Ana içeriğe geç
Sözlük

vakit ile cümle

vakit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Oruç ^ VakitleriНа недостающие ч.
Grup üyeleri de bu durumda kasabada bir süre vakit geçirmek zorunda kalırlar.Герою явно придётся задержаться в городке надолго.
Böylece vakit kazanılacaktı.Это позволило выиграть время.
Lindelof, "Artık vakit kazanmaya çalışmıyoruz." dedi.Линделоф подчеркнул: «Мы больше не задерживаемся».
Sümerler'de namaz ibadeti beş vakit olarak tatbik ediliyordu.Время — каждый из пяти намазов совершается в определенный для него промежуток времени (см. табл.).
Fakat ısıtmaya vakit yoktu.Не было отопления.
"Allahım vakit yetecek mi?Осталось ли для этого необходимое время?
Vakit öğlen olmuştur.Наступает время обеда.
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.Не придирайтесь к мелочам.
“Beş vakit namazını kılar, fakat çok cimrice davranırdı.Они — пятеро — царят над порочным миром, и прежде всего над хаосом.
Ancak, işten arta kalan zamanında, futbol topuyla vakit geçirmekteydi.При этом все свободное время он посвящал футболу.
Oyunda vakit gündüz ve hava güneşlidir.На Рождество и солнце играет.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Они весело проводят время.
Öğretmenliği sürdürürken Vakit gazetesi’nde yazılar yazmaya başladı.Во время учёбы начал печататься в журналах.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.В свободное время любил рыбалку.
Akşam daha geç bir vakitte birlikte olmak için anlaşırlar.Они расстаются, договариваясь встретиться позднее вечером.
Kalede bulunup ele geçirdikler diğer ganimet malları ile vakitlerini geçirdiler.Они грабили те богатства, которые были накоплены, но одновременно утверждали свою власть в племени.
Bunda amacı yeni durumlar ortaya çıkana kadar biraz vakit kazanma isteğidir.Им даётся немного времени, прежде чем нужно будет отвечать на вопросы.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Однако он говорит, что теперь больше времени будет проводить с семьей.
Ancak Olybrius'da tahtta çok vakit geçiremedi.Но это было необязательно уже в Петровские времена.
Ticaret o vakitlerde kadınların büyük çoğunluğunun mesleğiydi.Рабочие места на заводе в это время занимали в основном женщины.
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."Потому мы тебя ждем, приходи с любыми силами».
Biz ekip olarak stüdyoda fazla vakit geçirmeyi seviyoruz.Лучники любят проводить время в мастерской.
Boş vakitlerinde en çok uyumayı ve resim yapmayı sevdiğini söylemiştir.В свободное время любит рисовать и фотографировать.
Geç vakitleri kadar yenilir, içilir.Пьют сразу после приготовления, горячим.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.عمرها يزيد على 7 آلاف سنة.
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.وقضى الليل معه وأفرج عن الأخرين "لأجل خاطره".
Yeterince vakit yoktu.لم نفترض حد للوقت.
Vakit öğlen olmuştur.أي: وقت الظهيرة.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.وقد كانت براون تحب صيد الثعالب دائما.
Haftanın günleri gece yarısı 24.00'da başlar ve ertesi gece aynı vakitte sona erer.السباق يبدأ في منتصف الظهيرة و ينتهي في اليوم التالي في نفس وقت ساعة البدء.
Sümerler'de namaz ibadeti beş vakit olarak tatbik ediliyordu.اما اذا تردد خمس مرات ( أي لا يبدا بقفل) يسمى بالاقرع .
Kadınlarda da aynı durum söz konusu olup salgılandığı vakit kadınlık hormonuna dönüşmektedir.لكن هذه الألوان ذاتها تمزقها عندما تصبح المرأة أرملة.
Temizlendikleri vakit, Allah’ın size gösterdiği yerden onlara varın..."فإذا كان اللفظ مشتق من المنعن والمنع على الله محال، لزمك ان تمنع إطلاق (حكيم) عليه سبحانه.
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.للأطفال الترفيه واللعب مع مثل هذه المباريات كما قفز.
Aradan bir vakit geçer, padişah kızına haber gönderir “Artık beni evlendirin!” diye.ويصل بها الانفعال إلى أن تقول يا إلهي لماذا تزوجت !
Bununla birlikte, evde uzun vakitler kitap okurdu.خلال فترة احتجازها ، قضت الكثير من الوقت في قراءة الكتب.
Edna, anne ve babası ile birlikte parkta vakit geçirmektedir.يونس يعيش مع والديه وأخته في البادية.
Nancy ve Glen geç bir vakitte Rod ile konuşmak için karakola giderler.يشاهد بلو وغانسي في رحلة في وقت متأخر بالليل .
Bu vakitler genelde güneşin doğuşu ve batışı arasında geçen süredir.النهار هو الفترة الزمنية بين شروق الشمس وغروبها.
Yapmak istesek bile buna vakit yok.حتى وإن أردنا القيام بذلك فليس لدينا وقت.
Cami kapısındaki adamın gölgesinden anlaşıldığı üzere, vakit ikindi vaktidir ve bu kapı batıya bakmaktadır.كما يفهم من ظل الرجل عند باب المسجد، الوقت بعد الظهر وهذا الباب مواجه للغرب.
Kyuhyun, kazanın meydana geldiği vakit sürücünün arkasındaki kotultukta oturuyordu.Kyuhyun estava sentado atrás do banco do motorista quando ocorreu o acidente.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Por obrigação (fard), os muçulmanos fazem suas orações cinco vezes por dia.
1622’de Fransa’ya döndü ve sonraki birkaç yıl Paris’te ve Avrupa’nın başka yerlerinde vakit geçirdi.Em 1622 retornou à França, passando os anos seguintes em Paris.
Sözleri,iyi vakit geçirmeyi ve başka insanların yargılarını endişe etmemeyi anlatır.Liricamente, ele se refere a ter um bom tempo e não se importar sobre o julgamento de outras pessoas.
Bunlar nasıl, ne vakit yapıldı, edildi?Como, e onde, a computação foi realizada?
Geç vakitleri kadar yenilir, içilir.Quem errar, ou demorar muito, bebe.
Böylece vakit kazanılacaktı.Foi uma necessidade de ganhar tempo.
"Allahım vakit yetecek mi?«Você tem Tempo?».
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."No entanto, se ele fosse humano gostaria de sair com ele."
On beş yıl boyunca öğrencileri ile vakit geçirmeye devam etti.Passou 15 anos estudando com seus filhos em casa.
Charlie, geç vakitte eve gelen bir sarhoştur.Um homem chega em sua casa de madrugada, depois de ter bebido muito.
Vakit öğlen olmuştur.É meio-dia.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Você se divertirá muito nessa fase.
Yeterince vakit yoktu.Mas não teve tempo.
Claudius Nero ve senato tarafından hiç vakit kaybedilmeden tanrılaştırıldı.Foi deificado por Nero e pelo senado pouco depois.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Durante as férias, Davis gosta de pescar robalo.
Biz ekip olarak stüdyoda fazla vakit geçirmeyi seviyoruz.Eu gosto de trabalhar rápido no estúdio.
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.O alfabeto árabe também tem sido usado.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod