Eğer vaktim kalırsa. Ğ Farkettim ki biraz fazla uzatmışım.Tal vez a ti te parezca un poco de vudú.
Eğer vaktim kalırsa.Jestli budu mít dost času.
Eğer vaktim kalırsa.-- 시간이 많이 남게 된다면요,
Eğer vaktim kalırsa.اذا كان لدي الوقت الكافي
Egonuzu tatmin etmeye vaktim yok derken bana inanın lütfenCréame cuando le digo que no tengo tiempo para satisfacer su ego en este momento.
Egonuzu tatmin etmeye vaktim yok derken bana inanın lütfenMi creda quando le dico che ora non ho il tempo di lenire il suo ego.
Egonuzu tatmin etmeye vaktim yok derken bana inanın lütfenProszę mi wierzyć, że nie mam teraz czasu koić pańskiego ego.
Egonuzu tatmin etmeye vaktim yok derken bana inanın lütfenVěřte mi, ľe teď váľně nemám čas drbat vaąe ego.
Egonuzu tatmin etmeye vaktim yok derken bana inanın lütfenΠιστέψτε με, δεν έχω χρόνο να κατευνάσω τον εγωισμό σας αυτή την στιγμή.
Egonuzu tatmin etmeye vaktim yok derken bana inanın lütfenПожалуйста, поверьте. Мне сейчас не до того, чтобы тешить ваше самолюбие.
Egonuzu tatmin etmeye vaktim yok derken bana inanın lütfen私が扱っている人々は、ナサから誰か連れてくるより、
En az birkaç saat. O kadar vaktimiz yok Joe..לפחות כמה שעות .אין לנו כל-כך הרבה זמן, ג'ו-
En az bir soru için daha vaktimiz var. .하나 정도만 할 시간이 남았네요
En az bir soru için daha vaktimiz var. .Tenemos tiempo para una más. Nos dibujaron todos estos gráficos.
En az bir soru için daha vaktimiz var. .لا زال لدينا وقت لحل مسألة واحدة على الاقل .
En az bir soru için daha vaktimiz var. .やってみましょう。 たくさんグラフがあるので
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.A végére, mert nincs sok idő a tervezéshez.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.Bo nie mamy wiele czasu na planowanie.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.Car nous n'avons pas beaucoup de temps pour planifier.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.Fino in fondo, perche' non c'e' un tempo infinito per pianificare.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.Hasta el final, porque no tenemos todo el tiempo para planificar.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.마지막까지 우리는 계획하는 데에만 모든 시간을 쓸 수 없기 때문입니다.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.Până la sfârşit, pentru că nu avem tot timpul la dispoziție pentru planificare.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.Από την αρχή ώς το τέλος καθώς δεν έχουμε πολύ χρόνο για τον σχεδιασμό.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.До кінця, тому що в нас нема часу на планування.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.До края, защото нямаме цялото време да планираме.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.וזאת משום שאין לנו את כל הזמן על מנת לתכנן.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.ولتحقيق ذلك، لأنه ليس لدينا الوقت الكافي لوضع خطة.
En sona kadar çünkü bütün vaktimiz çok plan yapacak kadar uzun değil.創造性や革新が始まっています
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Dần dần, tôi nghĩ ra một hình kim tự tháp không có đủ thời gian để tôi kể nhiều về nó.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Finalmente se me ocurrió una pirámide, no tengo tiempo para entrar en eso.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.In seguito ho ideato una piramide, non c'è il tempo per addentrami in questo.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Jeg fandt på en pyramide med tiden, som jeg ikke har tid til at forklare nu.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Je suis finalement arrivé à une pyramide, dont je n'ai pas le temps de parler plus longuement.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.저는 결국 피라미드를 고안해냈는데, 제가 그것에 대해 더 늘어놓기에는 시간이 없군요.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.M-am gandit la o piramidă până la urmă, dar nu am timp acum să intru în detalii.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Pada akhirnya saya menemukan piramida, tapi tak ada waktu untuk menjelaskannya.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Schließlich dachte ich mir eine Pyramide aus, aber mir fehlt hier die Zeit, darauf genauer einzugehen.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Végül előálltam egy piramissal, de erre most nincs idő, hogy belemenjek.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Vytvoril som taktiež takúto pyramídu, ale nemám čas vám o nej viac porozprávať.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.W końcu wymyśliłem piramidę sukcesu, ale nie mam czasu, żeby o tym opowiedzieć.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Τελικά επινόησα μια πυραμίδα, για την οποία δεν έχω τον χρόνο να επεκταθώ εκτενώς.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.В итоге у меня получилась пирамида, нет времени рассказать про это подробно.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.В крайна сметка измислих пирамида, но нямам време да говоря за това.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.Зрештою, вийшла така собі піраміда, немає часу детально про неї розказати.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.בסופו של דבר המצאתי פירמידה שאין לי זמן להיכנס להסבר עליה.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.وقد خلصتُ إلى هذا الهرم, والذي ليس لدي الوقت للمرور عليه.
En sonunda bir piramid fikri aklıma geldi, ancak bunun üzerinde detaylı konuşmaya vaktim yok.考えだし 詳しくは話さないが これが教師を志す私の救いだった
Geri geldi ve " Hadi. Bütün gün vaktim yok. " dedi.8歳からレスリングをやってた私は、彼女を潰す勢いで
Geri geldi ve " Hadi. Bütün gün vaktim yok. " dedi.Cô ấy quay lại và nói, "Thôi nào, tôi không có cả ngày đâu đấy."
Geri geldi ve " Hadi. Bütün gün vaktim yok. " dedi.그녀는 돌아와서 "자, 하루종일 할 순 없어요." 라고 말했습니다.
Geri geldi ve " Hadi. Bütün gün vaktim yok. " dedi.Wróciła i kazała mi nie marnować czasu.
Geri geldi ve " Hadi. Bütün gün vaktim yok. " dedi.היא חזרה, היא אמרה "קדימה, אין לי את כל היום."
Geri geldi ve " Hadi. Bütün gün vaktim yok. " dedi.اقبلت تقول ، "هيا ، ليس لدي كل يوم."
Hadi, John! Eğer gideceğimiz yer buysa, benim vaktimi harcıyorsun.Lägg av John, om det är dit vi går, slösar du min tid.
Hadi, John! Eğer gideceğimiz yer buysa, benim vaktimi harcıyorsun.¡Venga ya, John ¡Si es por ahí por donde vamos a ir, me estas haciendo perder el tiempo
Hadi, John! Eğer gideceğimiz yer buysa, benim vaktimi harcıyorsun.Ако искаш да стигнеш дотук, значи ми губиш времето.
Hadi, John! Eğer gideceğimiz yer buysa, benim vaktimi harcıyorsun.すべてでたらめですよ
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Ah, creo que tengo tiempo para contaros esto.
Hah, sanırım bunu size söylemeye vaktim var.Azt hiszem, van még idő, hogy elmeséljem a következőket.