Ana içeriğe geç
Sözlük

vak ile cümle

vak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un bunu yapacak vakti yok.Tom has no time to do that.
Vaktin varsa 2.30'da ofisime gelebilir misin?If you have the time, could you come to my office at 2:30?
Yapmak istediğim her şeyi yapmak için vaktim yoktu.I didn't have time to do everything I wanted to do.
Bunu yapması için Tom'a daha fazla vakit vermeliydin.You should've given Tom more time to do that.
Tom iyi vakit geçiriyormuş gibi görünmüyor.Tom doesn't look like he's having a good time.
Şu an seninle konuşacak vaktim yok.I don't have time to talk to you right now.
Tom'un Boston'da iyi vakit geçirmesi gerek.Tom should have a good time in Boston.
Tom'un bunu yapmak için çok vakti vardı.Tom has had plenty of time to do that.
Tom'la kâğıt oynayıp vakit öldürdük.Tom and I killed time playing cards.
Tom vaktinin çoğunu okuyarak geçirdi.Tom spent much of his time reading.
Öğle yemeği için vaktim yoktu.I didn't have time to eat lunch.
Tom bunu yaparken iyi vakit geçiriyor.Tom has a good time doing that.
Tom bunu yaparken iyi vakit geçirdi.Tom had a good time doing that.
Tom ayrılmanın vakti geldiğini söyledi.Tom said it was time to leave.
Bunu şimdi yapacak vaktim var.I have time to do that now.
Tom nadiren buraya vaktinde gelir.Tom seldom gets here on time.
Tom vaktinde geleceğine söz verdi.Tom promised he'd be on time.
Tom ayrılma vakti olduğunu biliyor.Tom knows it's time to leave.
Bunu yapacak vaktim yok.I have no time to do that.
Tom muhtemelen vaktinde olmayacak.Tom won't likely be on time.
Neredeyse yatma vaktidir.It's almost time for bed.
Tom muhtemelen vaktinde gelmeyecek.Tom likely won't be on time.
İyi vakit geçiriyordum.I was having a good time.
Tom kamp yaparak iyi vakit geçirdi.Tom had a good time camping.
Bugün iyi vakit geçirdim.I had a good time today.
Tom Mary'ye vaktinde geleceğini söyledi.Tom told Mary that he'd be on time.
Ben vaktinde olmalıyım.I need to be on time.
Teslim olma vakti değil.It's not the time to surrender.
Bu evi temizlemek için vaktim yok.I don't have time to clean this house.
Yapmak istesek bile buna vakit yok.Even if we want to do that, we don't have time.
Tom'un çok boş vakti olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom has much free time.
Tom'un daha fazla vakti olsa, bunu yapar.If Tom had more time, he'd do that.
Tom Boston'da iyi vakit geçiriyor.Tom is having a good time in Boston.
Mola vermek için vaktimiz yok.We don't have time to take a break.
Eğer vaktim olursa, bunu yapmak istiyorum.If I have time, I want to do that.
Tom'un sıkılmaya vakti yoktu.Tom didn't have time to get bored.
Hâlâ iyi vakit geçiriyor musun?Are you still having a good time?
Bunu yapmak için 2.30'a kadar vaktin var.You have until 2:30 to do that.
Sami, Leyla adında bir hemşireyle klinikte vakit geçiriyor.Sami has been spending time in the clinic with a nurse named Layla.
Mary daima okulda öğretmenleri ona izin verdiğince geç vakitlere kalır.Mary always stays at school as late as the teachers allow her to.
Şu anda bir fincan kahve için vaktim yok.I don't have time for a cup of coffee right now.
Tom hapishanede vakit geçirmek istemediğini söyledi.Tom said he doesn't want to spend time in jail.
Tom geçen yaz Mary ile çok vakit geçirdi.Tom spent a lot of time with Mary last summer.
Tom, neredeyse çocuklarıyla hiç vakit geçirmez.Tom hardly ever spends time with his children.
Tom Mary ile fazla vakit geçirmiyor.Tom hasn't been spending much time with Mary.
Tom bunu yaparak iyi vakit geçirecek.Tom is going to have a good time doing that.
Tom Mary ile çok vakit geçiriyor.Tom has been spending a lot time with Mary.
Tom, romantizm için vaktinin olmadığını söylüyor.Tom says he doesn't have time for romance.
Tom Mary ile daha fazla vakit geçiriyor.Tom has been spending more time with Mary.
Tom'un bugün alışverişe gidecek vakti yoktu.Tom didn't have time to go shopping today.
Ne Tom'un ne de Mary'nin bunu yapacak vakti yok.Neither Tom nor Mary has time to do that.
Tom, Mary'nin öğle yemeğini her zaman öğle vakti yediğini söylüyor.Tom says Mary always eats lunch at noon.
Tom, Mary'ye vaktinde orada olacağına söz verdi.Tom promised Mary he'd be there on time.
Tom hapiste vakit geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend time in jail.
Tom bahçede vakit geçirmekten hoşlanıyor.Tom likes to spend time in the garden.
Tom bunu yaparak vakit geçiriyor.Tom has been spending time doing that.
Tom, Mary'nin vaktinde geleceğini söyledi.Tom said that Mary would be on time.
Tom, vaktinde geleceğimi biliyordu.Tom knew that I'd be on time.
Ördek, "Vak, vak!" dedi."Quack, quack!" the duck said.
Neden vaktimizi bununla boşa harcıyoruz?Why are we wasting our time with this?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod