Tutuklandıktan sonra, artık bu işin peşini bırakmanın vaktinin geldiğine karar verdim.And so after this happened, I decided it was a good time to turn my back on this work.
Simdi siz onu vakum pompasi olarak adlandiriyorsunuz; onu vakum olarak adlandirmistiNow you call it a vacuum pump; he called it a vacuum.
Ve aniden, Yerli din adamlariyla basi belaya girdi Vakum yapamazsin dediler.And immediately, he got into trouble with the local clergy who said, you can't make a vacuum.
Demek istediğim şu ki; kuşu öldüren şeyi vakum olarak adlandırıyorum.I mean, whatever that is that kills the bird -- and I'm calling it a vacuum.
Bu sebepten, kilise Boyle'ye vakum yapamazsın dedi.So therefore the church said that you can't make a vacuum, you know.
Vakumda mum yanmaz. belki muhtemelen kıvılcımda oluşmaz.Candles can't burn in a vacuum, therefore, probably sparklers wouldn't either.
Bir idam vakasını dört bölümü olan bir hikaye olarak da düşünebilirsiniz.You can think of a death penalty case as a story that has four chapters.
Her vakanın ilk bölümü hepsinde hemen hemen aynıdır ve trajiktir.The first chapter of every case is exactly the same, and it is tragic.
Bunlar en acil olan vakalardı çünkü buralardaki mahkum infaza en yakın olanlardı.Those are the cases that are most urgent; those are the guys who are closest to being executed.
Karıncalara bunu yaptırmak çok vakit alırdı.It took so long to get these ants to do this.
Çok iyi vakit geçirdik. AR:This has been really nice AR:
Ama iddia edeceğim şey, öykünme olmadan yapılan icadın vakit kaybı olduğudur.But I would suggest that innovation without imitation is a complete waste of time.
Sana bir şey sorsam vaktin var mı?Mind if I run something by you?
Vakit geldi Jimmy.It's time Jimmy.
Bunlar üzerinde çok vakit harcamayacağım.I'm not going to spend a lot of time on those.
Vaktimiz azalıyor, bahsetmek istediğim bir şey daha var.Well, we're running out of time.
Çok vakit harcadım.So I spent a long time.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.So that part of it took a long time to work out.
Kendim kurduğum bir vakfa bağışlıyorum. Çünkü Sudan da bir okul yapmak istiyoruz.I donate it to a charity that I founded because we want to build a school in Sudan.
Gua Afrika isimli bir vakıf kurdum. Çocukları okula yerleştiriyoruz.I founded a charter called Gua Africa, where we put kids in school.
En az bir soru için daha vaktimiz var. .We have time for at least one more.
"Bu insanların çok fazla boş vakti var."left anonymously on YouTube comments is: "These people have too much time on their hands."
Size bir vaka sunmak istiyorum.I want to make a case.
Bir vaka sunuyorum. Baylar ve bayanlar, sayın jüri, işte bazı deliller:Ladies and gentlemen of the jury, some evidence:
Siz Seol'un profesörüydünüz... ...şimdi de Kraliyet Vakfı Komitesi'nde müdürsünüz, değil mi?You were Seol's professor... Now you are in the Imperial Foundation Committee as a director?
Eğer bu programları izleyecek vaktin varsa, neden şarkının pratiğini yapmıyorsun?If you have time to watch this kind of program, why don't you practice your singing?
Ortalığı karıştıracak vaktin varsa, git pratik yap.If you have time to mess around, go practice singing the song.
Karısına hiç vakit ayırmıyor.He has no time for his wife
Yarın öğle vakti onları asacağız.We'll execute them at noon tomorrow
Bay Lu ve Shi Xiu Kardeş, Yarın idam edilecek, Öğle vakti Cuiyun Binası önünde,Mr. Lu and Brother Shi Xiu will be executed in front of Cuiyun House at noon tomorrow
Yarın öğle vakti Cuiyun Evi yanında idam edileceksiniz...Tomorrow at noon outside Cuiyun House...
"Sadece pelerinini ütülemeye ve gökyüzüne dönmeye yetecek kadar vaktin var.""There is only time enough to iron your cape and back to the skies for you."
Efendim, ders vaktiniz geldi.Sir, it's time for your class.
Yarýn bu vakitler, Osaka'da olacaðým.This time tomorrow, I'll be in Osaka.
Vaktiniz olunca siz de gelmelisiniz.Fighting!
Ablanla iyi vakit geçir.Have fun with Noona.
Bu sözleşmeler üzerinden pazarlık yapmaya vaktiniz olacak Uzun vadeden bahsederken kastettiğimiz bu.That's what we really mean when we talk about the long-run.
Wenlie, hala fikrini değiştirmek için vaktin varIt's only normal... for one to run when frightened Wenlie, you still have time to change your mind
Size bu sorunun yanıtını vermeyi çok isterdim ama vaktim doluyor.And I would love to tell you the answer, but I'm running out of time.
Eğer vaktim kalırsa.If I have enough time.
Biz bu oyunları bir vakum yoktur hatırlamak zorunda.We have to remember that these games don't exist in a vacuum.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.We were getting quite a few caught in surface drift nets.
Ben, Kraliyet Vakfı'nın resmi müdürü Oh Yoon Joo.I am now officially the Executive Director of the Imperial Foundation, Oh Yun Ju.
Müdür Oh! Şu an Kraliyet Vakfı Müdürü değilim.I'm not the museum director now,
Monarşinin gelmesinden öte, Kraliyet Vakfı'nda... ...çok daha büyük bir amacım var.The foundation has a goal which is more important than rebuilding the imperial family.
Kraliyet Vakfı'na katıl ve onu ara.Join the Imperial Foundation then go look for it.
Kraliyet Vakfı Yönetim Kurulu'na katılmayı kabul ettim.I've accepted the post as Director of the Imperial Foundation.
Vaktimizi boţa harcamayalým.- Isto é função da Igreja. - Não, senhor Valendeloff, também é sua!... ...
Papa bugün sizinle görüţemiyor. Yarýn bu vakitlerde tekrar gelin.Utilizando-a como arma contra o Partido Católico, padre Daens a aplica de forma tendenciosa.
Eşi daha fazla vakit kaybetmiyor ve her şey sona erdiğinde rahat yastığında dinlenmeye çekiliyorHer partner wastes no more time And when it's all over she gets a rest on a comfortable pillow
John Maeda için yaptığım, ve Paristeki Cartier Vakfı için.I made for John Maeda, and for the Fondation Cartier in Paris.
Mesela şimdi odada oturuyorsun, sabahın bu erken vaktinde. Düşünüyorsun...As soon as you are sitting in this room, early in the morning, you think...
Şirketler vakit kaybetmeden Kömürden elektrik üretmeye başladı.Soon utility companies start burning coal to generate electricity.
O zaman okları topladığınız vakit 90 birim elde etmiş olursunuz.If you add up the arrows, you get a 90.
Vaktimiz sona ermiş, o yüzden bu konuya bir sonraki videoda devam edeceğim. -So, in general-- oh, I just realized I ran out of time so I will continue this in the next video.
Buna benzer bir kaç tane daha vaka oldu.There were a couple of copycat attacks.
Eğer siz çocukların bunları yapacak kadar boş vakti varsa, ÖSYM'ye girin!If you guys have nothing to do...you should try taking the SAT!!
Neden düşünmekle bu kadar vakit harcıyorsun ki?Why are you even bothering to think about her?
Şimdiye dek görülen H5N1 vakalarında banzer bir bakteriyel enfeksiyona hiç rastlanmadı.And so far in the H5N1 cases in people, similarly bacterial infection has not been an issue at all.
Acele edip, gitmek zorundasın.<br /> Havaalanına varman vakit alacak.You have to hurry and leave. It will take some time to get to the airport.