Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.저가 이같이 오래 참아 약속을 받았느니라
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.Och när denne tåligt förbidade, fick han så vad utlovat var.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.og da han således hadde ventet tålmodig, opnådde han det som var lovt.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.Og således opnåede han Forjættelsen ved at vente tålmodigt.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.Şi astfel, fiindcă a aşteptat cu răbdare, a dobîndit făgăduinţa.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.Und also trug er Geduld und erlangte die Verheißung.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.Y así Abraham, esperando con suma paciencia, alcanzó la promesa
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.και ουτω προσμεινας με υπομονην, απηλαυσε την επαγγελιαν.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.А помислете, колко велик беше тоя човек, комуто патриарх Авраам даде и десетък от най-добрата плячка.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.И так Авраам, долготерпев, получил обещанное.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.І так, бувши довготерпилив, одержав обітницю.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.ויהי בהאריך נפשו השיג את ההבטחה׃
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.وهكذا اذ تأنى نال الموعد.
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.這 樣 、 亞 伯 拉 罕 既 恆 久 忍 耐 、 就 得 了 所 應 許 的
Böylece İbrahim sabırla dayanarak vaade erişti.這樣 、 亞伯拉罕 既 恆 久 忍耐 、 就 得了 所 應許的
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırAda banyak tanah yang dijanjikan, tergantung posisi anda di masyarakat, tergantung tingkat kehidupan anda.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırCi sono molte terre promesse, a seconda della posizione sociale, a seconda dell'età.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırEr zijn veel beloofde landen, afhankelijk van je sociale status, afhankelijk van je leeftijd.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırHay muchas de ellas, dependiendo de tu posición en la sociedad, dependiendo de la etapa de tu vida.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırJest wiele ziem obiecanych, uzależnionych od twojej pozycji w społeczeństwie, od stadium twojego życia.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardır약속된 땅은 여럿 있습니다. 사회에서의 역할과 생의 단계에 따라 말입니다.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırSok ígéret földje van, attól függően, hogy mi a társadalmi hovatartozásod, attól függően, mi az élethelyzeted.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırΥπάρχουν πολλές, που εξαρτώνται από τη θέση σας στην κοινωνία, από τη φάση της ζωής σας.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırЕсть много обетованных земель, в зависимости от общественного положения, в зависимости от жизненного этапа.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırИма много обетовани земи, в зависимост от мястото ти в обществото, в зависимост от етапа на живота ти.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırישנן ארצות מובטחות רבות, בהתאם למעמדך בחברה, ולאיפה אתה נמצא בחייך.
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardırولكن أراضي ميعاد كثيرة أعتمادا على مركزك في المجتمع أعتمادا على أي مرحلة في حياتك أنت
Bulunduğun topluluktaki durağına göre ve hayattaki kademene göre bir çok vaad edilen yer vardır社会での地位に応じて、 人生の場面に応じて そしてビジネスは、組織としてではなく
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belkiIk kan mijn kind geen leven zonder vooroordelen beloven -- we zijn allemaal bevooroordeeld.
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belki음, 저는 제 아이에게 편견 없는 인생에 대해 약속할 수 없습니다.
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belkiWissen Sie, ich kann meinem Kind kein Leben ohne Vorurteile versprechen - wir sind alle vorurteilsbelastet -
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belkiאתם יודעים, אני לא יכול להבטיח לילד שלי חיים ללא דעות קדומות --
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belkiلا أستطيع أن أعد طفلي بحياة دون انحياز-
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belki你明白,我唔可以保證我嘅子女, 可以完全無偏見——
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belki約束することはできません 私たちはみんな偏見を持っていますから
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.For får en arven ved lov, da får en den ikke lenger ved løfte; men Gud har gitt Abraham den ved løfte.
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.Kajti če je iz postave dediščina, ni več iz obljube; toda Abrahamu jo je po obljubi milostno podaril Bog.
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.만일 그 유업이 율법에서 난 것이면 약속에서 난 것이 아니리라 그러나 하나님이 약속으로 말미암아 아브라함에게 은혜로 주신 것이라
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.Бо коли від закону наслїддє, то вже не від обітування; Аврааму ж обітуваннєм дарував Бог.
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.Защото всички сте Божии чада чрез вяра в Исуса Христа.
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.Ибо если по закону наследство, то уже не по обетованию; но Аврааму Бог даровал оное по обетованию.
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.כי אם תבוא הנחלה מתוך התורה לא תבוא עוד מתוך ההבטחה אבל את אברהם חנן האלהים על ידי הבטחה׃
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.لانه ان كانت الوراثة من الناموس فلم تكن ايضا من موعد. ولكن الله وهبها لابراهيم بموعد
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.因 為 承 受 產 業 、 若 本 乎 律 法 、 就 不 本 乎 應 許 . 但 神 是 憑 著 應 許 、 把 產 業 賜 給 亞 伯 拉 罕
Çünkü miras Yasaya bağlıysa, artık vaade bağlı değildir. Ama Tanrı mirası İbrahime vaatle bağışlamıştır.因 為 承受 產業 、 若 本 乎 律法 、 就 不 本乎 應許 . 但 神 是 憑著應許 、 把 產業賜給 亞伯拉罕
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.그것은 우리가 "어떻게 그 10억의 인구에게 신뢰할 수 있는 희망을 주느냐" 하는 것입니다
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.Ale: "Jak můžeme této miliardě lidí dát věrohodnou naději?"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.Brzmi ono: "Jak możemy dać realną nadzieję temu miliardowi ludzi?"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır."Come diamo a quel miliardo di persone una speranza credibile?"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır."Como podemos dar uma esperança credível a esses mil milhões de pessoas?"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.E, "Cum putem oferi o speranţă credibilă acelui miliard de oameni?"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.Es ¿cómo podemos dar esperanzas creíbles a esos mil millones de personas?
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır."Wie können wir dieser Milliarde Menschen glaubhaft Hoffnung machen?"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.Είναι, "Πώς μπορούμε να δώσουμε αξιόπιστη ελπίδα σε αυτό το δισεκατομμύριο ανθρώπους;"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.А е, "Как можем да дадем истинска надежда на този милиард души?"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.אלא, "איך נוכל להעניק תקווה מבוססת למיליארד אנשים אלה?"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.وهو، " كيف يمكن أن نقدم أملاً موثوقاً به لهؤلاء المليار شخص؟"
Doğrusu, "Bu insanlara nasıl ciddi bir vaadde bulunuruz?" olmalıdır.今 これは 開発における根本的な挑戦です
Eğer Mesih'e aitseniz, İbrahim'in soyundansınız, vaade göre de mirasçısınız.A jestli ste vy Kristovi, tedy ste semenom Abrahámovým a podľa zasľúbenia dedičmi.
Eğer Mesih'e aitseniz, İbrahim'in soyundansınız, vaade göre de mirasçısınız.A jeźliście wy Chrystusowi, tedyście nasieniem Abrahamowem, a według obietnicy dziedzicami.