Ana içeriğe geç
Sözlük

vaadi ile cümle

vaadi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
47
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.А тепер за надїю обітування, зробленого отцям нашим од Бога, стою на суді,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Защото да се мисли между вас нещо не за вярване, че Бог възкресява мъртвите?
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.И ныне я стою перед судом за надежду на обетование,данное от Бога нашим отцам,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.ועתה אני עמד להשפט על תקות ההבטחה אשר הבטיחה האלהים את אבותינו׃
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.‎والآن انا واقف أحاكم على رجاء الوعد الذي صار من الله لآبائنا
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.現 在 我 站 在 這 裡 受 審 、 是 因 為 指 望 神 向 我 們 祖 宗 所 應 許 的
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.現 在 我 站在 這裡 受審 、 是 因 為 指望 神向 我 們 祖宗 所 應許的
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.a súc cele istý toho, že to, čo zasľúbil, je mocný aj učiniť,
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Będąc też tego pewien, że cokolwiek on obiecał, mocen jest i uczynić.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.deplin încredinţat că El ce făgăduieşte, poate să şi împlinească.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.e estando certíssimo de que o que Deus tinha prometido, também era poderoso para o fazer.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.És teljesen elhitte, hogy a mit õ ígért, meg is cselekedheti.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.et ayant la pleine conviction que ce qu`il promet il peut aussi l`accomplir.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Hij was er absoluut van overtuigd dat God kon doen wat Hij beloofd had.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Ia percaya sekali bahwa Allah dapat melakukan apa yang sudah dijanjikan-Nya
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.ja oli täysin varma siitä, että minkä Jumala on luvannut, sen hän voi myös täyttää.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.je bil popolnoma prepričan, da ima moč tudi storiti, kar je obljubil.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Jsa tím jist, že cožkoli zaslíbil, mocen jest i učiniti.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.약속하신 그것을 또한 능히 이루실 줄을 확신하였으니
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.och var fullt viss om att vad Gud hade lovat, det var han också mäktig att hålla.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.og var fullt viss på at det han hadde lovt, det var han også mektig til å gjøre.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.og var overbevist om, at hvad han har forjættet, er han mægtig til også at gøre.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.pienamente convinto che quanto egli aveva promesso era anche capace di portarlo a compimento
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.plenamente convencido de que Dios, quien había prometido, era poderoso para hacerlo
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.und wußte aufs allergewisseste, daß, was Gott verheißt, das kann er auch tun.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.vì tin chắc rằng điều chi Ðức Chúa Trời đã hứa, Ngài cũng có quyền làm trọn được.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.vì tin chắc rằng điều chi Ðức_Chúa_Trời đã hứa , Ngài cũng có quyền làm trọn được .
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.και πεποιθως οτι εκεινο, το οποιον υπεσχεθη, ειναι δυνατος και να εκτελεση.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.и будучи вполне уверен, что Он силен и исполнить обещанное.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.і впевнившись, що Обіцявший вдолїє й зробити.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.וידע בלבב שלם כי את אשר הבטיח גם יכל לעשותו׃
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.وتيقن ان ما وعد به هو قادر ان يفعله ايضا.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.且 滿 心 相 信 、 神 所 應 許 的 必 能 作 成
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.且 滿心 相信 、 神 所 應許 的 必能 作成
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Deci, sper ca v-am captat atentia cu promisunea vestii bune care poate salva lumea.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Doufám, že jsem získal vaši pozornost příslibem dobrých zpráv, o možné spáse našeho světa.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Espero mantener su atención con esta promesa de las buenas noticias que podrían salvar el mundo.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Ich hoffe also, dass ich Ihre Aufmerksamkeit damit halten kann, wie die Welt gerettet werden könnte.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Ik hoop dat ik jullie aandacht kan vasthouden met deze belofte van goed nieuws dat de wereld kan redden.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.세계를 구할 좋은 소식에 대한 약속으로 여러분의 주목을 끌었기를 바랍니다.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Mam nadzieję, że zyskałem waszą uwagę obiecując wam dobrą nowinę, która może ocalić świat.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Remélem, fenntartom az érdeklődésüket a jó hír ígéretével, amely megmentheti a világot.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Spero di avere la vostra attenzione con la promessa delle buone notizie che possono salvare il mondo.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.Надявам се да съм привлякъл вниманието ви с това обещание за добра новина, която може да спаси света.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.אז אני מקווה שלכדתי את הקשב שלכם, עם ההבטחה לחדשות טובות שיכולות להציל את העולם.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.لذا ، أعدكم باخباركم بالخبر السار إذا اعرتوني اهتمامكم هذا ممكن أن ينقذ العالم.
Umarım dünyayı kurtarabilecek bu iyi haber vaadiyle dikkatinizi çekebilmişimdir.世界を救うかもしれない良いニュースの約束をすることで 注意を引いていればいいのですが ご存知の方もいるでしょう ノンゼロサムについてです
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod