Ardent uzun vadede zarar etti.Ardent machte aber langfristig Verluste.
Bu amaçla uzun vadede planlar yaptı.Langfristig behinderte dies seine Pläne.
Bazı durumlarda ise uzun vadede etkilerin yararlı mı zararlı mı olacağı tam olarak bilinememektedir.Cependant, on ignore ce qu’il devient à moyen et long terme dans l’environnement s’il y est perdu.
Bakım maliyetleri uzun vadede daha yüksek olabilir.Les coûts de maintenance peuvent être importants à long terme.
Xegl ise Xgl projesinin uzun vadedeki hedefidir.Xegl est le futur de Xgl et son développement à long terme.
Ardent uzun vadede zarar etti.Mais Cartwright est blessé de longue date.
Bunun faydasını uzun vadede görürsünüz.C'est quelque chose que vous verrez à un moment donné, oui.
Rakibin kalesine ani, umut vadeden hücum şansı.Tuile en crête de coq, censée conjurer le mauvais sort.
Bu olay sadece aşırı uzun vadede gerçekleşecektir.L’évolution ne se fait que dans la longue durée.
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.Cependant, les retombées économiques ne se concrétisent qu'à court terme.
Yapılan seçimlerin her biri kısa vadede iyi bir şeye, sonrasında kötü bir şeye dönüşebilir.Para cada una de las opciones, algo bueno a corto plazo podría resultar peor más tarde.
Radar sensörü, ESM sistemleri tarafından orta vadede algılanamayan bir FMCW telsizidir.El sensor del radar es un transciver FMCW que no puede ser detectado por los sistemas ESM en términos medios.
Onları bu kaçma seyahatinde koruyacağını onlara vadeder.La voz le aseguró que estaría protegido en su viaje.
Ancak uzun vadede, bu onun iyiliğine olmamıştır.A largo plazo, sin embargo, esto no jugó a su favor.
İzleyiciye eğlence vadederken hoşça vakit geçirmelerini diler.Sabe, además, divertir al espectador.
Rakibin kalesine ani, umut vadeden hücum şansı.Gran bazar en El Paseo del Gato con Suerte.
Bu amaçla uzun vadede planlar yaptı.Tiene un propósito a largo plazo.
Bu kayıtlar aynı zamanda uzun vadede hızlanmada bir azalış olduğunu gösterdi.También se nota la reducción en la aparición de estos puntos a lo largo del tiempo.
Bu olay sadece aşırı uzun vadede gerçekleşecektir.Desaparecería durante la etapa absolutista.
Gelinin babası damada bir hediye vadeder (bu genellikle tarla veya hayvan olur).Su padre le hace un regalo valioso (en las zonas rurales suele ser una vaca).
En gelecek vadeden modelleri ise sicim kuramı ve kuantum çekim döngüsüdür.De modo que los movimientos del tibial anterior son esencialmente flexión dorsal e inversión del pie.
ÇÇAH. de, Uzun vadede krizle ilgili olmayan birçok belirti görülür.Ni tampoco nada de muchos factores incontrolables que afectan a la duración de la vida.
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.Non è ancora chiaro se sul lungo termine comporti una riduzione della povertà.
Kısa vadedeki en iyi çözüm ise insanları su tasarrufu konusunda bilinçlendirmek.L'obiettivo principale delle squadre era quello di insegnare alla gente i modi per risparmiare acqua.
Babesiosis'te gelişen hemolitik anemi, şiddetli seyrettiğinde tedavide kısa vadede sonuç almak zorlaşır.La diuresi forzata alcalina sembra inutile nel caso di intossicazione da barbiturici a breve durata d'azione.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.L'ingresso è preceduto da un doppio nartece.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.В целях долгосрочной профилактики требуется введение двух доз.
Bazı durumlarda ise uzun vadede etkilerin yararlı mı zararlı mı olacağı tam olarak bilinememektedir.Неизвестно, являлись ли те поселения постоянными или временными.
Ve onlara ganimetten pay ve yüksek memuriyetler vadederdi.Также, у них были боги Доля (удача) и Недоля (неудача).
Radar sensörü, ESM sistemleri tarafından orta vadede algılanamayan bir FMCW telsizidir.Сенсор радара представляет собой FMCW трансивер, необнаруживаемый ESM системами среднего диапазона.
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.Остается надеяться на то, что экономические трудности в ближайшее время останутся в прошлом.
Woden eğer Horne'u öldürürse Max'e hakkında yapılan bütün suçlamaları düşüreceğini vadeder.Уоден предлагает Максу убить Хорн, тогда с него снимут все обвинения.
Stuart, Newport'ta ilk kez gelecek vadeden bir ressam olduğunu göstermeye başladı.Форман наконец понимает, что пациент в третьем сценарии с самого начала был Хаусом.
Bu arada Ori 1704'te Papa XI. Clement ile buluşur, Papa ona desteğini vadeder.В 1704 году Ори встретился с папой Климентом XI, который обещал ему поддержку.
Kendisini gelecek vadeden bir genç subay olarak görüyordu.Тогда же ему было присвоено воинское звание Младший лейтенант.
Bu amaçla uzun vadede planlar yaptı.Он настойчиво добивался своей цели с помощью долгосрочной стратегии.
Blok zinciri teknolojisi, uzun vadede iş işletme modellerini dönüştürmek için büyük bir potansiyele sahiptir.تكنولوجيا سلسلة الكتلة لديها قدرة كبيرة على تحويل نماذج التشغيل التجارية على المدى الطويل.
Oyun sonlanırken, Fred Lizzie'ye bakacağına söz verir ve ona ırmağın karşısında bir ev vadeder.بينما تنتهى المسرحية ، وعد Fred ليزى بواجهة بينهم ووعدها بمنزل مقابل للنهر .
Bunun ardından ise Senatör Lizzie'ye kasabada, tüm kasabalıların onu kabul edeceği ahlâklı bir yaşam vadeder.بعد ذلك ، وعد عضو مجلس الشيوخ ليزى في البلدة ، بأن كل البلدة ستقبلها وستحيا حياة أخلاقية .
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.وترتبط النتائج الطويلة الأجل في المقام الأول بحجم الحرق وعمر الشخص المصاب.
Kısa vadede radyasyon hastalığı, uzun vadede kanser görülür.ويظهر هذا التوتر على كل من المدى القصير والطويل سرطان.
Bunlar gereksizdir ve uzun vadede kuşların sağlığı üzerindeki etkileri bilinmemektedir.ولا تعرف الآثار الطويلة الأجل الناجمة عن التعرض لعدم إجراء دراسات طويلة الأجل للتأثيرات الصحية.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.Duas doses são requeridas para uma prevenção a longo prazo.
Yapılan seçimlerin her biri kısa vadede iyi bir şeye, sonrasında kötü bir şeye dönüşebilir.Para cada uma das escolhas, algo bom a curto prazo pode tornar-se ruim posteriormente.
Zenginlikleri biriktirenlere cehennem ateşini vadeden Kur'an ayetleri okumuştur.Este era também usado para iluminação (mosbah, lâmpada de azeite) e para atear o fogo (f'tilat zit, mecha).
Ancak ameliyat kaynaklı olarak kısa vadede %1’den düşük bir ölüm tehlikesi mevcuttur.A intervenção apresenta, no entanto, um risco menor de mortalidade a curto prazo inferior a 1%.
Stuart, Newport'ta ilk kez gelecek vadeden bir ressam olduğunu göstermeye başladı.Em Newport, Stuart começou a mostrar-se como uma grande promessa da pintura.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.O prognóstico a longo prazo depende essencialmente da extensão da queimadura e da idade da pessoa afetada.
Bazı durumlarda ise uzun vadede etkilerin yararlı mı zararlı mı olacağı tam olarak bilinememektedir.Não é claro se a vacina se torna mais ou menos eficaz no decorrer do tempo.
Ancak uzun vadede, bu onun iyiliğine olmamıştır.Zoals in eerdere gevallen was dit over het algemeen niet in hun voordeel.
Ekonomideki sıkıntıların kısa vadede giderilmesi beklenmemektedir.Het ligt niet in de lijn der verwachtingen dat het op korte termijn zal uitsterven.
Onları bu kaçma seyahatinde koruyacağını onlara vadeder.Dit om hem tijdens deze gevaarlijke reis te begeleiden.
Bu da orta vadede kendini yenilemiştir.Hij verschool zich in Midden-Aarde.
Ancak ameliyat kaynaklı olarak kısa vadede %1’den düşük bir ölüm tehlikesi mevcuttur.Jednak istnieje zagrożenie zgonem na skutek operacji, które wynosi mniej niż 1%.
Bunun faydasını uzun vadede görürsünüz.Zapamiętam go na długo!
Bu amaçla uzun vadede planlar yaptı.Osiąga w ten sposób długofalowe cele militarne.
Bu olay sadece aşırı uzun vadede gerçekleşecektir.Będzie mieć to zasadnicze znaczenie podczas gorącego okresu.
İzleyiciye eğlence vadederken hoşça vakit geçirmelerini diler.Ich głównym celem jest dostarczenie widzom rozrywki.
Kendisini gelecek vadeden bir genç subay olarak görüyordu.Służył jako młodszy oficer w Skouts Üksik Jalaväepataljon.
Uzun vadede önlemek için iki doz gereklidir.Två doser krävs för att på lång sikt förebygga påssjuka.