Ana içeriğe geç
Sözlük

vaad ile cümle

vaad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kosova'nın zam vaadi IMF'yi endişelendirdiKosovo raise promise worries IMF
EBRD firmayı yeniden hayata döndürme çabalarına yardım vaadinde bulundu.The EBRD has pledged assistance in the effort to revitalise the firm.
Japon alıcı, kısa vadede şirkete 2,5 milyon avro daha yatırım yapmayı da vaad etti.The Japanese buyer also pledged to invest an additional 2.5m euros in the company in the short term.
Partinin kampanyasının temelinde, Sırpların ICTY'de yargılanmasına son verme vaadi bulunuyor.His party is basing its campaign on a pledge to halt the extradition of Serbs to the ICTY.
Her iki parti de Arnavutluk'u AB üyeliğine yaklaştırma vaadinde bulundu.Both parties have pledged to move Albania closer to EU integration.
İnsan kaçakçıları, iş bulma vaadiyle kandırdıkları kadınlara zorla fuhuş yaptırıyor. [Reuters]Human traffickers promise work, but force women into prostitution. [Reuters]
Erdoğan ayrıca laikliğe destek vaadinde bulunarak AB'ye katılım yolunda çalışacağına söz verdi.He also pledged support for secularism and promised to work for EU accession.
Ayrıca Saranda arkeoloji ve kültür parkının inşasında yardım vaadinde de bulundu.It also pledged assistance in the construction of the Saranda archeological-cultural park.
Parti, kampanyasını Sırp vatandaşlarının ICTY'ye iadesini durdurma vaadi üzerine kurdu.The party based its campaign on a pledge to halt the extradition of Serbs to the ICTY.
Geçtiğimiz hafta İstanbul'da düzenlenen bir AKP mitinginde Erdoğan sorunu çözme vaadini yineledi.At an AKP rally in Istanbul last week, he reiterated his pledge to resolve the issue.
Yeni proje, gelecekteki işbirliği çalışmalarına zemin hazırlanması açısından umut vaadediyor.The new project promises to pave the way for future co-operative efforts.
Brikel 12,1 milyon avro teklif ediyor ve 25,1 milyon avroluk ek yatırım vaadinde bulunuyor.Brikel is offering 12.1m euros and pledging an additional 25.1m euros in investments.
Ayrıca tesisleri yükseltme ve modernize etme vaadinde de bulundu.It has pledged to upgrade and modernise the facility.
Cleomenes reddetti, bununla birlikte Aristagoras ona giderek daha fazlasını vaad etmeye başladı.Cleomenes declined, so Aristagoras began offering him more and more.
Bölgelerin vaadiCovenant of the pieces
Allah vaadinden dönmez.Gott ist nicht wegzudenken.
Bir nişan yüzüğü, diğerine evlilik vaadi sembolize eder.Ein Verlobungsring ist ein Ring, der das Versprechen symbolisiert, mit einem anderen die Ehe einzugehen.
Bu vaadi ile ülkede 1,7 milyondan fazla çocuğun okul ile tanışmasına vesile olmuştur.Das brachte 1,7 Millionen mehr Kinder in die Schulen.
Şayet köpek B şahsı tarafından bulunursa A şahsı vaadedilen miktarı B'ye ödemek zorundadır.Dabei macht er Spieler B einen Vorschlag, wie viel dieser als Anteil bekommen soll.
Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur.Allah l’a bel et bien réalisé...
Hristiyan incillerinin sunduğu vaad budur.”Et c'est bien là ce que doit se proposer tout chrétien ! ».
Kutsal Ruh vaadi (Yuhanna 14:15-27) 15 «Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz.Jésus déclare : « Si vous m'aimez, gardez mes commandements » (Jean 14:15).
Dolayısıyla oyunda vaadleri tutup tutmamak serbestir.Le joueur ne doit en aucun cas la retenir.
Valter ödülü kazanmıştır ve babasının vaadaine uygun olarak Eva ile evlenmek üzere nişanlanmıştır.Adam est contraint d'accepter et ment au juge pour son père.
Hristiyan incillerinin sunduğu vaad budur.”«La consolidación del poblamiento cristiano».
Jedi Konseyi'nin üyeleri ümit vaadeden Jedi'ları kendilerine katılmaları için seçimden geçirirler.Solo i membri del Consiglio scelgono i Jedi destinati a unirsi a loro.
Hristiyan incillerinin sunduğu vaad budur.”Questa è e deve essere la fede di tutti i cristiani…».
Tom vaadinde durmaktadır.Том выполняет свои обещания.
Hristiyan incillerinin sunduğu vaad budur.”«Очерки христианской апологетики».
Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur.و قد ذكره الله تعالى بقوله «عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَر».
1984 yılında "Sä liian paljon vaadit" adlı şarkıyla ikinci kez katılmış, bu yarışmada üçüncü olmuştur.Fez uma segunda tentativa em 1984 com a canção "Sä liian paljon vaadit" que terminou em terceiro lugar.
Bu yüzden yeni padişahın cülûsunu ilân eden hatt-ı hümâyunda meşrutiyet vaadinin yer almasını engelledi.Hij heeft niet voor niets de bijnaam van de ridder met het treurige voorkomen.
1955'te Juscelino Kubitschek'in yeni bir başkent inşa etme vaadi devlet başkanı seçilmesinde etkili oldu.In 1955 stelde Juscelino Kubitschek zich kandidaat voor het presidentschap.
Umut Vaadeden Bir GelecekEen Veelbelovende Toekomst
Kurtuluş, insanın günahkâr tabiatından arınması ve ruhun ebedi hayata kavuşması vaadini içerir.Zbawienie jest przebaczeniem grzechów i otrzymaniem życia wiecznego.
Koca Murad Paşa ocaklıları bol para vaadleri ile isyana kışkırtmıştı.Paresh z Mohanem knują intrygi przejmując cudze majątki.
Allah vaadinden dönmez.Gud kastar inte tärning!.
Bir nişan yüzüğü, diğerine evlilik vaadi sembolize eder.Подружжя носить обручку як знак вірності один одному.
Gözde Şener'in sarkıntılıklarından kurtulmaya çalışmakta ama Şener'in vaadlerine kanmaktadır.Граф намагається придушити волю Ван Хелсінга, але той захищається хрестом.
Allah vaadinden dönmez.Harul mântuitor al lui Dumnezeu nu poate fi respins.
Hristiyan incillerinin sunduğu vaad budur.”Acesta este „pericolul ce stă în fața creștinilor din zilele noastre.
Umut Vaadeden Bir GelecekUn viitor promițător
Aphrodite ise Akha kral Menelaos'un karısı, dünyanın en güzel kadını Helen'i vaad eder.Paris valitsi Afroditen, sillä Afrodite lupasi hänelle maailman kauneimman naisen, Helenan, vaimoksi.
Umut Vaadeden Bir GelecekLupaava Tulevaisuus
Umut Vaadeden Bir GelecekΈνα Υποσχόμενο Μέλλον
Dolayısıyla oyunda vaadleri tutup tutmamak serbestir.Det er derfor svært viktig å unngå å forstyrre dem når leiken pågår.
Bir nişan yüzüğü, diğerine evlilik vaadi sembolize eder.Pertukaran cincin pernikahan tersebut adalah simbol sekunder yang boleh ditiadakan.
Hristiyan incillerinin sunduğu vaad budur.”処女作は『基督信徒のなぐさめ』。
Hristiyan incillerinin sunduğu vaad budur.”《基督教論壇報》。
Hristiyan incillerinin sunduğu vaad budur.”(그러함은 기독교 미술의 주제를 제공한다.)
Şayet köpek B şahsı tarafından bulunursa A şahsı vaadedilen miktarı B'ye ödemek zorundadır.אם הילדים מתגוררים אצל הורה ב', יחויב הורה א' לשלם לו סך 3,000 ש"ח.
Aphrodite ise Akha kral Menelaos'un karısı, dünyanın en güzel kadını Helen'i vaad eder.Afrodita je Parisu obećala Heleninu ruku, ruku najljepše žene na svijetu.
Dolayısıyla vaadde bulunan kişinin hukukî fiil ehliyetine sahip olması yeterlidir.To znamená, že dotknutá osoba musí byť právne spôsobilá dať súhlas.
Bir nişan yüzüğü, diğerine evlilik vaadi sembolize eder.Snubný prsteň – je jedným zo symbolov uzatvorenia sobášu.
Umut Vaadeden Bir GelecekԽոստումնալից Ապագա [խմբագրել]
1955'te Juscelino Kubitschek'in yeni bir başkent inşa etme vaadi devlet başkanı seçilmesinde etkili oldu.Juscelino Kubitschek valiti 1955 Brasiilia presidendiks lubaduste najal viia pealinn mujale.
Af diliyor ve çocuk askerlin yaşamlarını geliştireceğini vaad ediyor.Cercava il perdono, e dichiara di sforzarsi per migliorare la vita dei suoi bambini soldato.
Af diliyor ve çocuk askerlin yaşamlarını geliştireceğini vaad ediyor.Él buscaba perdón, y asegura que busca mejorar las vidas de sus niños-soldados.
Af diliyor ve çocuk askerlin yaşamlarını geliştireceğini vaad ediyor.El căuta iertare și pretindea că va îmbunătăți viețile copiilor-soldați.
Af diliyor ve çocuk askerlin yaşamlarını geliştireceğini vaad ediyor.Hij zoekt vergeving, en hij claimt dat hij probeert de levens van zijn kindsoldaten te verbeteren.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod