Ana içeriğe geç
Sözlük

vardı ile cümle

vardı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Mayıs ayının başında Osaka'ya vardılar.They arrived in Osaka at the beginning of May.
Onların harika hayatları vardı.They had wonderful lives.
Onlar geminin batmış olduğu sonucuna vardılar.They came to the conclusion that the ship must have sunk.
Fena halde suya ihtiyaçları vardı.They were badly in need of water.
Onlar otele vardılar.They arrived at the hotel.
Onların iyi bir avı vardı.They had a good hunt.
Bir kocası ve iki kızı vardır.She has a husband and two daughters.
O, odaya girdiğinde bir mırıltı vardı.There was a murmur when she entered the room.
Onun fena halde paraya ihtiyacı vardı.She badly needed the money.
Onun harika bir mizah anlayaşı vardır.She has a marvelous sense of humor.
Onun hakkında garip bir şey vardı.There was something strange about her.
Gözlerinde korku vardı.There was fear in her eyes.
Onun geçen yıl uzun saçı vardı.She had long hair last year.
O saat yedide eve vardı.She got home at seven.
Onun içecek oldukça çok şeyi vardı.She has had quite a lot to drink.
Eve gitmek için acelesi vardı.She was in a hurry to go home.
O, gece geç saatlerde otele vardı.She got to the hotel late at night.
Yüzünde dalgın bir bakışı vardı.She has an absent look on her face.
Ofiste onu bekleyen işten çıkarma bildirimi vardı.There was a pink slip waiting for her at the office.
Onun öğrenme sevgisi vardır.She has a love of learning.
Onun öğrenme aşkı vardır.She has a love of learning.
Onun ilk kocasından bir kızı vardı.She had a daughter by her first husband.
Dün partide onun üzerinde mavi bir elbise vardı.She had a blue dress on at the party yesterday.
Onun açık bir teni vardır.She has a fair complexion.
Onun nazik bir kalbi vardı.She has a gentle heart.
Onun yumuşak ve net bir sesi vardır.She has a soft and clear voice.
Narita Havalimanı'na saat kaçta vardı?What time did she arrive at Narita Airport?
Onun biyolojide bir derecesi vardır.She has a degree in biology.
Onun bir kedisi vardır ve kedi beyazdır.She has a cat. The cat is white.
Koltuğunun altında beyaz bir kitap vardı.She had a white book under her arm.
Onunla görüşecek bir şeyi vardı.She had something to talk over with him.
Uçakta 150 yolcu vardı.There were 150 passengers on the plane.
Her zaman bir gelecek sefer vardır.There is always a next time.
Odadan gelen yüksek bir ses vardı.There was a loud noise coming from the room.
Odada bir sürü insan vardı.There were a lot of people in the room.
Odada çok az mobilya vardı.There was little furniture in the room.
Odada dört parça mobilya vardı.There were four pieces of furniture in the room.
Odada birkaç çocuk vardı.There were a few children in the room.
Odada çok sayıda çocuk vardı.There were many children in the room.
Odada birkaç öğrenci vardı.There were a number of students in the room.
Odada gergin bir hava vardı.There was a tense atmosphere in the room.
Odada bir masa ve bir sandalye vardı.There were a desk and a chair in the room.
Avukat birçok müşterisi vardır.The lawyer has many clients.
Annenin bir kahve dükkanı vardır.Mother has a coffee shop.
Onların her geçen yıl kötü hasatları vardı.They had poor crops year after year.
Yaşamın olduğu yerde, umut vardır.Where there is life, there is hope.
Havaalanına vardığımda uçağın kalktığını gördüm.Arriving at the airport, I saw the plane taking off.
Havaalanına vardığımda onu aradım.Arriving at the airport, I called her up.
Her yokuşun bir inişi vardır.After a storm comes a calm.
Toplantıda bir heyecan havası vardı.There was an air of excitement at the meeting.
Toplantıda kaç kişi vardı?How many people were present at the meeting?
Planımızın birçok ek avantajı vardır.Our plan has many additional advantages.
Yat kulübümüzün on üyesi vardır.Our yacht club has ten members.
Evde şanssız bir kaza vardı.There was an unfortunate incident at home.
Dün akşam yemeği için misafirlerimiz vardı.We had guests for dinner yesterday.
İstasyona vardığımda, ben amcamı ofisinde görmeye gittim.On arriving at the station, I went to see my uncle at his office.
İstasyonun önünde bir postane vardır.There is a post office in front of the station.
İstasyonun önünde bir çeşme vardır.There is a fountain in front of the station.
O, istasyona vardığı an, annesini aradı.The moment she arrived at the station, she phoned her mother.
İstasyona vardığımda, arkadaşlarımdan birini aradım.On arriving at the station, I called a friend of mine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod