Ana içeriğe geç
Sözlük

vaki ile cümle

vaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Augusten Burroughs, ["Dry"] adlı rehabilitasyonda geçirdiği vakit hakkında bir anı kitabı yazdı.Огъстин Бъроус написа спомени, наречени "Сух," които са за времето, прекарано в клиника.
Augusten Burroughs, ["Dry"] adlı rehabilitasyonda geçirdiği vakit hakkında bir anı kitabı yazdı.Огюстен Барроуз написав мемуари під назвою "Сухий закон", описавши своє перебування у реабілітаційному центрі.
Augusten Burroughs, ["Dry"] adlı rehabilitasyonda geçirdiği vakit hakkında bir anı kitabı yazdı.Огюстен Берроуз написал книгу воспоминаний под названием "Сушняк" о своём пребывании в центре реабилитации.
Augusten Burroughs, ["Dry"] adlı rehabilitasyonda geçirdiği vakit hakkında bir anı kitabı yazdı.אגוסטין בורוז כתב ספר זכרונות שנקרא ["יבש"], והוא על הזמן שהוא היה במרכז גמילה.
Augusten Burroughs, ["Dry"] adlı rehabilitasyonda geçirdiği vakit hakkında bir anı kitabı yazdı.أوغستين بوروز كتب مذكرات تدعى ["جافة"] وتتحدث عن الوقت الذي قضاه في إعادة التأهيل.
Augusten Burroughs, ["Dry"] adlı rehabilitasyonda geçirdiği vakit hakkında bir anı kitabı yazdı.それは彼がリハビリをしていた時の話です 20代のとき 彼はやり手の広告会社幹部で
Aynı zamanda iyi vakit geçiriyoruz.En er natuurlijk ook plezier aan te beleven.
Aynı zamanda iyi vakit geçiriyoruz.또, 물론, 좋은 시간도 보내기도 하는 터전입니다..
Aynı zamanda iyi vakit geçiriyoruz.וכמובן, גם מבלים.
Aynı zamanda iyi vakit geçiriyoruz.وبالطبع معايشة وقت جميل
Aynı zamanda iyi vakit geçiriyoruz.私達のいるキャンプ地からは
Bayan Miller zamanla serbest bırakıldığında, yasadışı hapse karşı dava açmakta vakit kaybetmedi.Inmediatamente luego de ser liberada, Miller presentó una demanda por encarcelamiento ilegal.
Bayan Miller zamanla serbest bırakıldığında, yasadışı hapse karşı dava açmakta vakit kaybetmedi.В конце концов Миллер отпустили .
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Às vezes, quando eu ficava com ela, era difícil conseguir o seu tempo e atenção.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.En ocasiones, cuando yo iba a pasar un tiempo con ella, no era fácil captar su tiempo y su atención.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.És időnként, amikor látogatóban voltam nála, nehéz volt részesedni az idejéből és a figyelméből.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Et parfois, quand j'allais passer du temps avec elle, il était difficile d'obtenir son temps et son attention.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Ilekroć chciałem z nią spędzić trochę czasu, ciężko było zwrócić na siebie jej uwagę.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.제가 때때로 할머니집에 가면 할머니의 시선을 끌거나 할머니랑 같이 놀기가 종종 힘들었지요.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Qualche volta, quando trascorrevo del tempo con lei, era difficile strapparle tempo e attenzione.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Şi câteodată când mă duceam şi petreceam timp cu ea, era greu să obţin timpul şi atenţia ei.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Soms als ik naar haar toeging was het moeilijk om haar tijd en aandacht te krijgen.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Wollte ich Zeit mit ihr verbringen, konnte es schwer sein, ihre Aufmerksamkeit zu erlangen.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.Иногда, когда я хотел провести с ней время, добиться внимания было сложно.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.ולפעמים כשהייתי שוהה במחיצתה, היה קשה לזכות בזמן ובתשומת הלב שלה.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.وأحياناً عندما أذهب لقضاء الوقت معها ، يكون علي من الصعب الحصول على انتباهها ووقتها.
Bazen onunla vakit geçirmeye gittiğimde, onun dikkati ve zamanını almak zor olurdu.時間と注目を得るのは難しかったのです いとこ達が所狭しと走りまわってました
Bekleyin. Ne oldu? Ne kadar vakit var?Apa yang terjadi?
Bence, biz çok mutlu olacağını düşünüyorum aile. Biz, birlikte iyi vakit geçirebilirsiniz.제가 생각하기에, 나는 우리가 매우 행복해야된다고 생각 가족. 우리는 함께 좋은 시간을 가질 수 있습니다.
Bence, biz çok mutlu olacağını düşünüyorum aile. Biz, birlikte iyi vakit geçirebilirsiniz.אני חושב, אני חושב שאנחנו הולכים להיות מאוד שמח המשפחה. אנחנו יכולים לבלות יחד.
Bence, biz çok mutlu olacağını düşünüyorum aile. Biz, birlikte iyi vakit geçirebilirsiniz.私もそう思う。私はとても幸せだ。あなたはどこか 私たちが住んでいると思う?
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Adesso vado a prendere i pezzi. Avete voglia di farvi un giro nel frattempo?
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Haen ne nyt, joten voitteko tappaa aikaa?
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Jag ska gå och hämta delar- -så ni får fördriva tiden med nåt.
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Jeg henter delene, - - så I må fordrive tiden.
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Pójdę po nie, a wy może się trochę rozerwiecie?
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Vou buscá-las, agora, por isso, importam-se de ir matar tempo?
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Voy a buscarlas ahora mismo. ¿Por qué no vais a dar una vuelta mientras?
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Πάω να τα φέρω τώρα, οπότε σε πειράζει να χαζέψεις λίγο;
Ben hemen gider alırım, biraz vakit geçirmeye ne dersiniz?Я сейчас их достану, а вы пока займитесь чем-нибудь.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Ja musím konať skutky toho, ktorý ma poslal, dokiaľ je deň; ide noc, keď nebude môcť nikto pracovať.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Jaz moram delati dela tega, ki me je poslal, dokler je dan; pride noč, ko nihče ne bo mogel delati.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Jeg må gjøre hans gjerninger som har sendt mig, så lenge det er dag; natten kommer da ingen kan arbeide.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Jeg må gøre hans Gerninger, som sendte mig, så længe det er Dag; der kommer en Nat, da ingen kan arbejde.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.때가 아직 낮이매 나를 보내신 이의 일을 우리가 하여야 하리라 밤이 오리니 그때는 아무도 일할 수 없느니라
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Medan dagen varar, måste vi göra dens gärningar, som har sänt mig; natten kommer, då ingen kan verka.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Zolang het dag is, moeten wij doen wat God ons opdraagt. Als de nacht komt, kan niemand meer iets doen.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Имам още много неща да ви кажа; но не можете да ги понесете сега.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Менї треба робити дїла Пославшого мене, поки дня: прийде ніч; тодї нїхто не зможе робити.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.Мне должно делать дела Пославшего Меня, доколе есть день; приходит ночь, когда никто не может делать.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.עלי לעשות מעשי שלחי בעוד יום יבוא הלילה אשר בו לא יוכל איש לפעל׃
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.ينبغي ان اعمل اعمال الذي ارسلني ما دام نهار. يأتي ليل حين لا يستطيع احد ان يعمل.
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.趁 著 白 日 、 我 們 必 須 作 那 差 我 來 者 的 工 . 黑 夜 將 到 、 就 沒 有 人 能 作 工 了
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.趁 著 白日 、 我們必須 作 那 差 我 來者 的 工 . 黑夜 將 到 、 就 沒 有 人 能 作工 了
Benim bilgi kaynaklarımdan biri olduğundan twitter' da çok vakit geçiririmEu passo muito tempo no 'twitter', já que ele é uma das minhas principais fontes de informação.
Benim bilgi kaynaklarımdan biri olduğundan twitter' da çok vakit geçiririmIk zit veel op Twitter want het is een van mijn belangrijkste informatiebronnen
Benim bilgi kaynaklarımdan biri olduğundan twitter' da çok vakit geçiririm트위터는 저의 정보 수집의 원천들중 하나이기 때문에 제가 트위터에 투자하는 시간 또한 많습니다.
Benim bilgi kaynaklarımdan biri olduğundan twitter' da çok vakit geçiririmNa Twitteru trávím mnoho času, je to jeden z mých hlavních zdrojů informací.
Benim bilgi kaynaklarımdan biri olduğundan twitter' da çok vakit geçiririmPaso mucho tiempo en Twitter, porque es una de mis principales fuentes de información.
Benim bilgi kaynaklarımdan biri olduğundan twitter' da çok vakit geçiririmPasso molto tempo in twitter perché è una delle mie principali fonti di informazione
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod