İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Am realizat că fusesem prins în capcana unei soluţii binare.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Apercebi-me que estava acorrentado a uma solução binária.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Dojel sem, da sem ujet med dvema skrajnima možnostima.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Ich erkannte, dass das, was man mir verkaufen wollte, eine binäre Lösung war.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Ik besefte dat ik eigenlijk alleen een enkelvoudige keuze was voorgelegd:
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Jag insåg att jag serverades en binär lösning.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Jeg indså at det der forelå var en binær løsning.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Je me suis rendu compte que ce qu'on me vendait était une solution binaire.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.전 저에게 주어진 선택의 여지는 두 가지 밖에 없다고 생각했죠.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Me di cuenta de que sólo podía elegir entre una proposición disyuntiva
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Mi resi conto che ciò che mi veniva proposto era una soluzione binaria.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Rájöttem, hogy egy kétoldalú választás elé kerültem.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Saya sadar apa yang saya hadapi adalah solusi biner.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Uvědomil jsem si, že problém, před kterým stojím, má jen dvě řešení.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Uvedomil som si, že to, v čom som bol zaseknutý, bolo binárne riešenie.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Zrozumiałem, że postawiono mnie przed czarno-białym wyborem.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Συνειδητοποίησα ότι είχα να επιλέξω ανάμεσα σε δυο λύσεις.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Разбрах, че всъщност досега ми бяха рекламирали двоично решение.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Я зрозумів, що переді мною стояла потреба чіткого вибору.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.Я понял, что передо мной стоял выбор типа "или-или".
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.הבנתי שבעצם מציעים לי רק פתרון בינארי.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.أدركت أن ما كنت أقوم بنبذه كان حلاً ثنائياً.
İçinde bulunduğum eğilimin ikili bir çözüm olduğunun farkında vardım.あれかこれかの二者択一を迫られたからです そこには 肉食主義者か
İklim değişikliğiyle ilgili uzun zaman çalıştıktan sonra şu sonuca vardım:이제 결론에 다다랐습니다. 기후 변화에 대해 배우느라 많은 시간을 보냈는데요.
İklim değişikliğiyle ilgili uzun zaman çalıştıktan sonra şu sonuca vardım:Most elérkeztem a következtetéshez.
İklim değişikliğiyle ilgili uzun zaman çalıştıktan sonra şu sonuca vardım:עכשיו הגעתי למסקנה לאחר שביליתי הרבה זמן בעולם שינויי האקלים
İklim değişikliğiyle ilgili uzun zaman çalıştıktan sonra şu sonuca vardım:الآن قد وصلت الى استنتاج بعد قضاء الكثير من الوقت في معرفة حول تغير المناخ
İklim değişikliğiyle ilgili uzun zaman çalıştıktan sonra şu sonuca vardım:長い間学んだ私の結論は 事は経済上、技術上、あるいは政策の問題ではない、ということです
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.D'abord, il faut que j'explique pourquoi et comment je me suis retrouvé là.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Eerst zou ik moeten uitleggen waarom en hoe ik hier gekomen ben.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Ensiksi minun kuitenkin täytynee selittää miksi ja miten päädyin tänne.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.In primo luogo, credo che io debba spiegare perché e come sono giunto qui.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Mas, primeiro, é melhor explicar porque é que, e como, é que cheguei até aqui.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Najpierw jednak, powinienem chyba wyjaśnić jak i dlaczego dostałem się tutaj.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Pentru început, însã, ar trebui probabil sã vã explic de ce şi cum am ajuns aici.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Zuerst sollte ich wahrscheinlich erklären warum und wie ich an diesen Ort kam.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Πρώτα, όμως, καλύτερα να εξηγήσω το γιατί και το πώς βρέθηκα εδώ που είμαι.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Но прежде всего мне, наверное, нужно объяснить, как и почему я принял это решение.
İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım.Но първо, трябва да ви обясня защо и как стигнах дотук.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.A ce moment là, il n'y avait que moi, et ma femme et moi retournions à New York.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Akkoriban magam voltam, és a feleségemmel kettesben költöztünk vissza New Yorkba.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Al tempo eravamo giusto io, io e mia moglie a trasferirci a New York.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.En ese momento sólo estaba yo, y con mi esposa nos estábamos devolviendo a Nueva York.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Ja sam się tym wtedy zajmowałem, razem z żoną przeprowadzaliśmy się do Nowego Jorku.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.당시 '독립 외교관'에는 저 뿐이었는데요. 당시 저와 아내는 뉴욕에 돌아 왔었죠.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.La acea vreme, eram doar eu, iar eu și cu soția mea voiam să ne mutăm înapoi la New York.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Nessa altura, era apenas eu, eu e a minha mulher íamos mudar-nos para Nova Iorque. E ele:
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Op dat moment was het alleen ikzelf, en ik en mijn vrouw zouden terug verhuizen naar New York.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Tehdy jsme se, já a má žena, zrovna stěhovali do New Yorku.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Zu dem Zeitpunkt gab es nur mich, und ich und meine Frau waren dabei, nach New York zurückzuziehen.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Εκείνη την εποχή ήμουν μόνο εγώ, με τη σύζυγό μου θα επιστρέφαμε να μείνουμε στη Νέα Υόρκη.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.На тот момент в деле был только я один, и мы с женой снова переезжали в Нью-Йорк.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.По това време работех само аз, а заедно със съпругата ми имахме намерение да се преместим в Ню Йорк.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.Тоді я був ще один, та ми з дружиною переїзджали до Нью-Йорку.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.בזמנו זה היה רק אני, ואני ואישתי התכוונו לחזור חזרה לניו-יורק.
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.وسوف تتأسس مني بداية ومن زوجتي عندما نعود الى نيويورك
O anda orada sadece ben vardım, karım ve ben New York'a geri taşınıyorduk.妻とニューヨークへ戻ることを話すと ニューヨークにいる同僚に会うよう勧められました
Öğretmenlikle geçen birçok yılın ardından, eğitimde asıl ihtiyaç duyduğumuz şeyle ilgili bir sonuca vardım.Después de varios años más de docencia,
Öğretmenlikle geçen birçok yılın ardından, eğitimde asıl ihtiyaç duyduğumuz şeyle ilgili bir sonuca vardım.몇년간의 교직 생활을 하면서 내린 결론은, 현재 교육에 있어서 우리에게 필요한것은
Öğretmenlikle geçen birçok yılın ardından, eğitimde asıl ihtiyaç duyduğumuz şeyle ilgili bir sonuca vardım.Po kilku kolejnych latach nauczania doszłam do wniosku, że w edukacji potrzeba