Ana içeriğe geç
Sözlük

vak ile cümle

vak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu şimdiye kadar gördüğüm en kötü kızamık vakası.This is the worst case of the measles I've ever seen.
Ördekler vakladılar.The ducks quacked.
Hiçbir şey vakum içindeki ışık hızından daha hızlı seyahat edemez.Nothing can travel faster than the speed of light in a vacuum.
Ben çocukken, odamda yalnız başıma okuyarak vakit geçirirdim.When I was a child, I used to spend time reading alone in my room.
Sen gerçekten umutsuz bir vakasın.You are truly a hopeless case.
Kart oynayarak vakit öldürdük.We killed time playing cards.
Eğer vaktim olsaydı, onun davetini kabul ederdim.If I had time, I'd accept his invitation.
Trenler vakit çizelgesine göre çalışıyorlar.The trains are running according to schedule.
Tom hiçbir zaman okula vaktinde gelmeyecek.Tom will never make it to school on time.
Tom Mary ile vakit geçirmek istiyor.Tom wants to spend time with Mary.
Gece yarısına kadar vaktin var.You have until midnight.
Biraz uyuma vakti.It's time to get some sleep.
Buradan çıkmamızın vakti geldi.It's about time we got out of here.
İlaç vaktin geldi.It's time for your medicine.
O, gerçeğin vakti.It's time for the truth.
Konuşmamızın vakti geldi.It's time we talked.
Vakit geçirme yerine bir iş bulmaya gitsen daha iyi.You'd better go find a job instead of fucking around.
Daha ne kadar vaktimiz var?How much longer do we have?
Sence ne kadar vaktim kaldı?How much longer do you think I have?
Pazartesi günü hiç boş vaktin var mı?Do you have any free time on Monday?
Beklenildiği gibi, Tom vaktinde buraya gelmedi.As expected, Tom didn't get here on time.
Bu gerçekten biraz vakit alacak.It's just going to take a while.
Pek vaktimiz yok.We're a little pressed for time.
Bu kadar geç vakitte dışarıda ne yapıyorsun?What are you doing out so late?
Vaktimizi boşa harcıyorsun.You're wasting our time.
Paranı ve vaktimi boşa harcıyorsun.You're wasting your money and my time.
Tren gerçekten vaktinde kalkacak mı?Will the train really start on time?
İstasyona vaktinde varmanın yarışıydı.It was a race to get to the station on time.
Şimdiye kadar hoşça vakit geçirdim.I've had a good time so far.
Küçük zihinlerin küçük endişeleri vardır, büyük zihinlerin endişeler için vakti yoktur.Little minds have little worries, big minds have no time for worries.
Tom geç vakitlere kadar çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work late.
Niye vaktinizin çoğunu Tatoeba'da harcıyorsunuz ?Why do you waste most of your time on Tatoeba?
İlgilensem bile vaktim yok.Even if I was interested, I don't have the time.
Tom tam vaktinde.Tom is right on time.
Şimdi bunu tartışmak için vaktimiz yok.We don't have the time to discuss this right now.
Mary ile vakit geçirmeyi seviyorum.I love spending time with Mary.
Önemsiz olan şeyler hakkında endişelenmek için çok vakit harcıyorsunuz.You spend too much time worrying about things that don't matter.
Onu yapmak isterim ama ne yazık ki vaktim yok.I'd like to do it, but unfortunately I don't have the time.
Bence ailenle daha fazla vakit geçirmelisin.I think you need to spend more time with your family.
Sanırım eve gitme vaktim geldi.I reckon it's about time I went home.
Şu anda gerçekten bunun için vaktim yok.I really don't have time for this right now.
Akşam yemeği için hepimiz vaktinde evde olacağız.We'll all be home in time for dinner.
Öğle yemeği için vaktin var mı?Do you have time for lunch?
Birlikte iyi vakit geçirdik.We had a good time together.
Kaybedilecek vaktimiz yok.We have no time to lose.
Yarın sabaha kadar vaktimiz var.We have until tomorrow morning.
Siz ikinizin iyi vakit geçirdiğini görüyorum.I see the two of you are having a good time.
Neredeyse şafak vakti ve henüz bir şey olmadı.It's almost dawn and nothing's happened yet.
Tom tüm vakit bana soru sormaya devam etti.Tom kept asking me questions the whole time.
Herhangi bir soruyu yanıtlamak için vaktim yok.I don't have time to answer any questions.
Bütün bu soruları yanıtlamaya vaktim yok.I don't have time to answer all those questions.
Önümüzdeki pazar günü vaktim olacak.On the following Sunday, I'll have time.
Bana bir iki gün vakit ver.Give me a day or two.
Öğle vakti.It's midday.
Şu anda konuşmak için vaktim yok.I don't have time to talk right now.
Konuşmak için daha sonra bol vakit olacak.There'll be plenty of time to talk later.
Tom rapor yazmayı bitirmek için geç vakte kadar uyanık kaldı.Tom stayed up late to finish writing the report.
Saat şu anda öğleden sonra on. Yatma vakti.It's already almost ten p.m. It's time for bed.
Yeterli vaktimizin olacağını sanmıyorum.I don't think we'll have enough time.
Henüz öğle yemeği vakti değil.It's not lunchtime yet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
vak ile cümle - Sayfa 8 - vak kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App