Gitme ya da kalma alternatifimiz var.We have the alternative of going or staying.
Sözlere değil, eylemlere ihtiyacımız var.We need action, not words.
Partinde kaç kişi var?How many people in your party?
Bu odada kaç kişi var?How many people are in this room?
Kaç tane çocuğun var?How many children do you have?
Nereye varacağımızı bilmiyorum.I don't know where we'll arrive.
Arabayla istasyondan amcamın evine varmak yaklaşık sadece beş dakika aldı.It took only about five minutes to get to my uncle's house from the station by car.
İngilizlerin kanuna ve düzene çok saygıları var.The British have a lot of respect for law and order.
Bir insanın hayatının inişleri ve çıkışları vardır.A man's life has its ups and downs.
Zaten sinema salonunun önünde bir sırada bekleyen bir sürü insan vardı.There were already a lot of people waiting in a line in front of the movie theater.
Sağ ayağımda nasır var.I have a corn on my right foot.
Onların tüm yıl boyunca çok yağmuru var.They have much rain all the year round.
Yılın bu zamanında bir sürü karımız var.We have a lot of snow at this time of the year.
Bir yılda dört mevsim vardır.There are four seasons in a year.
Her şey hakkında söyleyecek bir şeyin var, değil mi?You have something to say about everything, don't you?
Ocak ayında karımız var.We have snow in January.
Kuyuda az su vardı.There was little water in the well.
Sağlık sigortanız var mı?Do you have medical insurance?
Midemde bir sorun var.Something is the matter with my stomach.
Bir mide tümörüm vardı ve onu ameliyat ettirmek zorunda kaldım.I got a stomach tumor and had to have it operated on.
Midemde bir basınç hissi var.I have a pressing feeling in my stomach.
Evimin önünde uzun bir ağaç vardı.There was a tall tree in front of my house.
Önceden evimin arkasında büyük bir kiraz ağacı vardı.There used to be a big cherry tree at the back of my house.
Evimin etrafında büyük ağaçlar vardı.There used to be big trees around my house.
Burada bir tapınak vardı.There used to be a temple right here.
Burada bir kilise vardı.There used to be a church here.
Bu tepede bir kale vardı.There used to be a castle on this hill.
Bu otobüs durağının önünde bir restoran vardı.There used to be a restaurant in front of this bus stop.
Buralarda bir kulübe vardı.There used to be a hut about here.
Burada bir yeşil alan vardı; şimdi bir süpermarket var.There used to be a green field here; now there's a supermarket.
Daha önce meme iltihabım vardı.I had mastitis before.
Burada bir mağaza vardı.There used to be a store right here.
Parkın yanında bir kahve dükkânı vardı.There used to be a coffee shop near the park.
Buralarda bir sürü ateş böcekleri vardı.There used to be lots of fireflies around here.
Buralarda bir gölet vardı.There used to be a pond around here.
Buralarda küçük bir tapınak vardı.There used to be a small shrine around here.
Buralarda büyük bir gölet vardı.There used to be a big pond around here.
Burada eski bir tapınak vardı.There used to be an old temple here.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Benim bir kedim ve bir köpeğim var.I have a cat and a dog.
Oraya zamanında varabildim.I managed to get there in time.
Bir kenara konulmuş biraz parası var.She has a little money put aside.
Yan tarafımda bir ağrı var.I've got a pain in my side.
Ülkemizin bol ürünleri var.Our country abounds in products.
Evimin yanında bir kilise var.There is a church near my house.
Bilmiyorum. Tokyo'nun bir lakabı var mı?I don't know. Is there a nickname for Tokyo?
Bir şişe şarap almak için yeterli para var mı?Is there enough money to get a bottle of wine?
Kalan biraz şarap var.There is little wine left.
Los Angeles'a varış saati nedir?What's the arrival time in Los Angeles?
Roket şimdiye kadar aya varmış olacak.The rocket ought to have reached the moon by now.
Elma ağacının güzel bir çiçeği var.The apple tree has a beautiful blossom.
Elma ile kitap arasında bir kalem var.There is a pen between the apple and the book.
Ağaçta birkaç elma var, değil mi?There are a few apples on the tree, aren't there?
Yumi'nin şimdi çok parası var.Yumi has much money now.
Acele etme. Alışveriş yapmak için bütün öğleden sonramız var.Take your time. We have all afternoon to shop.
Dün gece gök gürültüsü ve şimşek vardı.There was thunder and lightning last night.
Sana soracağım bir şeyler var.I have something to ask of you.
Daha büyük bir bedeni var mı?Do you have a larger size?
Daha erken varsaydım Kelly'yi görebilirdim.Had I arrived earlier, I could have seen Kelly.
Bütün yolu koşsaydın oraya zamanında varırdın.Had you run all the way, you'd have got there in time.