Tom, Mary'nin hapishanede vakit geçirdiğini bilmiyor.Tom doesn't know that Mary has spent time in prison.
Geri gitme vaktiydi.It was time to go back.
Ne zaman boş vakti olsa Tom bunu yapar.Tom does that whenever he has free time.
Tom'un iyi vakit geçirmemesi umurumda değil.I don't care that Tom isn't having a good time.
Tom ile vakit geçiriyorum.I've been spending time with Tom.
Onu yapmak için vaktimin olup olmadığından emin değilim.I'm not sure whether I have the time to do that.
Tom'un öğle yemeği vaktine kadar dönmüş olması gerekiyordu.Tom is supposed to be back by lunchtime.
Sami'nin yeni videolar çekmek için hiç vakti yok.Sami has no time to film new videos.
Sami'nin yeni videoları çekecek vakti yok.Sami has no time to film new videos.
Tom'la vakit geçirmiyorum.I don't spend time with Tom.
Tom iyi vakit geçiriyor gibi mi görünüyordu?Did Tom look like he was having a good time?
Tom partide iyi vakit geçiriyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be having a good time at the party.
Tom ve ben birlikte vakit geçirmekten hoşlanırız.Tom and I like spending time together.
Tom tepki gösterecek vakti yoktu.Tom didn't have time to react.
Tom ile vakit geçirmekten keyif aldım.I enjoyed spending time with Tom.
Tom'un vaktinde burada olup olmayacağını merak etmekten kendimi alamıyorum.I can't help wondering if Tom will get here on time.
Ailenle ne kadar vakit geçiriyorsun?How much time do you spend with your family?
Ailenizle ne kadar vakit geçiriyorsunuz?How much time do you spend with your family?
Tom'un başını kaşıyacak vakti yok.Tom is as busy as a bee.
Sana bir uyku vakti hikayesi anlatayım.Let me tell you a bedtime story.
Tom işi vaktinde bitirebilmek için yardırıyor.Tom is busting his balls to get the work done on time.
Tom'la vaktini harcama. Kulağı nasihate tıkalıdır onun.Don't waste your time with Tom. He's immune to good advice.
Uyanma vakti olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think it's time to get up?
Çok vaktimiz yoktu.We didn't have much time.
Bu yılın en sevdiğim vakti.This is my favorite time of year.
Yarın hiç boş vaktin var mı?Do you have any free time tomorrow?
Vakıf o güzel eski evi restore etmeye karar verdi.The foundation have decided to restore that lovely old house.
Bu vakte kadar neredeydiniz?Where were you all this time?
Dün iyi vakit geçirdik.We had a good time yesterday.
Ancak "Mutlu"yu ziyaret ettiğim vakit mutsuz olduğumu fark ettim.Only when I visited “The Happy,” I realized that I'm unhappy.
Tom'a sorarak vaktini boşuna harcama.Don't waste your time asking Tom.
Hoşça vakit geçirmeye çalış.Try to have fun.
Harika vakit geçiriyorum.I'm having a very a good time.
Umutsuz vakasın.There's no hope for you.
Bugün o raporu okuyacak vaktin var mı?Do you have to read that report today?
Bugün o raporu okumak için vaktin var mı?Do you have time to read that report today?
Yatma vakti geldi.Time for bed.
Tatil vakti.It's a holiday.
Öğle yemeği için fazla vaktimiz yok.We don't have much time for lunch.
Vaktimizi boşa harcıyor olmamamız gerekir.We shouldn't be wasting our time.
Pazartesi günü vaktin var mı?Do you have time on Monday?
Hiç vaktinde gelmez.He never arrives on time.
Eve tam akşam yemeği vaktinde geldi.He came home just in time for dinner.
İkindi vakti atıştırmalık olarak ne yiyor?What does he eat for a mid-afternoon snack?
Boş vakitlerinde neler yapıyor?What does he do in his free time?
Boş vaktinde ne yapıyor?What does he do in his free time?
Benim bu saçmalıkları dinleyecek vaktim yok.I don't have time to listen to this kind of nonsense.
Türkiye'deki ilk koronavirüs vakası tespit edildi.Turkey's first coronavirus case has been confirmed.
Haiti'nin hiçbir doğrulanmış COVID-19 vakası yoktur.Haiti has no confirmed cases of COVID-19.
Yapacak bir şey olunca vakit daha çabuk geçiyor.Having something to do makes the time pass more quickly.
Vaktinde orada olmaya çalışacağım.I'll try to be there on time.
Veda vakti geldi o zaman.This is goodbye then.
Treni kaçırmazsan oraya vaktinde varırsın.If you don't miss the train, you'll get there on time.
Vaktini verimli kullanmalısın.You have to use your time efficiently.
Orada vaktinde olmaya çalışacağım.I'm going to try to be there on time.
Yüzmeye vaktim olmadı.I didn't have time to swim.
Bir cinayet vakasını araştırıyorum.I'm investigating a murder case.
Tom'a veda etme vakti geldi.It's time to say goodbye to Tom.
Senin yatma vaktin gelmedi mi?Isn't it time for you go to bed?
İnlemeni dinleyecek vaktimiz yok.We don't have time to listen to your whining.