Ana içeriğe geç
Sözlük

vahi ile cümle

vahi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Es scheint, als seien sie die Standardmetapher für Hoffnungslosigkeit und Verhängnis.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.구름은 누구나 사용하는, 비관과 절망을 나타내는 은유적 표현 같습니다.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.On dirait qu'ils sont pour tout le monde la métaphore du malheur par excellence.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Parece como si fuera la metáfora pesimista que todos utilizamos por defecto.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Sembra che per tutti rappresentino la metafora per esprimere una catastrofe.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Sepertinya itu sebuah metafora standar semua orang untuk menggambarkan keadaan yang sangat muram.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Toată lumea îi folosește implicit ca o metaforă pentru tragedie.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Wydaje się, że chmury to oczywista metafora problemów.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Ze lijken eenieders standaard kommer-en-kwel-metafoor.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Φαίνεται πως είναι για όλους μας η κλασική παρομοίωση της καταστροφής.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Здається, що для всіх хмари є втіленням дефолту, основою такої собі "апокаліптичної метафори".
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Сякаш облаците са метафора по подразбиране за лоши неща.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.Такое ощущение, что облака на первом месте в списке метафор, обозначающих безнадёжность.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum."ענן מעל לענן" הייתה הכותרת.
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.تبدو السحب وكأنها التعبيرالافتراضي للهم والغم عند الجميع
Görünüşe göre bu herkesin görmezden geldiği çok vahim bir durum.誰もが自然に選ぶ比喩のようです でも 雲は美しいものだと思いませんか?
Kur'an için ilk vahiy geldiğinde ne oldu?כאשר מוחמד חווה את ההתגלות הראשונה של הקוראן על הר מחוץ למכה?
Kur'an için ilk vahiy geldiğinde ne oldu?حين تلقى محمد أول الوحي من القرآن على جبل خارج مكة؟
Kur'an için ilk vahiy geldiğinde ne oldu?Khi Muhammad nhận được sự mặc khải đầu tiên về kinh Koran trên một ngọn núi ngay bên ngoài thánh địa Mecca?
Kur'an için ilk vahiy geldiğinde ne oldu?메카 근처의 한 산에서 마호메트가 코란의 첫 계시를 받았던 바로 그밤에 말입니다.
Kur'an için ilk vahiy geldiğinde ne oldu?lorsque Mahomet a reçu la première révélation du Coran sur une montagne tout près de la Mecque ?
Kur'an için ilk vahiy geldiğinde ne oldu?一体 何が起こったのか? イスラム教における 核心的な神秘の瞬間です
Kutsal vahiylere inananlar için söylüyorum, bu vahiylerin tartışması bir başka zamana bırakılmıştır.만들어야 합니다. "이미 밝혀진 신성한 권위"를 믿는 분들은 언젠가 논의의 대상이 될 것입니다. 그러나 이 시간에 할 것은 아닙니다
Kutsal vahiylere inananlar için söylüyorum, bu vahiylerin tartışması bir başka zamana bırakılmıştır.דתי. אלה מכם שמאמינים בסמכויות דתיות, אפשר להתווכח על כך בהזדמות
Öyle kelimeler kullanıyorum, cümleler kuruyorum ki bunlar kulağa İsa'nın vahiyleri gibi geliyor.Uso palabras, compongo frases
Popoff'a gelen vahiylerin ilahi bir kaynaktan olmadığından şüphelenmeye başladım.Sospeché que las revelaciones de Popoff eran de otro tipo, más que divinas.
Popoff'a gelen vahiylerin ilahi bir kaynaktan olmadığından şüphelenmeye başladım.Sospettavo che le rivelazioni di Popoff non fossero affatto divine.
Popoff'a gelen vahiylerin ilahi bir kaynaktan olmadığından şüphelenmeye başladım.Υποπτεύομαι ότι οι αποκαλύψεις του Popoff ήταν κάθε άλλο παρά θεϊκές.
Popoff'a gelen vahiylerin ilahi bir kaynaktan olmadığından şüphelenmeye başladım.Подозирах, че разкритията на Попов не са божествени.
Protestan toplumu küresel ısınmanın yarattığı vahim durumu anlamaya başladı.지구온난화의 심각성을 깨달았기 때문인 거죠.
Protestan toplumu küresel ısınmanın yarattığı vahim durumu anlamaya başladı.הבינה את המצב הנואש של התחממות גלובלית.
Protestan toplumu küresel ısınmanın yarattığı vahim durumu anlamaya başladı.وقد فهم الحالة البائسة لظاهرة الاحترار العالمي.
Protestan toplumu küresel ısınmanın yarattığı vahim durumu anlamaya başladı.今では4,000の教会が 環境保護運動に参加しています
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Als Resultat verlieren diese ihre Gabe oder schlimmer noch, hören komplett mit dem Spielen auf.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.A v důsledku toho ztratí svoje nadání, nebo hůř, přestanou hrát docela.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Dan akibatnya, mereka kehilangan bakat mereka, atau bahkan, mereka tak mau lagi bermain musik.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Detta resulterar i att deras förmågor försämras, eller ännu värre, att de slutar att spela fullständigt.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Do vậy, họ đánh mất tài năng của mình, hoặc tệ hơn, họ ngừng chơi nhạc hoàn toàn.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.E come risultato, essi perdono i loro talenti, o ancora peggio, essi smettono completamente di suonare.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.E, como resultado, perdem os seus talentos, ou pior, acabam por deixar de tocar definitivamente.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Ez oda vezet, hogy megkopik a tehetségük, vagy, ami még rosszabb, nem játszanak többé.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.I w rezultacie, tracą oni swój talent lub jeszcze gorzej, przestają grać zupełnie.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.결과적으로 재능이 그냥 사라져버립니다. 더이상 다른 음악가들과 연주도 하지 않겠죠.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Met als gevolg dat ze hun gaven verliezen, of erger nog, helemaal ophouden met spelen.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Og som et resultat, mister de deres evner, eller værre: de holder op med at spile sammen.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Résultat, ils perdent leur don, ou pire, arrêtent carrément de jouer ensemble.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Şi ca urmare, ei pierd din har, sau, mai rău, renunţă de tot să mai cânte.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Výsledkom je, že stratia svoj dar, alebo ešte horšie, celkom prestanú hrať.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Y el resultado es que perderían sus dones o peor aún, dejarían de tocar.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.Σαν αποτέλεσμα, χάνουν το χάρισμά τους ή πολύ χειρότερα, δε ξαναπαίζουν ποτέ.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.В результате они утрачивают свой дар или, хуже того, вообще перестают играть.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.И в резултат на това, те губят своята дарба, или още по-лошо, спират да свирят изобщо.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.І як результат, вони втрачають свій дар, або ще гірше, перестають грати взагалі.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.עקב כך הם מאבדים את כשרונם, או גרוע מכך, מפסיקים בכלל לנגן.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.ونتيجة لذلك يفقدون مواهبهم، والأسوأ من هذا أنهم قد يمتنعون عن العزف تمامًا.
Sonunda, yeteneklerini kaybederler, veya daha vahimi, çalmaktan tümüyle vazgeçerler.それどころか演奏をやめてしまう 報奨についてはどうでしょう?
Toplantıda oturanlardan birine vahiy gelirse, konuşmakta olan sussun.A keby bolo niečo zjavené druhému, kto sedí, prvý nech mlčí.
Toplantıda oturanlardan birine vahiy gelirse, konuşmakta olan sussun.Ako pa drugi, ki sedi zraven, prejme razodetje, naj molči prvi.
Toplantıda oturanlardan birine vahiy gelirse, konuşmakta olan sussun.De ha egy másik ott ülõ vesz kijelentést, az elsõ hallgasson.
Toplantıda oturanlardan birine vahiy gelirse, konuşmakta olan sussun.et si un autre qui est assis a une révélation, que le premier se taise.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod