Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.Astfel am finalizat filmul şi l-am pus cap la cap pentru că trebuia să ne întoarcem.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti. Dari ve Pashto dillerinde seslendirdik.Nous avons alors achevé le film et avons fait le montage parce que nous devions repartir.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.Então terminámos e montámos o filme porque tínhamos de regressar.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.És akkor befejeztük a filmet és összeraktuk, mivel vissza kellett mennünk.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.In tako smo dokončali film in ga sestavili, saj smo morali iti nazaj.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.I wtedy ukończyliśmy film, złożyliśmy go w całość, bo musieliśmy wracać.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.Jadi kami mengakhiri film kami dan mulai memprosesnya karena kami harus kembali.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.그렇게 우리는 영화를 마무리 짓고 한편으로 만들었습니다. 다시 돌아가야만 했기 때문입니다.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.No a vzali jsme film a sestříhali ho, protože jsme se museli vrátit.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.Så vi samlade upp filmen och fick den ihop. för att vi var tvungna att gå tillbaka.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.We werkten de film af, want we moesten terug.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.Wir wickelten unseren Film auf und setzen ihn zusammen, denn wir mussten zurück gehen.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.Y luego terminamos la película y la montamos porque teníamos que regresar.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.Έτσι μοντάραμε την ταινία και την τελειώσαμε επειδή έπρεπε να γυρίσουμε πίσω.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.И тогава ние завършихме филма, и го сглобихме, защото трябваше да се приберем.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.Ми завершили зйомку і змонтували фільм, бо настав час їхати назад.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.ואז ערכנו את הסרט וסיימנו אותו כי היינו חייבים לחזור.
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.وعندها جهزنا الفلم و جمعناه لانه كان يتوجب علينا العودة
Sonra filmimizi sarıp montajladık çünkü dönme vaktimiz gelmişti.アフガニスタンに戻らなければなりませんでした 映画にダリ語とパシュトン語 現地の方言を入れ
Söylemek için vaktim yok.그 중 반만 정신분열증을 나타냈습니다. 이것까지는 설명할 시간이 없군요.
Söylemek için vaktim yok.Não tenho tempo para explicar.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Algunas personas que creen ser diestras son genéticamente zurdas.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.A někteří lidé, kteří si myslí, že jsou praváci, jsou geneticky leváci.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Parmi les gens qui pensent être droitiers, il y a des génétiquement gauchers.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Sommigen die denken dat ze rechtshandig zijn, zijn genetisch linkshandig.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Tehát sokan, akik úgy hiszik, hogy jobbkezesek, genetikailag balkezesek.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Unii oameni ce cred că sunt dreptaci sunt stângaci genetic.
Söylemek için vaktim yok. Şimdi, sağlak olduğunu düşünen bazı insanlar aslında genetik olarak solak.Сега, някои хора, които си мислят, че са десняци генетично са леваци.
Söylemek için vaktim yok.אך רק חצי מהם יראו זאת. אין לי זמן...
Söylemek için vaktim yok.لكن نصفها فقط ظهرت. ليس لدي الوقت لأقول.
Söylemek için vaktim yok.自分は右利きだと思っている人の中には
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!¡Ahora no tengo tiempo de pelear contigo!
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!En ehdi pelleilemään kanssasi.
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!Jag har inte tid att bråka med dig nu!
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!Jeg har ikke tid til at skændes med dig nu!
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!Não tenho tempo para me chatear contigo, agora!
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!Nie mam teraz czasu na ciebie.
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!Non ho tempo da perdere con te, adesso!
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!Δεν έχω ώρα να ασχοληθώ με εσένα τώρα!
Şu an seninle uğraşacak vaktim yok!У меня нет времени, чтобы сейчас возиться с тобой!
- Tabii bunlarý uzun uzun... ...konuţmak için uzun uzun vaktimiz olacak.Αμέσως.
Tamam çocuklar, sakallı kadınla buluşma vaktim. Kim benimle?Okay Jungs, Zeit, dass ich ein Rendezvouz mit der bärtigen Lady bekomme.
Tamam çocuklar, sakallı kadınla buluşma vaktim.Okay les gars, il est temps de m'arranger un rencard avec la femme barbue.
Tamam çocuklar, sakallı kadınla buluşma vaktim.Oké jongens, het wordt tijd om te daten met de vrouw met de baard.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Baiklah, saya telah habiskan waktu saya, saya harus berhenti.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Bene adesso, ho terminato il mio tempo quindi mi fermerò qui.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Bien, maintenant je dépasse mon temps de parole, donc je dois m'arrêter.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Bine acum, am ramas fara timp, incat trebuie sa ma opresc.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Giờ thì thời gian đã hết, tôi xin dừng lại tại đây.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Goed dan, mijn tijd is op, dus ik moet stoppen.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Jól van, túlléptem az időmön, meg kell hogy álljak.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.자, 시간이 다 지났네요, 여기에서 멈추도록 하겠습니다.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Mój czas właśnie dobiegł końca, więc zatrzymamy sie w tym miejscu...
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Muito bem, terminou o meu tempo, por isso, vou ter que parar por aqui.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.No niin, aika loppuu joten minun on lopetettava.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Okay, meine Zeit ist abgelaufen, ich muss Schluss machen.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Se ha terminado mi tiempo, así que tengo que parar.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Εντάξει λοιπόν, έχω ξεπεράσει το χρόνο μου πρέπει να σταματήσω.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.В общем, моё время вышло. Я вынужден заканчивать.
Tamam, vaktimi aştım artık durmam lazım.Добре сега, времето ми изтече, така че трябва да спра.