Onun içecek oldukça çok şeyi vardı.She has had quite a lot to drink.
Onun zengin gıdalar için büyük bir beğenisi vardır.She has a great liking for rich foods.
Daha önce onunla biraz sorunu vardı.She had some trouble with him before.
Eve gitmek için acelesi vardı.She was in a hurry to go home.
Onun o kadar acelesi vardı ki şemsiyesini trende unuttu.She was in such a hurry that she left her umbrella behind on the train.
O, gece geç saatlerde otele vardı.She got to the hotel late at night.
Yüzünde dalgın bir bakışı vardı.She has an absent look on her face.
Onun devasa bir iştahı vardır.She has a gigantic appetite.
Yüzünde düşünceli bir görünüm vardı.She had a thoughtful look on her face.
Onun bir radyosu vardı.She had a radio.
Onun elma dolu bir sepeti vardı.She had a basket full of apples.
O, Los Angeles'ta iken, en az altı farklı işi vardı.When she was in Los Angeles, she had at least six different jobs.
Doktorla bir randevusu vardı.She had an appointment with the doctor.
Onun İngilizce sözlü sınavı vardı.She had an oral examination in English.
Ofiste onu bekleyen işten çıkarma bildirimi vardı.There was a pink slip waiting for her at the office.
Onun öğrenme sevgisi vardır.She has a love of learning.
Onun öğrenme aşkı vardır.She has a love of learning.
Onun kişisel bir konuşma tarzı vardı.She had an individual style of speaking.
Onun mutlu bir çocukluğu vardı.She had a happy childhood.
Onun gözlerinde mutlu bir pırıltı vardı.There was a happy twinkle in her eyes.
Onun gitme ya da kalma seçeneği vardı.She had a choice of going or remaining.
Onun bu zamana kadar köye vardığından eminim.I'm sure she has got to the village by this time.
Onun ilk kocasından bir kızı vardı.She had a daughter by her first husband.
Dün partide onun üzerinde mavi bir elbise vardı.She had a blue dress on at the party yesterday.
Bana ilk olarak kimin vardığını sordu.She asked me who had arrived first.
Onun düzgün bir el yazısı vardır.She has very neat handwriting.
O, saat yedide istasyona vardı.She got to the station at seven.
Onun sadece küçük bir miktar parası vardı.She had only a small sum of money.
Onun açık bir teni vardır.She has a fair complexion.
Onun nazik bir kalbi vardı.She has a gentle heart.
Kar fırtınasına rağmen o, okula zamanında vardı.She arrived at school on time in spite of the snowstorm.
Onun yumuşak ve net bir sesi vardır.She has a soft and clear voice.
Narita Havalimanı'na saat kaçta vardı?What time did she arrive at Narita Airport?
Onun biyolojide bir derecesi vardır.She has a degree in biology.
Yemek yapmak, örgü örmek, bahçıvanlık, pul toplamak ve benzeri birçok hobileri vardır.She has many hobbies, cooking, knitting, gardening, collecting stamps, and so on.
Bana, "ilk önce kim vardı?" dedi.She said to me, "Who arrived first?"
Onun uzun sarı saçları vardı.She had long blond hair.
Onun bir kedisi vardır ve kedi beyazdır.She has a cat. The cat is white.
Koltuğunun altında beyaz bir kitap vardı.She had a white book under her arm.
Onunla görüşecek bir şeyi vardı.She had something to talk over with him.
Çok güçlü bir kişiliği vardır.She has a very strong personality.
Onun düşmanca bir tutumu vardı.She had an unfriendly attitude.
Onun üzerinde güzel bir elbisesi vardı.She got a beautiful dress on.
Onun kolunun altında yırtık kapaklı kitap vardı.She had the book with a torn cover under her arm.
Onu söyleme cesareti vardı.She had the courage to say it.
Onun açık bir bilinci vardı.She had a clear conscience.
Onun kolunun altında bir çanta vardır.She has a bag under her arm.
Onun elinde bir gülü vardı.She has a rose in her hand.
Bizim gizli bir toplantımız vardı.We had a secret meeting.
Maliyet beş bin yene vardı.The cost amounted to five thousand yen.
Uçakta 150 yolcu vardı.There were 150 passengers on the plane.
Her zaman bir gelecek sefer vardır.There is always a next time.
Ne yazık ki yanında sadece beş dolar vardı.Unfortunately she only had five dollars with her.
Odadan gelen yüksek bir ses vardı.There was a loud noise coming from the room.
Odada bir sürü insan vardı.There were a lot of people in the room.
Odada çok az mobilya vardı.There was little furniture in the room.
Odada dört parça mobilya vardı.There were four pieces of furniture in the room.
Odada birkaç çocuk vardı.There were a few children in the room.
Odada çok sayıda çocuk vardı.There were many children in the room.
Odada birkaç öğrenci vardı.There were a number of students in the room.