Omaheke, Afrika ülkesi Namibya'nın toplamda var olan on dört bölgesinden bir tanesidir.Omaheke é uma das quatorze regiões da Namíbia.
Hücreler arası geçiş, kullanıcı hücre değiştirirken var olan iletişimin kesilmemesini sağlar.Para não serem interrompidos decidem conversar utilizando os seus aparelhos celulares.
Kozmik toz, uzayda var olan bir tozdur.Matéria é qualquer substância que ocupa lugar no espaço.
Güney Bölgesi, Afrika ülkesi Malavi'nin toplamda var olan üç bölgesinden bir tanesidir.A Região Sul é uma das 3 regiões do Malawi.
Xweda ise kendiliğinden var olan anlamına gelmektedir.Agora, Josh tem que provar que está certo.
Yollar aracı kullanılarak karmaşık seçimler yapılabilir ve var olan yollar düzenlenebilir.Ocorre quando múltiplas rotas podem ser usadas e a escolha é feita por meio de determinada condição.
Namibya'nın var olan 14 idari bölgesinin yanı sıra, Namibya çoğu zaman coğrafi açıdan da ayrılmaktadır.Presente em 14 estados brasileiros, além da Venezuela, a Eucatur atende linhas de grandes distâncias.
Bouenza, Afrika ülkesi Kongo Cumhuriyeti'nin toplamda var olan on iki bölgesinden bir tanesidir.Bouenza é um dos 12 departamentos da República do Congo, localizada na parte sul do país.
Aquilifer: Lejyon içerisinde var olan tek kişilik bir görev.Aquilifer: Eén enkele positie binnen het legioen.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Er moet dus iets zijn dat altijd bestaan heeft.
SAKALAR: geçmişte var olan bir hun devletinin ismidir.De soera is vernoemd naar de stad waarbij gezworen wordt in de eerste aya.
Hakikatte var olan sadece Tanrı'dır.De waarheid is alleen in God.
Var olan ya da var olduğu söylenen şey, varlık kavramının içeriğini oluşturur.Het bestaan, of zijn, van iets is dat wat het een entiteit maakt.
Ülke büyüdükçe, yeni eyaletler var olan eyaletler modellenerek eklenmiştir.Naarmate nieuw land werd ontwikkeld, kwamen er nieuwe provincies bij.
Var olan hiçbir üye 74 yaşındaki Brejnev'in uzun dönemde ardılı olamazdı.Alleen een mevrouw Hardenbrook, 87 jaar, kende het nog volledig.
Programlama dillerinin neredeyse tamamında var olan, yaygın kullanılan bir döngüdür.Alle veelgebruikte programmeertalen zijn turingvolledig.
Halihazırda var olan doğal engellerle birlikte de kullanıldığı görülmüştür.Kanalen werden als natuurlijke bestaande hindernissen gebruikt.
Var olan insan verileri ise zayıf sonuçlar verdi.Aanleiding waren de magere resultaten.
Bavyera Krallığı (Almanca: Königreich Bayern), 1806-1918 yılları arasında var olan bir Alman devleti.Het koninkrijk Beieren (Duits: Königreich Bayern) was een Duitse staat die bestond van 1806 tot 1918.
İlçe 2001'den önce var olan Marzahn ve Hellersdorf ilçelerinin birleşmesi sonucu oluştu.Sinds 2001 zijn de voormalige stadsdistricten Marzahn en Hellersdorf wederom met elkaar verenigd.
Günümüzde de var olan eserlerin büyük çoğunluğu bu dönemden kaldı.Veel van de nog bestaande structuren stammen uit die periode.
Sözcük anlamı “var olan” demektir.Wat bedoelen we dan met "bestaan"?
Luapula, Afrika ülkesi Zambiya'nın toplamda var olan on bölgesinden bir tanesidir.Luapula is een van de negen provincies van Zambia met als provinciale hoofdstad Mansa.
Kâşif, var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran, keşfeden kimsedir.Iets kwijt zijn is dan gelijk aan iets vergeten zijn, iets vinden herinnering (Grieks anamnèsis).
Elektrik, Su ve telefon uzun yıllardır var olan hizmetlerdir.Elektriciteit, en ook water, werden jarenlang zwaar gesubsidieerd.
Ülke genelinde var olan sosyal sistem dünyadaki en kötü sistemler biri olarak görülmektedir.De Spaanse competitie wordt gezien als een van de sterkste ter wereld.
Nadiren de olsa, ukiyo-e hareketinden önce var olan erotik boyalı el kitapları da bulunmaktadır.Alhoewel ze zeldzaam zijn, bestaan er geschilderde rollen van voor de Ukiyo-e-beweging.
Yani var olan her şeye, kendisinden önce gelen bir şey neden olmuştur.Wie je bent, heeft alles te maken met wat je hebt meegemaakt.
Var olan "sis", ne rüzgâr ne de yağmurla dağılıyordu.Een maandagse maan kan niet zonder wind of regen vergaan.
Öznede değil, kendinde var olan.Swój to, nie obcy!.
Var olan sadece öğelerin bir araya gelmesi ve birbirlerine karıştıktan sonra ayrılmasıdır.Możemy kochać się tylko ze sobą, inaczej się przekształcimy.
İnsandır ki, bir şeyi meydana getirirken, önceden var olan maddeyi kullanır.Dotyczyło to czasu przed tym, jak stał się człowiekiem (Wcielenie).
Bu yeniden kurulma sürecinde var olan tüm sokaklar ana hatlarıyla günümüzde de bulunmaktadır.Wszystkie najważniejsze zawsze rzeczy … są dziś u nas na pierwszym planie!
Afrika kıtası ülkesi olan Malavi, üç bölgede var olan 28 ilçeden oluşmaktadır.Malawi zostało podzielone na 3 regiony, które składają się z 28 dystryktów.
Bavyera Krallığı (Almanca: Königreich Bayern), 1806-1918 yılları arasında var olan bir Alman devleti.Królestwo Bawarii (niem. Königreich Bayern) – niemieckie królestwo, istniejące w latach 1806–1918.
Gerçeklik, günlük kullanımdaki anlamıyla, "var olan her şey" demektir.Rzeczywistość – w znaczeniu potocznym to „wszystko, co istnieje”.
Bununla birlikte var olan yolların genişletilmesi de planlanmaktadır.Planowane jest poszerzenie tej drogi.
Cezaevinde var olan kargaşalar sonucu çıkan isyanda yer alır.Dom, w którym są więzieni, jest jednak pełen pułapek.
Ülke genelinde var olan 5 havaalanından sadece 2 tanesinin pisti asfaltlanmış konumdadır.Same siły lotnicze posiadają 15 baz na terenie całego kraju.
Var olan insan verileri ise zayıf sonuçlar verdi.Środowiska naukowe ze sceptycyzmem odniosły się do rezultatów Podkletnowa.
Yahudilik, İran'da var olan en eski dinlerden biridir.Judendomen är en av Irans äldsta religioner.
Bavyera Krallığı (Almanca: Königreich Bayern), 1806-1918 yılları arasında var olan bir Alman devleti.Kungariket Bayern (tyska: Königreich Bayern) var en stat i Centraleuropa som fanns åren 1806-1918.
Kuzey Bölgesi, Afrika ülkesi Malavi'nin toplamda var olan üç bölgesinden bir tanesidir.Den norra regionen är en av tre regioner i Malawi.
Var olan "sis", ne rüzgâr ne de yağmurla dağılıyordu.Varken vindarna eller regnet kunde få bort "dimman".
Var olan insan verileri ise zayıf sonuçlar verdi.Den dåliga skörden ledde till katastrofala följder.
Ilımlı Çok Parti Sistemi: Ülkedeki var olan partiler arasında, ideolojik ayrılıklar çok derin değildir.Båda är tämligen moderata partier utan några större ideologiska meningsskiljaktigheter.
"Var olan zamansal olandır."IF) som är konstant.
Bütün bu olaylar var olan özerkliğin kaybedileceği anlamına geliyordu.Ett tack skulle innebära att hela botandet varit förgäves.
Buna göre var olan her şey ölçülebilirdir.Här kan vilka som helst värden tänkas.
SAKALAR: geçmişte var olan bir hun devletinin ismidir.На давніх картах назва села — Карашин.
Var olan insan verileri ise zayıf sonuçlar verdi.Випробування на людях продемонстрували слабші результати.
Statükoyu sürdürmek var olan durumu olduğu gibi korumak anlamına gelir.Зберегти статус-кво означає залишити все так, як є.
Bağımsızca kendi içinde var olan.Тільки тут я почуваюся незалежним!
Lombrosso, suçun insan doğasının bir karakter özelliği olduğunu savunan, var olan klasik okulu reddetmiştir.Ломброзо відкинув вчення класичної школи про те, що злочин є властивою рисою людської природи.
Var olan binlerce farklı yazı yüzü var, yenileri sürekli geliştiriliyor.Існує тисячі різних гарнітур, разом з тим, постійно створюються нові.
19. yüzyıl'dan beri var olan sınırsız ilerleme inancı sona erdi.Ефект релігійної реформи кінця 19 століття діє дотепер.
Beyaz bölümlerde bulunan yıldızlar ise ülkede var olan iki siyasi partiyi temsil etmektedir.По обидві сторони зірки розташовані два промені, які присутні на державному прапорі країни.
Ombella-Mpoko, Afrika ülkesi Orta Afrika Cumhuriyeti'nin toplamda var olan 17 bölgesinden bir tanesidir.Омбелла-Мпоко — одна з 14 префектур Центральноафриканської Республіки.
Buna göre var olan her şey ölçülebilirdir.Для будь-якого це рівняння визначає .
Seti@home projesi var olan en büyük kümedir.Nejznámější je projekt SETI@Home.