Ağaçta bir sürü kuş vardı.There were a lot of birds in the tree.
Değiştirebileceğimiz bazı şeyler vardır fakat seçeceğimiz değil.There are some things we could've change, but we chose not to.
O politika hakkında bir sürü şikayet vardı.There have been a lot of complaints about that policy.
Topuklu ayakkabılarda yüksek fiyatlar hakkında bir sürü şikayetler vardı.There have been a lot of complaints about the high prices at the pumps.
Polis koruması eksikliği ile ilgili bir sürü şikayetler vardı.There have been a lot of complaints about the lack of police protection.
O gün orada kesinlikle bir sürü mutsuz insan vardı.There sure were a lot of unhappy people there on that day.
Mutfak lavabosunun yanında yarısı yenmiş bir elma vardı.There was a half-eaten apple near the kitchen sink.
O sözleşme hakkında beni rahatsız eden çok şey vardı.There were many things that bothered me about that contract.
O film hakkında hoşlanmadığım bir sürü şey vardı.There were many things that I didn't like about that movie.
Gitmeden önce yapılması gereken bir sürü şey vardı.There were many things that needed to be done before we could leave.
Gezimize hazırlanmak için yapmamız gereken birçok şey vardı.There were many things that we needed to do to prepare for our trip.
Yapacak zamanımız olmayan pek çok şey vardı.There were many things that we simply didn't have time to do.
Kafamın içinde yoğun bir ağrı vardı.There was an intense pain in my head.
Bu iki ülke arasında önemli bir ittifak vardır.There is an important alliance between these two countries.
Bir elektrik kesintisi vardı.There's been a power cut.
Fabien'in birçok iyi fikri vardır.Fabien has a lot of good ideas.
Tom'un kendisine yardım edecek birine ihtiyacı vardı.Tom needed someone to help him.
Tom'un şeyler üzerinde düşünmek için biraz zamana ihtiyacı vardı.Tom needed some time to think things over.
Tom'un kira borcu vardır.Tom is behind in his rent.
Tom'un dişçi olan bir oğlu vardır.Tom has a son who is a dentist.
Tom'un çok fazla irade gücü vardır.Tom has a lot of will power.
Tom'un iyi bir seçilme şansı vardı.Tom has a good chance of getting elected.
Tom'un çikolatalı dondurmaya bir özlemi vardı.Tom has a craving for chocolate ice cream.
Tom'un sağ bacağında bir çürük vardı.Tom has a bruise on his right leg.
Tom'un acele etmesine gerek yoktu. Onun bol zamanı vardı.Tom didn't need to hurry. He had plenty of time.
Tom'un her zaman omuzunda asılı bir sırt çantası vardır.Tom always has a backpack slung over his shoulder.
Tom'un her zaman bir yedek planı vardı.Tom always had a back up plan.
Dün Tom'un bana bakış şekli hakkında bir tuhaflık vardı.There was something odd about the way Tom looked at me yesterday.
Tom'un ölmeden önce yapmak istediği birçok şey vardı.There were many things that Tom wanted to do before he died.
Tom'un botlarında biraz çamur vardı.There was some mud on Tom's boots.
Otelin dışındaki Tom için bekleyen bir limuzin vardı.There was a limousine waiting for Tom outside the hotel.
Tom'un Mary'ye bir şey almak için biraz paraya ihtiyacı vardı.Tom needed some money to buy something for Mary.
Tom'un Mary ile konuşması gereken bir şey vardı.Tom had something he needed to talk to Mary about.
Tom'un geçen Cuma Mary ile randevusu vardı.Tom had a date with Mary last Friday.
Tom'un Boston'da Mary ile buluşma fırsatı vardı.Tom had a chance to meet Mary in Boston.
Tom ve Mary'nin birbirleri ile iyi ilişkileri vardır.Tom and Mary are on good terms with each other.
Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.There was an old clunker parked just behind my new sports car.
Yurtdışına seyahat ederseniz, genellikle bir pasaporta ihtiyacınız vardır.When you travel overseas, you usually need a passport.
Tom 2.30'da vardı, Mary kısa bir süre sonra vardı.Tom arrived at 2:30 and Mary arrived a short time later.
Tom eve vardığında gece yarısını epeyce geçmişti.It was well after midnight when Tom got home.
Sonunda Tom eve vardığında neredeyse 2.30 idi.It was almost 2:30 when Tom finally got home.
Onun 2.000 kitabı vardır.She has 2,000 books.
Tom hariç herkes vardı.Everybody but Tom was present.
Kuran'da Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın doğumu hakkında bir bölüm vardır.In the Quran there is a part about Saint Mary and the birth of Jesus Christ.
Bir zamanlar bir tavuk vardı, onun bir gözlemesi vardı.Once upon a time there was a chicken that had a crispbread.
Deniz kaplumbağalarının uzun bir ömrü vardır.Sea turtles have a long lifespan.
Japonya'da birçok kaplıcalar vardır.In Japan, there are lots of hot springs.
Japonya'da pek çok kaplıca vardır.In Japan, there are many hot springs.
Makalenin üç sütunu vardı.The article had three columns.
Herkes farklı bir şeye inanıyor ama sadece bir gerçek vardır.Everyone believes something different, but there is only one truth.
Ölüm dışında her şey için bir çare vardır.There's a cure for everything, except death.
Tom Mary'nin güvenli şekilde eve vardığını duyduğunda rahatladı.Tom was relieved to hear that Mary had arrived home safely.
Tom'un acelesi vardı bu yüzden ikinci fincan kahvesini içmeden bıraktı.Tom was in a hurry so he left his second cup of coffee undrunk.
Tom'un acelesi vardı bu yüzden kahvaltısını sadece yarısı yenmiş olarak bıraktı.Tom was in a hurry so he left his breakfast only half eaten.
Tom'un acelesi vardı bu yüzden yatağını yapılmamış olarak bıraktı.Tom was in a hurry so he left his bed unmade.
Tom'un kötü sofra adabı vardır.Tom has bad table manners.
Tom'un her şey için bir çözümü vardır.Tom has a solution for everything.
Tom'un başka birinin bir şey söylemesine asla izin vermeyen bir ünü vardır.Tom has a reputation of never letting anyone else say anything.
Tom'un kesinlikle en büyük oğluyla ilgili sorunları vardı.Tom definitely had problems with his oldest son.
Tom Fransa'ya ilk vardığında bir kelime Fransızca konuşamadı.Tom couldn't speak a word of French when he first arrived in France.