İnlemenizi dinleyecek vaktimiz yok.We don't have time to listen to your whining.
Yemek yapmaya vakit kalmadığından ton balığı konservesi yedik.Since we didn't have any time to prepare food, we ate a can of tuna.
Artık hiç roman okuyacak vaktim yok.I never have time to read novels anymore.
Uyku vakti geldi, bu yüzden radyoyu kapat.It's time to go to bed, so turn off the radio.
Burayı terk etmemizin vakti geldi.It's time for us to leave here.
Vaktim olursa yapabilirim.If I have time, I may do that.
İnsanoğlu umutsuz vaka.There's no hope for humankind.
Tom hastanelerde çok vakit geçirdi.Tom has spent a lot of time in hosptials.
Tom golf derslerine çokça vakit harcar.Tom spends a lot of time on golf courses.
Bu tarz şeyler yaparak çokça vakit harcarım.I spend a lot of time doing things like this.
Tom spor salonunda çok vakit geçiriyor.Tom spends a lot of time at the gym.
Birlikte yeterince vakit harcamıyoruz.We don't spend enough time together.
Tom ve Mary Boston'da beraber vakit geçirdi.Tom and Mary spent time together in Boston.
Tom telefonunda çokça vakit geçiriyor.Tom spends a lot of time on his phone.
Ailemle vakit geçirmek istiyorum.I want to spend time with my family.
Tom bu tarz şeyler yaparak çokça vakit geçirir.Tom spends a lot of time doing stuff like that.
Boston'da çok vakit geçirmedim.I didn't spend much time in Boston.
Tom spor salonunda haddinden fazla vakit geçiriyor.Tom spends way too much time at the gym.
Arkadaşlarımla daha fazla vakit geçirmek istiyorum.I'd like to spend more time with my friends.
Keşke dışarıda daha fazla vakit geçirebilsem.I wish I could spend more time outdoors.
Bazıları uyumayı vakit kaybı olarak görüyor.Sleeping is considered a waste of time by numerous people.
Tom bunu yaparken hiç vakit kaybetmedi.Tom lost no time doing that.
Hayır, sohbet etmeye vaktim yok.No, I don't have time to chat.
Tom'un bana ayıracak vakti hiç olmuyor.Tom never has time for me.
O uygulamayı kaldır. Vakit kaybından başka bir şey değil.Uninstall that app. It's nothing but a waste of time.
Tez vakitte toparlanırım.I'll be back on my feet in no time.
Ne vakit yalan söyledim?When did I lie?
Okula en yakın kafe öğle vakti kapalıdır.The cafe nearest the school is closed at midday.
Yalnızca vakte ihtiyacın var.You just need time.
Yalnızca vakte ihtiyacınız var.You just need time.
Şimdi son dokunuşları uygulama vakti.It's time to apply the final touches.
Tom açık havada vakit geçirmekten hoşlanır.Tom likes to spend time outdoors.
Tom dışarıda vakit geçirmekten hoşlanır.Tom likes to spend time outdoors.
Cevap için bekleyecek vaktimiz yok.We don't have time to wait for a reply.
Stefan ve Amelia orada çok iyi vakit geçirdiler.Stefan and Amelia had such a good time there.
Stefan kız arkadaşıyla vakit geçiriyordu.Stefan was spending time with his girlfriend.
Rabbimin tayin ettiği vakit gelince, bunu yerle bir eder.And inasmuch as my lord sent to me concerning the matter of Bet Harapid, there is no one there.
Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!The earthquake of the Hour is a mighty thing."
2012 Beyannamesi: İstanbul Ermeni vakıflarının el konan mülkleri.2012 Beyannamesi: İstanbul Ermeni vakıflarının el konan mülkleri (in Turkish).
Biz ekip olarak stüdyoda fazla vakit geçirmeyi seviyoruz.We like to spend more time in the studio as a team.
Hasta her vakit bu fobiyi hissedebilir.The sufferer may feel this phobia all the time.
Yeni vakaların en az % 90'ı, uygun tedavi ve gözlerin izlenmesi ile azaltılabilir.At least 90% of new cases could be reduced with proper treatment and monitoring of the eyes.
Temizlendikleri vakit, Allah’ın size gösterdiği yerden onlara varın..."But when they have cleansed themselves, go in unto them as Allah has commanded you.
Aya Tanaş Aya Dimitri Aya Lefter Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı.Aya Tanas Aya Dimitri Aya Lefter Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfi.
Şafak Vakti'nde yedi kurt daha yer almıştır.There are seven additional wolves present at the end of Breaking Dawn.
Aslında bilimsel literatürdeki birçok amnesik vaka, HSE'yi içeren etiyolojilere sahiptir.Indeed, many amnesic cases in the scientific literature have etiologies involving HSE.
Artık onun için annesinin yanından ayrılma vakti gelmiştir.And from that hour, he took his mother into his family.
Diğerleri için vakit ayırırım.I take time out for others.
Beckmann, eski binbaşısının evine tam akşam yemeği vaktinde gelir.Beckmann appears at his former Colonel's house, just in time for dinner.
Tarih Vakfı Yurt Yayınları.Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
Ernst 1934'te heykel yapmaya başladı ve Alberto Giacometti ile vakit geçirdi.Ernst began to sculpt in 1934 and spent time with Alberto Giacometti.
Her zaman vaktinde raporlayın, bilgilendirin ve danışın.Always report, inform and consult in a timely manner.
(Bir ay tutulması Angel ve diğer vampirlerin gündüz vakti dolaşabilmelerini sağlar.)(A solar eclipse allows Angel and other vampires to be out in daytime.)
Vakaların çoğu kendinden sınırlıdır ve birkaç hafta içinde kendiliğinden çözülür.Most cases are self-limited and resolve themselves in a few weeks.
Vakıflar Dergisi, Sayı: 25, S:67-124, 1995.Vakıflar Dergisi, Sayı: 25, S:67-124, 1995.
Her yıl yeni oluşan diabetes insipidus vakalarının sayısı 100.000'de 3'tür.The number of new cases of diabetes insipidus each year is 3 in 100,000.
Fakat hiçbir şey değişmeyecek, şimdi hesaplaşmanın vakti değil.But it won't change anything, now is not the time to settle scores.
Bu filmin müzikleri için inanılmaz bir vakit geçirdim.I've had an incredible time making music for this film.
Kültür Bakanlığı, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.Kültür Bakanlığı, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."I love working, but at the same time, I love having a good time."