Lisa, ben tren biletlerimizi alırken, benim valize göz kulak ol.Lisa, keep an eye on my suitcase while I buy our train tickets.
Valiz kirli çamaşırlardan başka bir şey içermiyordu.The suitcase contained nothing but dirty clothes.
Sanırım valizim çalındı.I think my suitcase was stolen.
Valizlerimden biri kayıp.One of my suitcases is missing.
Bu valize göz kulak olun.Keep an eye on this suitcase.
Bu valizi sizin için taşırım.I'll carry this suitcase for you.
Kumiko havaalanında valizini bir hamala taşıttı.Kumiko got a porter to carry her suitcase at the airport.
Valizini taşıyayım.Let me carry your suitcase.
Valizimi bulamıyorum.I can't find my suitcase.
Valizim kırık.My suitcase is broken.
Valizimi odama taşıttım.I had my suitcase carried to my room.
Hamala valizlerimi odama taşıttım.I had the porter take my suitcases to my room.
Hamala valizimi taşıttım.I had the porter carry my suitcase.
Ona valizimi odaya taşıttım.I had him take my suitcase to the room.
ona valizimi yukarı taşıtacağım.I'll get him to carry my suitcase upstairs.
Ona, bu valizi üst kata taşıtacağım.I'll get him to carry this case upstairs.
O, aceleyle valizini hazırladı.He hastily packed his bags.
Tüm elbiselerini valize koydu.She bundled all her dresses into the suitcase.
Yanında çok valiz aldı.She took a lot of baggage with her.
Lütfen valizini aç.Please open your suitcase.
O ona valizi nereye koyacağını söyledi.She told him where to put the suitcase.
Buradaki bu valiz kime aittir?Who does this suitcase here belong to?
Bu valizi nasıl açacağımı bilmiyorum.I can't figure out how to open this suitcase.
Sakıncası yoksa, valizinizi kontrol edebilir miyiz?If you don't mind, may we inspect your suitcase?
Valizi taşıması için onu zorladım.I forced him to carry the suitcase.
Tom valizini paketlemeyi bitirdi.Tom finished packing his suitcase.
Tom'un valizini hazırlamasına yardım eder misin?Could you help Tom pack his suitcase?
Tom valizin anahtarını Mary'ye verdiğini hatırlıyor.Tom remembers giving Mary the key to the suitcase.
Tom Mary'ye valizini taşıttı.Tom made Mary carry his suitcase.
Tom Mary'nin valizini kaldıramadı.Tom couldn't lift Mary's suitcase.
Mary Tom'dan valizini taşımasını istedi.Mary asked Tom to carry her suitcase.
Tom'a sarıldıktan sonra, Mary valizini aldı ve gitti.After hugging Tom, Mary picked up her suitcase and left.
Tom sadece valizini topladı ve gitti.Tom just packed up and left.
Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.Tom folded his clothes and put them in his suitcase.
Tom her şeyi valizine tıktı.Tom crammed everything into his suitcase.
Tom sahip olduğu her şeyi küçük bir valiz içerisinde taşıdı.Tom carried everything he owned in a small suitcase.
Tom valizini yeniden topladı.Tom repacked his suitcase.
Bu, valizini bulduğum adam.That's the man whose suitcase I found.
Kyoko benim için valizimi taşıyacak kadar yeterince kibardı.Kyoko was kind enough to carry my baggage for me.
Valizlerimi toplamak uzun zamanımı aldı.It took me ages to pack up my suitcases.
O dün gece valizini hazırlamayı bitirdiğinden dolayı bu sabah erken hazırlanabildi.She was able to be ready early this morning, because she finished packing last night.
Bu valizi tek başıma taşıyamam.I can't carry this suitcase by myself.
Tom valizini topluyor.Tom is packing up.
Sadece valizimden uzak dur.Just stay out of my suitcase.
Valizlerini taşımana yardım etmemi ister misiniz?Would you like me to help you with your suitcases?
Valizlerin nerede?Where are your suitcases?
Bu valizi taşıyamam. O çok ağır.I can't carry this suitcase. It's too heavy.
Valizimi kaybettim.I have mislaid my baggage.
Bu valizleri nereye koymamı istiyorsun?Where do you want me to put these suitcases?
Benim yalnızca bu valizim var.I only have this baggage.
Bu benim valizimdi.It was my suitcase.
Ben sadece iki valiz getiriyorum.I'm only bringing two suitcases.
Valizlerini topla. Kovuldun.Pack your bags. You're fired.
Valizimi odamda aşağı getir.Bring the suitcase down from my room.
Bu boyuttaki bir valiz çok kullanışlıdır.A valise of this size is very handy.
Bu bir deri valiz.It's a leather valise.
Tom'un valizini nereye koyduğunu bilmiyorum.I don't know where Tom put his suitcase.
Gömleklerimi katladım ve onları valizime koydum.I folded my shirts and put them in my suitcase.
Tom'a valizini geride bıraktırdım.I made Tom leave his suitcase behind.
Valizlerimi zaten hazırladım.I've packed my suitcases already.