O, karalık olduktan sonra oraya vardı.He arrived there after dark.
Onun sadece yüzeysel bir Japonca bilgisi vardır.He has only a superficial knowledge of Japanese.
Onun sırtını kaşıma ve tırnaklarını yeme alışkanlığı vardı.He has a habit of scratching his back and biting his nails.
Onun ona çok kızgın olduğu hususunda bir görüşü vardı.He had a notion that she was very angry with him.
Onun yüzünde tuhaf bir görünüm vardı.He had an odd look on his face.
Annesini görmek için acelesi vardı.He was in a hurry to see his mother.
Kafasında bir şapkası vardı.He has a hat on.
Onun her sabah kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast every morning.
Onun kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast.
Onun her sabah bir yürüyüşü vardır.He has a walk every morning.
Onun oynamak için gizli bir arzusu vardır.He has a secret desire to play.
Onun iyi bir kalbi vardır.He has a kind heart.
Onun dikkate değer bir hafızası vardır.He has a remarkable memory.
Skandalı ortaya çıkaracak cesareti vardı.He had the courage to expose the scandal.
Teklifi reddedecek cesareti vardı.He had the courage to decline the offer.
Birkaç arkadaşı ve biraz parası vardı.He had few friends and little money.
Onun suçlu olduğu sonucuna vardım.I have come to the conclusion that he is guilty.
Onun yolculuk için bol miktarda parası vardı.He had plenty of money for his trip.
Onun kollarında büyük bir kutu vardı.He had a big box in his arms.
Altıda eve vardı.He got home at six.
Onlardan bir sürü spontan tekliflerimiz vardı.We had a lot of spontaneous offers from them.
Onlar istasyona vardığında tren zaten gitmişti.The train had already left when they got to the station.
İstasyona vardığında tren çoktan ayrılmıştı.When they got to the station, the train had already left.
Onların sadece bir çocuğu vardı.They had only one child.
Onların, geçimini sağlayacak bir sürü çocukları vardı.They had a lot of children to provide for.
Onlardan önce uzun bir kış vardı.There was a long winter before them.
Babalarının kasabada büyük bir ayakkabı dükkânı vardı.Their father had a large shoe shop in the town.
Birkaç gün önce Amerika'ya vardılar.They arrived in America a few days ago.
Mayıs ayının başında Osaka'ya vardılar.They arrived in Osaka at the beginning of May.
Onların harika hayatları vardı.They had wonderful lives.
Onlar geminin batmış olduğu sonucuna vardılar.They came to the conclusion that the ship must have sunk.
Onlar az önce vardılar.They have just arrived.
Onlar tam zamanında vardılar.They were just in time.
Fena halde suya ihtiyaçları vardı.They were badly in need of water.
Onlar otele vardılar.They arrived at the hotel.
Onların hepsinin bağımsız araçları vardır.All of them have independent means.
Onlar ateşkes şartları üzerinde anlaşmaya vardılar.They agreed on cease-fire terms.
Onların iyi bir avı vardı.They had a good hunt.
Onlar aynı anda Paris'e vardılar.They arrived in Paris at the same time.
Onlar onun yalan söylediği sonucuna vardılar.They concluded that he had told a lie.
Bir kocası ve iki kızı vardır.She has a husband and two daughters.
Onun çok az iyileşme umudu vardır.There is little hope of her recovery.
O, odaya girdiğinde bir mırıltı vardı.There was a murmur when she entered the room.
Onun fena halde paraya ihtiyacı vardı.She badly needed the money.
Onun harika bir mizah anlayaşı vardır.She has a marvelous sense of humor.
Onun hakkında garip bir şey vardı.There was something strange about her.
Onu anlayacak birine ihtiyacı vardı.She needed someone who would understand her.
Onun en azından dört hatası vardı.She had at least four faults.
Birçok tanıdığı vardı ama, hiç arkadaşı yoktu.She had plenty of acquaintances, but no friends.
Çok tanıdığı vardı ama hiç dostları yoktu.She had plenty of acquaintances, but no friends.
Onun biraz edebi yeteneği vardır.She has some literary talent.
Boşanma davası açmak için iyi bir nedeni vardı.She had good reason to file for a divorce.
Onun tasasız bir hayatı vardır.Her life is free from care.
Onun sesinde bir öfke izi vardı.There was a trace of anger in her voice.
Onun sesindeki bir titreme vardı.There was a tremble in her voice.
Onun kısa saçı vardır.She has short hair.
Gözlerinde korku vardı.There was fear in her eyes.
Onun geçen yıl uzun saçı vardı.She had long hair last year.
O saat yedide eve vardı.She got home at seven.
Onun her zaman bir şikâyeti vardır.She always has some axe to grind.