var ile cümle
var kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
"Çimlere basmayın" diyen bir tabela vardı.There was a sign saying, "Keep off the grass."
"Korkunç bir diş ağrım var" "Hemen bir dişçiye gitsen iyi olur""I have a terrible tooth-ache." "You'd better see a dentist at once."
"İşimde bana yardım etmenizin bir sakıncası var mı?" "Hiç yok.""Would you mind helping me with my work?" "Not at all."
"Masada bir kitap var mı?" "Hayır, yok.""Is there a book in the desk?" "No, there isn't."
"Yapacak bir şeyin var mı?" "Özellikle bir şey yok.""Do you have anything to do?" "Nothing in particular."
"Yapacak işin var mı?" "Hayır, pek sayılmaz.""Do you have anything to do?" "No, not really."
"Başka bir şey var mıydı?" "Yok, bu kadar.""Anything else?" "No, that's all."
"Dolma kalemin var mı?" "Evet, bir tane var.""Do you have a pen?" "Yes, I have one."
"Kapıyı kapatmamın sakıncası var mı?" "Hayır hiç sakıncası ok.""Would you mind shutting the door?" "No, not at all."
"Sigara içmemin sizce bir sakıncası var mı?" "Hiç de değil.""Do you mind if I smoke?" "Not at all."
"Bazen sana uğramamın bir sakıncası var mı? " "Hayır, hiç. ""Do you mind if I call on you sometime?" "No, not at all."
"Bazen sana telefon etmemin bir sakıncası var m?" "Hayır, hiç.""Do you mind if I call on you sometime?" "No, not at all."
"Sizce burada sigara içmemin sakıncası var mı?" "Hayır, hiç değil.""Do you mind my smoking here?" "No, not at all."
"Sandalyenin üstünde bir kitap var mı?" "Evet, var.""Is there a book on the chair?" "Yes, there is."
Onun söylediklerinde bir miktar doğruluk var.There is a certain amount of truth in what he's saying.
Öksürüğüm ve az da ateşim var.I have a cough and a little fever.
Benim öksürüğüm ve biraz ateşim var.I have a cough and a little fever.
İspanyolların iki tane soyadları vardır.Spaniards have two surnames.
İspanya'nın 1975'ten beri bir demokrasisi var.Spain has been a democracy since 1975.
Hakiki kadınların kıvrımları vardır.Real women have curves.
Sadece tek bir gerçek var.There is only one truth!
İngilizcede, Japoncadan ödünç alınmış bazı kelimeler vardır.In English there are some words borrowed from Japanese.
Senin için bir sürprizim var.I have a surprise for you.
Sana bir sürprizim var.I have a surprise for you.
Senin için bir işim var.I have a job for you.
Bir abim var.I have an older brother.
Erkek kardeşimin bir bursta gözü var bu yüzden üniversiteye gidebilir.My brother has his eye on a scholarship so he can go to college.
Kaç tane erkek kardeşin var?How many brothers do you have?
Tarz güzel, ama farklı bir renginiz var mı?The style is nice, but do you have it in a different color?
Keiko'nun güzel bir fiziği var.Keiko has a good figure.
Yönetimde biraz deneyime sahip birine ihtiyacımız var.We need someone who has some experience in administration.
Ekonominin gelişeceğine dair önemli bir iyimserlik var.There is considerable optimism that the economy will improve.
Planın birçok pratik zorlukları var.The plan has many practical difficulties.
Polis tarafından yakalanma riski var mıdır?Is there any risk of being caught by the police?
Hafif bir yemek yiyebileceğim bir kafe var mı?Is there a cafe where I can have a light meal?
Tiyatroda büyük bir seyirci vardı.There was a large audience at the theater.
Tiyatroda çok fazla seyirci vardı.There was a large audience in the theater.
Tiyatronun arkasında bir otopark var.There is a parking lot behind the theater.
Şiddetli bir gök gürültüsü vardı.There was a sharp peal of thunder.
Sonunda bir uzlaşmaya vardıkIn the end we reached a compromise.
Düğünden sonra büyük bir resepsiyon vardı.There was a big reception after the wedding.
Ayda 50.000 yen gelirim var.I have an income of 50,000 yen a month.
Ay sonuna çok az param var.I have so little money at the end of the month.
Pazartesiye kadar bir firmanın fiyat teklifine ihtiyacımız var.We need a firm quotation by Monday.
Pazartesi günü kaç dersiniz var?How many classes do you have on Monday?
Hem Ken'in annesi hem de arkadaşı, yakında havaalanına varacaktır.Both Ken's mother and her friend will arrive at the airport soon.
Ken'in beyaz bir köpeği var.Ken has a white dog.
Sağlığınızı kaybedinceye kadar onun değerinin farkına varmazsınız.It is not until you have lost your health that you realize its value.
Bir köpeğimiz, bir kedimiz ve üç kanaryamız var.We have a dog, a cat and three canaries.
Üç tane köpeğim var; birisi erkek, diğerleri dişi.I have three dogs; one is male and the others are female.
Bir köpeğin dört bacağı var.A dog has four legs.
Bir köpeğin dört tane bacağı vardır.A dog has four legs.
Benim omzumda bir ağrı var.I have a pain in the shoulder.
Benim kötü bir sert ensem var.I have a bad stiff neck.
Orada görmek için çok hayvan var.There are many animals to see there.
Orada görülecek birçok hayvan var.There are many animals to see there.
Evin önünde garip bir adam var.There is a strange man in front of the house.
İlkel hesap makineleri, bilgisayarlar geliştirilmeden uzun zaman önce vardı.Primitive calculating machines existed long before computers were developed.
Kurallara bakılırsa,onun konuşmasında birkaç hata vardı.Strictly speaking, there were some mistakes in his speech.
Ön kapıda bir vuruş vardı.There was a knock at the front door.