varmış ile cümle
varmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
15 sayfalık yazılı görüşünde şu sonuca varmıştır:He concluded, in a 15-page written opinion that
Kravica'da yerel halkın cinayetlerde parmağı varmış gibi görünüyor.At Kravica, it seems that the local population had a hand in the killings.
Programın DVD özel yorumuna göre, bu kuzenin Formula 1 yarışlarında tecrübesi varmış.According to the special's DVD commentary, this cousin did have experience in Formula 1 racing.
Hole, daha düşük fiyatlara daha iyi cihazlar olduğu sonucuna varmıştır.[1]He concluded that there were better phones for cheaper prices.[15]
Norton, benzer fiyatlarda daha iyi cihazlar olduğu sonucuna varmıştır.[1]He concluded that there were better devices at similar prices.[16]
Palladino, Moto G'nin daha iyi bir seçenek olduğu sonucuna varmıştır.[1]She concluded that the Moto G was a better option.[1]
Resûlullah'ın arkasında başları üzerinde kargalar varmış gibi sarılı göründüler. [1] ”They appeared behind the Messenger of Allah wrapped up, as if there were crows on their heads.[35]
Lee ise yanıt olarak "New York'ta süper kahraman mı varmış?Lee's character responds, "Superheroes in New York?
Dünyanın benimle sorunu varmış gibi görünüyor.It's the world that seems to have a problem with me.
Saç analizine dayalı kanıtların yetersiz olduğu sonucuna varmıştır.[2] İfadesi şu şekildedir:He concluded that evidence based on hair analysis is inconclusive.[78] His testimony runs:
Yüz yüze görüşmek istiyor, söyleyecekleri varmış.Er möchte es persönlich besprechen, er hat wohl einige Dinge zu sagen.
Vizcaino Japonya'ya 1611 yılında varmıştır, Shogun ve feodal lordlarla birçok görüşmede bulunmuştur.Vizcaino traf 1611 in Japan ein und hatte viele Treffen mit dem Shogun und anderen Feudalherren.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Erst jetzt wird ihm bewusst, wer sie ist.
Lara, Kayıp Adaya varmıştır.Schicksale auf einer vergessenen Insel.
Kaynağın hemen yanında bir çeşme varmış.In der Nähe gab es eine Quelle.
Mamâfih mahkeme, kurbanın cinsel yönelimi olayı etkilemediği sonucuna varmıştır.Das Gericht befand, dass die sexuelle Orientierung des Opfers keinen Einfluss auf die Tat gehabt habe.
Daha önceleri üzüm bağları da varmış.Früher gab es auch Weinanbau.
Artık tek kurtuluş yolunun batıya doğru dağları aşmak olduğunun farkına varmışlardı.Sie soll ihnen nun den Weg durch die Berge zeigen.
"Bir varmış bir yokmuş ..."Es gab keine...“.
2015 yılının Eylül ayında Kolombiya hükümeti ile FARC örgütü Küba'nın arabuluculuğuyla anlaşmaya varmışlardır.Im Oktober 2012 begannen Friedensgespräche zwischen der kolumbianischen Regierung und der FARC.
Ancak Athena'nın bilmediği bir şey varmış.Was Darwin nicht wissen konnte.
Bir Varmış Bir Yokmuş, (öykü), 2007.Kein und Aber Records, 2007.
2012 yılında toplam perakende değeri 4,481,8 milyon dolara varmıştır.Der Gesamtumsatz betrug 2011 1,448 Milliarden Euro.
Zengin kadın varmış bundan yaklaşık 200 yıl kadar önce.Gemäß alten Quellen verliefen hier bis vor ca. 200 Jahren zwei Flüsse.
Bu durum Home Nations'ın üyelikten çekilmesine kadar varmıştır.So ist es nur eine Frage der Zeit, bis sie einheimische Arten verdrängt.
Amerika Bir Varmış Bir Yokmuş...Amerika sei ein Business und nichts weiter.
Bir zamanlar ormanda yaşayan bir cüce varmış.Il était une fois un nain, qui vivait dans la forêt.
Bir padişahın altı oğlu varmış.Un monarque avait six fils.
Dediler ki: "Atalarımızdan işittik; ince dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış.Il dit: "Mes parents, ce sont les Beni-Haschim et les Beni Abd-Manâf".
Alınan bir bilgiye göre Crowe, Krieger'le birlikte adada taktik nükleer silahları varmış.D'après les informations que ce dernier portait sur lui, Krieger posséderait une bombe nucléaire sur l'île.
15 Temmuz'da Pearl Harbor'a varmıştır.Il retourne à Pearl Harbor le 17 juillet.
Yani bir istasyondan araç kalktığında diğer istasyona yeni araç varmıştır.Après une minute, il faut passer à une autre station.
Uzmanlar petrol kaynaklarının azalacağı yönünde görüş birliğine varmıştır.Les experts semblent s'accorder à dire que les ressources pétrolières vont se raréfier.
Yedi kardeşi varmış. Babasının ölümünden sonra, annesi ve kız kardeşleri ile Colchester'da yaşamış.Après la mort de son père, elle alla résider avec sa mère et deux sœurs à Colchester.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Maintenant, on ne sait plus qui est qui.
Mamâfih mahkeme, kurbanın cinsel yönelimi olayı etkilemediği sonucuna varmıştır.L'état de son cadavre n'a pas permis d'établir si la victime a subi des violences sexuelles.
The Discoverers) Bir Varmış Bir Yokmuş: Tarih (Once Upon a Time...Titre original : C'era una volta...
Mişima bu değişimin oldukça erken farkına varmıştı."Le premier n'a, à l'évidence, pas considéré ce changement de tempo ».
Bu mahallede büyük bir han varmış.Ils auront une belle maison là-bas.
Bir Varmış Bir Yokmuş, (öykü), 2007.Il n'y a rien derrière, 1999.
Bu durumda İngiliz ekibi Manchester United takımıyla anlaşmaya varmıştır.Lors de cette compétition, il inscrit un but contre l'équipe de Manchester United.
USPSTF, bu testin potansiyel faydalarının beklenen zararlarına üstün olmadığı kararına varmıştır.La probabilité de succès doit être plus forte que les dommages imposés.
Ağzım kulaklarıma varmıştı.Je joue à l'oreille.
Köy halkının eğitim düzeyi % 90'lara varmıştır.Les résidents ont le droit à une réduction de 90 %.
Man) Bir Varmış Bir Yokmuş: Uzay (Once Upon a Time...Série Il était une fois… l'Espace.
Ona karşı Ukrayna Güvenlik Servisi ‘’Barığ’’ merkezın hakukun ihlal edimedığı sonucuna varmıştır.Il est accusé par le parquet général ukrainien d'« atteinte à l'intégrité territoriale » de l'Ukraine.
Persler Kalkedon'a Phocas'ın devrilmesinden önce varmışlardı.Les Perses sont arrivés en Chalcédoine avant que Phocas ne soit renversé.
Bu kişinin ünlü Köroğluna sempatisi varmış.Le succès de son demi-frère le remplit d'amertume.
2015 yılının Eylül ayında Kolombiya hükümeti ile FARC örgütü Küba'nın arabuluculuğuyla anlaşmaya varmışlardır.En Colombie, les citoyens rejettent de peu, au mois d'octobre, l'accord de paix conclu avec les FARC.
Sümerliler onu her zaman varmış gibi düşünmüşlerdir.Dis-lui que j’ai toujours pensé à lui comme à toi.
Life) Bir Varmış Bir Yokmuş: Kaşif (Once Upon a Time...(Breath of Fire III). ↑ Garr : Une fois que vous êtes au courant...
Bir zamanlar üç kızı olan bir kral varmış.Erase una vez un rey que tenía tres hijas.
Tom üç saat önce ayrıldı, o yüzden şimdiye kadar varmış olmalı.Tom salió hace tres horas, así que ya debería haber llegado.
Bizden başka herkesin haberi varmış demek ki.Eso quiere decir que todos lo sabían excepto nosotros.
Dediler ki: "Atalarımızdan işittik; ince dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış.Los habitantes decían no haber ido allí, sino haber oído sobre este de sus antepasados.
Vizcaino Japonya'ya 1611 yılında varmıştır, Shogun ve feodal lordlarla birçok görüşmede bulunmuştur.Vizcaíno llegó a Japón en 1611 y tuvo varios encuentros con el Shōgun y con los señores feudales.
Bazı Katolik akımlar da aynı sonuçlara varmıştır.Los sociólogos católicos llegaron a las mismas conclusiones.
Lara, Kayıp Adaya varmıştır.El hombre en la isla perdida.
Kaynağın hemen yanında bir çeşme varmış.Junto a ella se encuentra una fuente.
Fakat onlar kendi memleketlerinin müstahkem mevkilerine varmış olduklarından kimseyi tutamadılar.No tienen campos, sino que viven de lo que sacan de las tierras de los eslavos.