Maurice Ravel'in hoş bir bisikleti vardı.Maurice Ravel had a nice bike.
İngiltere üzerindeki Norman zaferinin İngilizce dili üzerinde büyük bir etkisi vardı.The Norman victory over England had a big impact on the English language.
İsveç'in kendi dili vardır.Sweden has its own language.
Zor bir hayatı vardı.She's had a hard life.
Geç vardığım için üzgünüm, fazla uyudum.Sorry for arriving late: I overslept.
Allaha şükürler olsun, sonunda vardılar.Thank God they finally arrived.
Kaza olduğunda arabada dört kişi vardı.The car was carrying 4 people when it had the accident.
Tepeler, küçük bir müze, bir park ve büyük bir kilise vardır.There are hills, a little museum, a public garden and a big church.
Her şey için doğru bir zaman vardır.There is a right time for everything.
Bu gölde çok sayıda balık vardır.There are many fish in this lake.
O takımın güçlü bir kadrosu vardır.That team has a strong lineup.
Üç uçağımız vardı.We had three airplanes.
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.There was only a little milk left in the bottle.
Bebeğin annesine ihtiyacı vardır.The baby needs its mother.
Konserde çok fazla kişi vardı.There were too many people at the concert.
Konserde bir sürü insan vardı.There were lots of people at the concert.
Üstünde sadece yüz yeni vardı.He had only one hundred yen on him.
Yanında sadece 100 yeni vardı.He had only one hundred yen with him.
Japonya'da sık sık depremler vardır.There are frequently earthquakes in Japan.
Hayatın iniş ve çıkışları vardır.Life has its ups and downs.
Neyse ki, tam Dima'nın uyuduğu sokağın dışında bir Armani mağazası vardı.Thankfully, there was an Armani store just outside the alley where Dima had slept.
Bir dakikada altmış saniye vardır.There are sixty seconds in a minute.
Döşemenin her tarafında kan vardı.There was blood all over the floor.
Olan her şeyin bir sebebi vardır.Everything happens for a reason.
Zaten orada oturan 20'den fazla kişi vardı.There were already over 20 people sitting there.
Vardıktan sonra beni ara.Call me once you've arrived.
Benim sadece iyi bir fikrim vardı.I have just had a good idea.
Bu mikroskopun 100X büyütmesi vardır.This microscope has a 100X magnification.
Onun çok iyi davranışları vardır.She has very good manners.
Diskoya girme sorunumuz vardı.We had trouble getting into the disco.
Sınıfımızda kırk öğrenci vardır.There are forty students in our class.
Londra'da birçok güzel park vardır.There are many beautiful parks in London.
Londra'da bir sürü güzel park vardır.There are many beautiful parks in London.
Tavşanların büyük kulakları vardır.Rabbits have big ears.
Büyük bir süpermarket vardır.There is a large supermarket.
O kitabın kapağında bazı mürekkep lekeleri vardı.There were some ink stains on the cover of that book.
Görüşmelerden sonra iki taraf, anlaşmazlık konusunda bir uzlaşmaya vardılar.After much negotiation, the two sides in the dispute reached a compromise.
Orada bir yavru kuş vardı.There was a fledgling bird there.
Papua Yeni Gine'de, Papualılar tarafından konuşulan 850 farklı dil vardır.In Papua New Guinea, there are 850 different languages spoken by Papuans.
Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.There is a second way to define the Gabriel-Roiter measure which may be more intuitive.
Kendini kötü hissetme. Her zaman senden daha kötü olan biri vardır.Don't feel so bad. There's always someone worse off than you.
Onun yeni bir fikri vardı.He had a new idea.
Cenevre Üniversitesi Kütüphanesi'nin iyi bir okuma salonu vardır.The Geneva University Library has a good reading room.
Güzel çiçeklerin dikenleri vardır.Beautiful flowers have thorns.
Bir haftada kaç gün vardır?How many days are there in a week?
Sepette birçok çürük elmalar vardı.There were many rotten apples in the basket.
Sepette bir sürü çürük elma vardı.There were many rotten apples in the basket.
Onu söyleyecek cesareti vardı.She had the nerve to speak out.
Japonya'da 43 makam vardır.There are 43 prefectures in Japan.
Japonya'da 43 vilayet vardır.There are 43 prefectures in Japan.
Çocuk parkının kendi kabadayısı vardır.Every playground has its bully.
Onun sağlıklı bir bebeği vardı.She had a healthy baby.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.
Odada bir piyano vardı ama hiç kimse onu çalmıyordu.There was a piano in the room, but no one was playing it.
İlk bilgisayarımın yalnızca 128 kilobayt belleği vardı!My first computer had only 128 kilobytes of memory!
Burada bir şömine vardı fakat sanırım o yıkıldı.There used to be a fireplace here but I guess it's been torn down.
Baban henüz vardı mı?Has your father arrived yet?
Almanya'da parlamenter demokrasi vardır.Germany is a parliamentary democracy.
Uçak tam olarak dokuzda vardı.The plane arrived exactly at nine.
Parka gitmedim çünkü yağış vardı.I didn't go to the park because it rained.