapság nagyjából ugyanazt a területet uralja, amit az európaiak Amerikába érkezése előtt.
Zürih'e varır varmaz hemen Enternasyonal'in yerel şubesine üye olur.Amikor megérkezik Oroszországba, hamarosan meglátja Almát a helyi közösségi központban.
Farkına bile varmadı.Alig vették észre.
Yokohama'ya varmak iki saatimi aldı.Két órába telt eljutni Jokohámába.
Bu arada Suat Yalaz farkına varmadan Paris'e yerleşmiş oldu.Kun yö saapui Pariisiin Mikset sä tuu!
Bununla birlikte belki de dehasını biraz sezmiş olduklarından pek ileri varmayı göze alamadılar.Sitä paitsi hän tuskin olisi edes voinut pitää lupaustaan häiriöttömästä kulusta.
Nancy asla zamanında varmaktan geri kalmaz.Nancy tulee aina ajoissa.
Eve varır varmaz onu öpmeye başladı.Heti kotiin saavuttuaan hän alkoi suudella häntä.
Londra'ya varır varmaz bize iki satır yazmayı unutma.Älä unohda kirjoittaa meille muutamaa riviä heti kun saavut Lontooseen.
Temel amacı en kısa zamanda sonuca varmaktır.Ξεκινάει στοχεύοντας να βρεθεί η λύση όσο το δυνατόν γρηγορότερα.
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.Δεν προκάλεσε ζημιά στην πόλη, αλλά έλαβε μόνο ένα χρηματικό ποσό, όρισε μια φρουρά και έφυγε.
Tutsak yaşayan bireyler 25 yaşına kadar varmakta.Individer i fangenskab er blevet op til 25 år gamle.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Hvorfor ser det juridiske sprog ud som det gør?
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Denne debat endte med en konsensus om, at begge instrumenter generelt kan spille en rolle.
Uzay aracı Ağustos 2011'de fırlatıldı ve 2016 yılının sonlarına doğru Jupiter'e varması beklenmektedir..I 2011 skal romsonden Juno sendes ut i rommet, og den forventes å nå Jupiter i år 2016.
Haram hükmüne varmada kullanılan dini kaynaklar nelerdir?Dalam kehinaan-Nya berlangsunglah hukuman-Nya; siapakah yang akan menceriterakan asal-usul-Nya?
Otranto'ya varmadan önce, Salerno'daki işi buydu."Đây từng công việc kinh doanh của ông ta trước khi rời Salerno để đến Otranto."
Ancak oraya varmak için sadece bir günleri vardır.Tuy nhiên nay chỉ còn lại vài địa điểm là còn giữ được.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod