Bunu yapabilecek kadar vaktimiz olduğunu sanmıyorum.I don't think we have enough time to do that.
Öğle yemeği yiyecek vaktim yok.I don't have time to eat lunch.
Öğle yemeği yemek için vaktim yok.I don't have time to eat lunch.
Onu yapmak için vaktimin olup olmadığından emin değilim.I'm not sure whether I have the time to do that.
Çok vaktimiz yoktu.We didn't have much time.
Öğle yemeği için fazla vaktimiz yok.We don't have much time for lunch.
Vaktimizi boşa harcıyor olmamamız gerekir.We shouldn't be wasting our time.
Benim bu saçmalıkları dinleyecek vaktim yok.I don't have time to listen to this kind of nonsense.
Yüzmeye vaktim olmadı.I didn't have time to swim.
İnlemeni dinleyecek vaktimiz yok.We don't have time to listen to your whining.
İnlemenizi dinleyecek vaktimiz yok.We don't have time to listen to your whining.
Artık hiç roman okuyacak vaktim yok.I never have time to read novels anymore.
Vaktim olursa yapabilirim.If I have time, I may do that.
Hayır, sohbet etmeye vaktim yok.No, I don't have time to chat.
Cevap için bekleyecek vaktimiz yok.We don't have time to wait for a reply.
Bu da epey vaktimi aldı."That took a lot of my time."
Şimdiye kadar vaktim olmamıştı.I just haven't gotten around to it.
-Çabuk hazırlan, boşa geçirecek vaktimiz yok.Hurry up and get ready, we don't have time to waste.
Yaşamakta olduğumuz hızlı dünyada durup çiçekleri koklamak için her zaman vaktimiz yok.In the fast paced world that we live in, we don't always have time to stop and smell the roses.
Sonra anlatırım anne çok vaktimiz olacak!I'll tell you later mom.
Benim sadece bu iki problemden bahsetmeye vaktim vardı.I only had time to frame those two problems.
Tamam çocuklar, sakallı kadınla buluşma vaktim.Okay boys, time to get me a date with the bearded lady.
Eğer 5 tavşan alıyorsak, bütün vaktimizi tavşanlara ayırıyoruz demektir.If I'm getting 5 rabbits, I'm spending all my time getting rabbits,
Dut toplayacak vaktim yok demektir.I have no time for berries.
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?I wish we had more time together, but that's for another time.
Hayır Hayır Vaktim varNo, I have a plenty of time.
Bunu yapmak için çok vaktim yok.I don't have much time to do it.
Vaktim azalıyor, o yüzden burada duracağım.I'm running out of time, so I'm actually going to stop.
Bunu okumaya vaktim yok, yoksa buradan sürükleneceğim.I don't have time to read this, because I'm going to be yanked off.
Bunun yerine bütün vaktimizi dut toplamaya harcıyoruz.Instead you are choosing to spend all of your time on the berries.
Bizim didişmeye vaktimiz yok.We cannot afford to squabble over [ ].
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar.No time for breakfast, lads.
Artık fazla vaktim kalmadı.But I'll stop complaining.
Dizüstü bilgisayarlarım zırt pırt bozulur, o yüzden üzerlerine etiket yapıştıracak vaktim yok.My laptops break all the time so I don't have time to put stickers on.
Ve çok vaktimiz yok.And I don't have much time.
Sizlere daha da başka ortamlar göstermek için vaktim var mı bilmiyorum.I'm not sure if I have time to show you any other environments.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.Well, in 1991 it was finally time for us to go in and try out this baby.
0.3 çarpı0.3 çarpı 0.3 çarpı 0.3---neyse vaktim kalmadı yine.0.3 times 0.3 times 0.3 times 0.3-- anyway, I'm all out of time again.
Bütün gün vaktim yok. " dedi.She goes, "Come on. I don't have all day."
Yeni bilgisayar almayıp vaktimi öldürüyorlar.Don't even care to buy a new computer but wasting my time.
Bu senin vaktin. Bu benim vaktimThis is your time.
Bu bizim vaktimiz.This is my time. It's our time.
Parktaki her şaklabana kin gütmeye vaktim yok benim.Besides, there's kids in that park.
Cevap C. Bir tanesi için daha vaktimiz var, kırk ikinci problem.So the choice is C.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.I don't have time to waste on things like this.
David'in -- genelde top 10 yaparım, ama top 10 için vaktimiz yok.I usually do a Top 10, but we don't have time, so:
Süslenme için vaktimiz yok !This is no time for decoration!
Vaktim olmayabilir !I may not make it.
Tüm vaktim dışarda İnuitlerle oyun oynayarak geçiyordu.All of my time was spent outside with the Inuit, playing.
Neyse yine vaktim kalmadı.Anyway, I just realized I'm out of time again.
Doğum günü yaklaşıyor. Ve bunu planmaya hiç vaktim yok. Acaba haftasonu müsait misin?Another birthday?
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Oh, I think I've got time to tell you about this.
Size daha yeni bir şiirimi okumak için vaktim var.I just have time to read a more recent poem to you.
Çalışmam gereken zamanda, vaktimi harcıyorum.I'm wasting my time when I really have to study.
Çok fazla vaktim kalmadı, biliyorsunuz.I haven't much time left, you know?
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.I came up with a pyramid eventually, that I don't have the time to go on that.
Ne güzel, biraz daha vaktimin olmasına sevindim!Oh good, glad I have a little more time!
Benim vaktim azaldı.It's nearly time to go
Hâlâ biraz vaktimiz var.We still have some time
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -Actually, we should do another example since we have time.