Tom'un kaz tüyü bir yastığı vardır.Tom has a goose-down pillow.
Çiçeklerin ve ağaçların temiz havaya ve suya ihtiyacı vardır.Flowers and trees need clean air and water.
Sokakta çok insan vardı.There were a lot of people on the street.
En son ne zaman bir mide ağrın vardı?When was the last time you had a stomachache?
Şehirde birçok güzel parklar vardır.The city has many beautiful parks.
Onun mavi gözleri vardı.She had blue eyes.
Brasilia sözcüğünün dört hece ve sekiz harfi vardır.The word Brasilia has four syllables and eight letters.
Hayvanların çoğunun kafatası vardır.The majority of animals have skulls.
Öğle yemeği için yumurta salatalı bir sandviçim vardı.I had an egg salad sandwich for lunch.
Gülün sadece ona dokunmak isteyenler için dikenleri vardır.The rose has thorns only for those who want to touch it.
Tavan arasında bol miktarda depolama alanı vardır.There is plenty of space in the loft for storage.
Aslında bir pınar vardı, ama kurumuştu.There was a spring indeed, but it was dry.
Endişe verici bir sessizlik vardı.There was an uneasy silence.
Uğursuz bir sessizlik vardı.There was an ominous silence.
Kısa bir duraklama vardı ve sonra müzik başladı.There was a brief pause and then the music began.
Tom fiyat etiketine baktı yeterli parası olmadığının farkına vardı.Tom looked at the price tag and realized he didn't have enough money.
Tom'un gerçekten istediği her şeyi almak için yeterli parası vardı.Tom has enough money to buy everything he really wants.
Tom'un doğru fikri vardı.Tom had the right idea.
Her insanda, düzeltecek pek çok kusur vardır.In every man, there are many flaws to correct.
Bugün bir matematik sınavım vardı.Today, I had a math test.
İtalya'da Roma ve Venedik gibi birçok antik kent vardır.There are many ancient cities in Italy, Rome and Venice for example.
Sözlü gelenek yüzlerce yıldır vardır.Oral tradition has existed for hundreds of years.
Bu kitabı çevirmek için ne kadar zamana ihtiyacın vardı?How long did you need to translate the book?
En güzel çiçeklerin en keskin dikenleri vardır.The most beautiful flowers have the sharpest thorns.
İzinsiz engelli bir bölgeye park etmek için ağır para cezası vardır.There are heavy fines for parking in a disabled zone without a permit.
Sürüş sırasında elde tutulan bir cep telefonu ile konuşmanın büyük cezaları vardır.There are big fines for talking on a hand-held mobile phone while driving.
Onun uçağının ne zaman vardığını biliyor musun?Do you know when his plane is arriving?
Şahinin keskin gözleri vardır.The falcon has sharp eyes.
Bu oyunun feminist bir bakış açısı vardır.This play has a feminist point of view.
Dün gece süpermarkette bir yangın vardı.Last night, there was a fire in the supermarket.
İlgilenecek biraz bitirilmemiş işimiz vardı.We had some unfinished business to attend to.
Kapının önünde bir paspas vardı.There was a welcome mat in front of the door.
Onlar sözde bir anlaşmaya vardılar.They supposedly have reached a deal.
Biraz bitmemiş işimiz vardı.We had some unfinished business.
Tom kötü bir çocukluğu vardı.Tom had a terrible childhood.
Gazino'da sık sık oyun oynadığı için, onun her zaman paraya ihtiyacı vardı.Since she often played at the casino, she always needed money.
Onun patronuyla bir ilişkisi vardı.She had an affair with her boss.
O benden nefret ettiğini söyledi ama yardımıma ihtiyacı vardı.He said that he hated me but needed my help.
Kuzenimizin ikizleri vardı.Our cousin had twins.
Her rahibe manastırının kendi kuralları vardır.Every nunnery has its own rules.
Onun sana ihtiyacı vardı.He needed you.
Mary'nin sana ihtiyacı vardı.Mary needed you.
Bizim sana ihtiyacımız vardı.We needed you.
Onların sana ihtiyacı vardı.They needed you.
Deniz tarağı, midye ve istiridyelerin kabukları vardır.Clams, mussels and oysters have shells.
Kaç tane çantan vardı.How many bags did you have?
Paraya ihtiyacın vardı, değil mi?You needed money, didn't you?
Tom'un paraya ihtiyacı vardı.Tom needed money.
Mary'nin paraya ihtiyacı vardı.Mary needed money.
Bizim paraya ihtiyacımız vardı.We needed money.
Onun bir felci vardı.She had a stroke.
Onların felçleri vardı.They had strokes.
Tom'un ne zaman Japonya'ya vardığını bilmiyorum.I don't know when Bob got to Japan.
Mandalinaların bir sürü C vitamini vardır.Mandarin oranges have a lot of vitamin C.
Benim biraz vardı.I had some.
Onun biraz vardı.He had some.
Tom'un biraz vardı.Tom had some.
Mary'nin biraz vardı.Mary had some.
Bizim biraz vardı.We had some.
Komşumun yazlığını satın almak istedim, ama ben oraya vardığımda çoktan satılmıştı.I wanted to buy my neighbor's cottage, but it had already been sold when I got there.