Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var. Babam bir mucitti benim.Ik denk dat ik nog wat tijd over heb om jullie te vertellen dat mijn vader een uitvinder was.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var. Babam bir mucitti benim.이 얘기할 시간은 있겠네요. 저희 아버지는 발명가였습니다.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var. Babam bir mucitti benim.או, אני חושב שיש לי זמן לספר לכם על זה. אבי היה ממציא.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var. Babam bir mucitti benim.آه .. أعتقد انني املك الوقت لكي اخبركم بهذه القصة .. لقد كان والدي مخترعا
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var. Babam bir mucitti benim.スプートニク打ち上げの1957年に カリフォルニアに引っ越した
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Cred că mai am timp să vă povestesc ceva.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Ich glaube ich habe Zeit, Ihnen hiervon zu erzählen.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Myślę, że wystarczy mi czasu, by wam to opowiedzieć.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Oh, credo di avere ancora tempo per raccontarvi questa.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Oh, je pense que j'ai le temps de vous raconter ça.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Ồ, tôi nghĩ vẫn còn thời gian kể cho các bạn nghe về chuyện này.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Думаю, пришло время рассказать об этом.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.О, мисля, че имам време да ви разкажа за това.
Hâlâ biraz vaktimiz var.Nous avons encore du temps.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.Aku tidak punya waktu untuk dihabiskan dalam hal ini.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.Ich habe keine Zeit für solche Sachen.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.Jag har inte tid nog för sånna här saker.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.J'ai pas d'temps à perdre avec des trucs pareils.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.Minulla ei ole aikaa tuhlattavaksi tähän.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.Non ho tempo da sprecare per queste cose.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.Tôi không có thời gian lãng phí vào những chuyện thế này.
Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.Δεν έχω χρόνο να σπαταλήσω σε τέτοια πράγματα.
Hayır. Hayır.benim... bunları düşünmeyi harcayacak vaktim yok.Ну нет, у меня нет времени на такую ерунду.
Hayır Hayır Vaktim varNo, tengo mucho tiempo.
Hayır, o yoktu. Bak, biz bunun için vaktim yok. İhtiyacımız var아니, 그렇지 않아. 보라, 우리는 이럴 시간이 없어. 우리는 필요
Hayır, o yoktu. Bak, biz bunun için vaktim yok. İhtiyacımız varלא, הוא לא. תראה, אין לנו זמן בשביל זה. אנחנו צריכים
Hayır, o yoktu. Bak, biz bunun için vaktim yok. İhtiyacımız varイワンを探しに、我々は今彼を見つける必要があります。 彼はトラブルになります。
Herneyse, vaktimiz kalmadıDe todas maneras, no tenemos tiempo.
Herneyse, vaktimiz kalmadı O konudaΤέλος πάντων, ο χρόνος μας τελείωσε. <i>Για τι πράγμα;</i>
Herneyse, vaktimiz kalmadı>そうだ。
(Kahkaha) Eğer bunu sevdiyseniz..., ne kadar vaktimiz kaldı?Se gostaram desta... quanto tempo temos?
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar. Dünyanın bizim yardımımıza ihtiyacı var.Das ist nicht einmal ein Wort.
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar.Gak ada waktu untuk sarapan.
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar.Ingen tid til morgenmad, drenge.
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar.아침 먹을 시간 없어
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar.Non c'è tempo per la colazione, ragazzi.
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar.لا وقت للفطور يا فتيان !
Kahvaltıya vaktimiz yok, çocuklar.世界が俺たちの助けを求めている!
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?J'aurais souhaité que nous ayons plus de temps ensemble, mais ce sera pour une prochaine fois.
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?Bárcsak több időnk lenne, de talán majd legközelebb. Rendben?
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?Genial (Aplausos)
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi? Harikasınız.시간이 더 많았으며 좋겠지만 다음으로 미뤄야겠죠?
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi? Harikasınız.Żałuję, że nie mamy więcej czasu, może następnym razem.
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi? Harikasınız.הלוואי שיכולנו להיות יותר זמן ביחד, אבל נשאיר זאת לפעם אחרת. בסדר? טוב.
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi? Harikasınız.وددت لو كان لدينا مزيد من الوقت معاً، لكن هذا لوقت أخر. موافقون؟ عظيم.
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi? Harikasınız.(拍手)
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?Ich wünschte, wir hätten mehr Zeit zusammen, aber ein anderes Mal.
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?Mi-aş fi dorit să stăm mai mult împreună, dar asta cu altă ocazie.
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?Mi piacerebbe avere più tempo, ma magari un'altra volta. Ok?
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?Иска ми се да разполагахме с повече време, но някой друг път.
Keşke beraber daha çok vaktimiz olsaydı, umarım başka zamana, değil mi?Хотелось бы, чтобы у нас было больше времени вместе. Да?
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.그곳에서 2주간 일한 후 제가 집으로 돌아갈 때가 왔을때
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.Après deux semaines de travail dans ce village, il était temps de repartir.
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.Depois de duas semanas a trabalhar nessa aldeia, chegou a altura de me ir embora.
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.Después de trabajar dos semanas en la aldea ya era hora de volver.
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.Dopo due settimane di lavoro in quel villaggio, fu tempo di rientrare.
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.După două săptămâni de lucru în acel sat, venise timpul să plec.
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.Efter at have arbejdet to uger i den landsby, var det tid til at tage tilbage.
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.Miután két hetet dolgoztam abban a faluban, eljött az ideje, hogy hazamenjek.
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.Nach zwei Wochen Arbeit in jenem Dorf war es Zeit, nach Hause zu gehen.