Sadece biraz yere ihtiyacım vardı.I just needed some space.
Sadece biraz suya ihtiyacım vardı.I just needed some water.
Sadece Tom'a bir dakika ihtiyacım vardı.I just needed Tom for a second.
Birazcık hava almaya ihtiyacım vardı.I needed a little air.
Biraz daha fazla zamana ihtiyacım vardı.I needed a little extra time.
Oturacak ve dinlenecek bir yere ihtiyacım vardı.I needed a place to sit down and rest.
Senin uzmanlığına ihtiyacım vardı.I needed your expertise.
Bana aldığı bazı şeyler için Tom'a bir miktar borcum vardı.I owed Tom some money for some things he bought for me.
Kazanamıyacağımın farkına vardım.I realized I couldn't win.
Gerçekten buna ihtiyacım vardı.I really needed it.
Ruhsal sinir bozuntum vardı.I had a mental breakdown.
Benim bir kedim vardı.I had a cat.
Senin bir kedin vardı.You had a cat.
Tom'un masasının üstündeki rafta bir bovling kupası vardı.There was a bowling trophy on the shelf above Tom's desk.
Otelin lobisinde çalan beş kişilik bir bando vardı.There was a brass quintet playing in the lobby of the hotel.
Tom 2.30'da eve vardı.Tom arrived home at 2:30.
Tom'un düşme korkusu vardı.Tom had a fear that he would fall down.
Tom'un resme büyük bir ilgisi vardı.Tom had a great interest in painting.
Tom'un gözlerinde gözyaşları vardı.Tom had tears in his eyes.
Tom buraya ne zaman vardı?What time did Tom get here?
Malezya dilinin Endonezya diliyle pek çok benzerlikleri vardır.Malay has many similarities with Indonesian.
Tom'un tek başına biraz zamana ihtiyacı vardı.Tom needed some time alone.
Sanırım Tom'un iyi bir nedeni vardı.I think Tom had a good reason.
Devrimin kendi yasaları vardır.The revolution has its own laws.
Onun büyük bir politikacı olma hırsı vardı.He had the ambition to be a great politician.
Her milletin kendi dili vardır.Every nation has its own language.
Dünyada dağlar, ormanlar, tarım arazileri, hayvanlar ve insanlar vardır.Earth has mountains, forests, fields, animals and people.
Onun harika bir güçlü hafızası vardı.He had a wonderfully powerful memory.
Birleşik Devletlerin Irak'ı zayıflatmak için on yıllık bir ambargoya ihtiyacı vardı.The United States needed ten years of embargo in order to weaken Iraq.
Benim de yapacak bazı aramalarım vardı.I had some calls to make, too.
Her ay iki cinayet vakası vardı.Every month, there were two cases of murder.
Başka hangi seçeneğim vardı?What other choice did I have?
Marika'nın kaç tane erkek ve kız kardeşi vardı?How many brothers and sisters did Marika have?
Lucullus'un birçok altın kasesi vardı.Lucullo had many golden cups.
Masamın üzerinde birçok elektronik cihaz vardır.On my desk there are many electronic devices.
Onun koyu renk saçları ve koyu renk gözleri vardır.He has dark hair and dark eyes.
Odanın sadece bir yatağı, bir masası ve bir sandalyesi vardı.The room had only a bed, a table and a chair.
Konserde umduğumuzdan daha büyük bir kalabalık vardı.There was a larger crowd at the concert than we had anticipated.
Tom'un zayıf bir midesi vardır.Tom has a weak stomach.
Bir hidrojen atomunda bir elektron vardır.There is one electron in a hydrogen atom.
Tavuğun sekiz tane civcivi vardır.The hen has eight chicks.
Onun, okuyabileceğinden daha fazla kitabı vardır.She has more books than she can read.
Onun dört tane kızı vardır ve dördü de güzeldir.She has four daughters, and all four are pretty.
Benim yirmi dolarlık bir banknotum vardı, ama onu kaybettim.I had a twenty dollar bill but I lost it.
Tom'un iki seçeneği vardı.Tom had two choices.
Yerde kan vardı.There was blood on the floor.
Dün gece bir yangın vardı ve ben uyuyamadım.Last night there was a fire and I couldn't sleep.
Orduda özellikle nefret ettiğim bir çavuş vardı.There was a sergeant that I particularly hated in the army.
Hangi sonuçlara vardılar?What conclusions did they come to?
Göründüğünden daha fazla bir şey daha var gibi görünüyorsa, muhtemelen vardır.If there seems to be more to something than meets the eye, there probably is.
Herkesin bir beyni vardır, ancak birçoğu, talimatları anlamadı.Everybody has a brain, but many haven't understood the instructions.
Haiti'de kolera salgını vardı.There was a cholera epidemic in Haiti.
Bir köpeğin kaç bacağı vardır?How many legs does a dog have?
Her yerde çiçek vardı.There were flowers everywhere.
Son zamanlarda, uzaktan eğitim hakkında bir çok konuşma vardı.Recently, there's been a lot of talk about distance education.
Tom'un ailesi şehir dışına çıktığında Tom'un bir partisi vardı.Tom had a party when his parents were out of town.
Tom'un söylemek istediği birkaç şeyi daha vardı.Tom had a few more things he wanted to say.
Tüm mutfak zemini üzerinde su vardı.There was water all over the kitchen floor.
Jüri henüz bir karara vardı mı?Has the jury reached a verdict yet?
Laboratuvarda bir patlama vardı.There was an explosion in the lab.