Ölüler dans etmedi. Onların ondan daha iyi yapacak bir şeyleri vardı.The dead did not dance. They had something better to do than that.
Onun küçük bir çocuğu vardı, hiç hoş değildi.She had a little child, not at all pretty.
Pelikanların büyük gagaları vardır.Pelicans have large beaks.
Onun vücudunun her yerinde morluklar vardı.She had bruises all over her body.
Onun şirketin başkanı olmasından yakınan bazı yöneticiler vardı.There were some managers who complained about him becoming the president of the company.
Bir radyon vardı.You had a radio.
Mary'nin küçük bir kuzusu vardı, onun yünü kar gibi beyazdı.Mary had a little lamb, whose fleece was white as snow.
Benim fincanımda bırakılmış kahve telveleri vardı.There were coffee grounds left in my cup.
Her zaman yapılacak bir şey vardır.There's always something to do.
Tom'un ilginç bir haberi vardı.Tom had some interesting news.
Çok garip bir hayalim vardı.I had a very strange dream.
Tom'un arabasının çatısına bağlı iki çift kayağı vardı.Tom had two pairs of skis tied to the roof of his car.
Onların bir çocukları vardı.They had a child.
O çorbada birçok tuhaf maddeler vardır.There are many strange ingredients in that soup.
Fillerin uzun hortumları vardır.Elephants have long trunks.
Bir zamanlar bir tahta parçası vardı.Once upon a time there was a piece of wood.
Bu uzun boylu ve ince genç adamın spontan pnömotoraksı vardı.This tall and thin young man had a spontaneous pneumothorax.
Yüzünde korku vardı.There was fear on his face.
Bir yılda dört mevsim vardır: İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year: spring, summer, autumn and winter.
Bu sokakta bazı eski evler vardır.There are some old houses on this street.
Sabah ağır bir yağmur vardı.In the morning, there was a heavy rain.
Sabahleyin yoğun bir yağmur vardı.In the morning, there was a heavy rain.
Sabahleyin sağanak yağmur vardı.In the morning, there was a heavy rain.
Siz dibe vardınız.You have arrived at the bottom.
Onun bilgisayar konusunda çok deneyimi vardır.He has a lot of experience in computers.
Ne! Senin okulunda eşeklerin mi vardı?What! You had donkeys in your school?
Tom'un kanlı bir burnu vardı ve kanı gömleğine sürdü.Tom had a bloody nose and got blood on his shirt.
Tom saat 3.00'te istasyona vardı.Tom got to the station at 3:00.
Tom ve Mary'nin bir çocukları vardı ve ona Tom Junior adını verdiler.Tom and Mary had a child and called him Tom Junior.
Birçok Rus'un araç kamerası vardır.Many Russians have dashboard cameras.
Bu katedralin büyük bir orgu vardır.This cathedral has a large organ.
Bir insanın dövüşmesi gereken zamanlar vardır.There are times when a man must fight.
İnandığın şey için dövüşmen gereken zamanlar vardır.There are times when you need to fight for what you believe in.
Saatimin on yedi tane mücevheri vardır.My watch has seventeen jewels.
Onun çok hızlı bir zihni vardır.He has a very quick mind.
O sözlüğün geliştirilmesi için birçok olanak vardır.There are many possibilities for improvement of that dictionary.
John bir kızı çocuğu vardır.John has a child, that is, a daughter.
Yaşlı adamın masum bir yüzü vardı ama gerçekte bir sahtekardı.The old man had an innocent face, but in truth was a rogue.
Dünyaya bakmak için pek çok yol vardır.There are many ways to look at the world.
Bunun her zaman bir anlamı vardır.This always has a meaning.
İlk iki oda karanlıktı, üçüncüsünde ise bir ışık vardı.The first two rooms were dark, in the third there was a light.
Tom'un birden çok yeteneği vardır.Tom has multiple talents.
Tüketim amaçlı yasadışı kaplumbağa avcılığı hala vardır.Illegal turtle hunting for purposes of consumption is still present.
Ailemizin İspanyol kökleri vardır.Our family has Spanish roots.
Kosekant fonksiyon grafiğinin, dikey sonuşmazları vardır.The graph of the cosecant function has vertical asymptotes.
Bu hüzünlü hikayenin trajik bir sonu vardı.This sad story had a tragic ending.
Esperantoda belirsiz artikel yoktur ve sadece bir tane belirli artikel vardır.In Esperanto there is no indefinite and only one definite article.
Yöneticinini pek çok sorunları vardır.The manager has many problems.
Onun açık renk cilt ve saçı vardır.He has a fair skin and hair.
Estonya'nın kendi ulusal marşı vardır.Estonia has its own hymn.
Onun açık renkli bir cilt ve saçı vardır.She has a fair skin and hair.
Türbede pamuk şekeri satıcıları vardı.There were cotton candy vendors in the shrine.
Tom'un ülkesi için büyük bir sevgisi vardı.Tom had a great love for his country.
Ben çocukken, evimizin yanındaki bir ağılda siyah bir domuz vardı.When I was a kid, there was a black pig in a pen beside our house.
Bu otelde sadece üç tane hizmetçi vardır.There are only three maids in this hotel.
Onun ormancılıkta bir diploması vardır.He has a degree in forestry.
Affetmeyecek olan insanlar vardır. Onlar senin geçmişte yaptıklarını asla unutmaz.There are people who will be unforgiving. They never forget what you did in the past.
Tom'un yüzünde bir gülümseme vardı.Tom had a smile on his face.
Tom'un yastığı pembedir ve onun üzerinde bir peri resmi vardır.Tom's pillow is pink and has a picture of a fairy on it.
Kuzey Dakota'da bir kar fırtınası vardı.There was a snowstorm is North Dakota.