Sonunda gideceğimiz yere vardık.At last, we reached our destination.
Havada hafif bir soğuk vardı.There was a slight chill in the air.
Benim hafif bir ateşim var.I have a slight fever.
Birkaç dakika beklemenizin bir sakıncası var mı?Would you mind waiting a few minutes?
Seninle görüşmek istediğim karışık bir sorunum var.I have a complicated matter I want to discuss with you.
Bir dakikanız var mı?Do you have a minute?
O, dışarıya çıkarken büyük bir deprem vardı.Just as he was going out, there was a great earthquake.
Şu an hatta bir arkadaşım var.I've got my friend on the line right now.
Tam zamanında oraya vardım.I got there just in time.
Tam köşede beyaz bir bina var.There's a white building just around the corner.
Kanalı değiştirmemin bir sakıncası var mı?Do you mind if I change the channel?
Hiç artan biletin var mı?Do you have any tickets left?
Tankın 50 galon kapasitesi var.The tank has a capacity of fifty-gallons.
Gemide sadece küçük bir mürettebat var.The tanker has only a small crew on board.
Her insanın hataları vardır.Every man has his faults.
Herkesin az çok sanata ilgisi vardır.Everyone is more or less interested in art.
Burada onu yapan biri var, değil mi?There's somebody here who did it, isn't there?
Kapıda birisi var.Someone is at the door.
Ön kapıda birisi var.Someone is at the front door.
Paris'te onunla buluşma şansım vardı.I had a chance to meet him in Paris.
Belki onun çok sayıda kız arkadaşı vardır.Maybe he has lots of girlfriends.
Sigara içmemin sakıncası var mı?Do you mind my smoking?
Sigara içmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I smoke?
Sigara içmemin sizce bir sakıncası var mı?Would you mind if I smoked?
Tütünde ağır bir vergi vardır.There is a heavy tax on tobacco.
Bu sefer başarısız olsan bile bir şansın daha var.You have another chance even if you fail this time.
Tatsuya'nın New York'ta yaşayan bazı arkadaşları var.Tatsuya has some friends who live in New York.
Onların sadece küçük bir kızı vardı.Only one little daughter did they have.
Deve kuşunun kanatları vardır ama uçamaz.The ostrich has wings, but it cannot fly.
Şu anda bir ziyaretçimiz var. Biraz bekler misiniz?We have a visitor right now. Would you mind waiting for a while?
Fakat yarın müvekkilim ile bir randevum var.But I have an appointment with my client tomorrow.
Bir taksiye binme sorunum vardı.I had trouble getting a taxi.
Çok sayıda kitap var, değil mi?There are many books, aren't there?
Burada birçok kuğu görebileceğin bir gölet vardı.There used to be a pond here where you could see many swans.
Birçok erkek ve kız çocuğu vardı.Many boys and girls were present.
Birçok yüksek bina var.There are many tall buildings.
Öyleyse dünyanın etrafında bir manyetik alan var.So there is a magnetic field around earth.
Şimdiye kadar buraya varmalıydılar.So they ought to have arrived here by now.
Şehir merkezinde trafik sıkışıklığı var.Traffic downtown is all backed up.
Şehir merkezinde çok sayıda otel var.There are many hotels downtown.
Patlak bir lastiğim var.I got a flat tire.
Time dergin var mı?Do you have Time magazine?
İşe varış çizelgesini dolduracağım.I'll punch the clock.
Çok sayıda insan vardı.There were so many people.
Tayland hakkında başka kılavuz kitaplarınız var mı?Do you have any other guidebooks about Thailand?
Sanırım birçok insan şimdi önce olduklarından daha varlıklı.I think most people are better off now than they used to be.
Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.There's little chance of keeping slim, unless you stick to a diet.
Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.That being the case, he had little to say.
Böyle şeylerin var olduğuna inanmıyorum.I don't believe such things exist.
Ne faydası var?What's the point?
Bizim bunu anlamamız için biraz ipucuna ihtiyacımız var.We need some clues to understand it.
Onu almak için yeterli parası var.He has enough money to buy it.
Onu bilmeyen az erkek var.There are few men who don't know that.
Onu taşımak için bir çantaya ihtiyacım var.I need a bag to carry it in.
Hâlâ onu tartışacak yeterli zamanımız var.We still have enough time to discuss it.
Onu açmak için bir alete ihtiyacımız var.We need a tool to open it with.
Onu yapmanın ne zararı var?What is the harm in doing that?
Onlar arasında bir dakika farkı vardı.There was a minute difference between them.
Bunun için birkaç neden var gibi görünüyor.There seem to be several reasons for that.
O, ben varmadan önce oldu.It happened prior to my arrival.