Peki, dipteki milyara ciddi bir ümit vaad etmek, ne demek?إذاً، ماذا نعني بأن نكون جادون حول توفير الأمل للمليار شخص السفلى؟
Peki, dipteki milyara ciddi bir ümit vaad etmek, ne demek?実際なにができるでしょう?
Şam, Hicaz, Bağdad topraklarına onun hükmetmesi vaad edildi.Dan beliau telah dijanjikan utk diberi/dapatkan... ...Bumi Sham, tanah Hijaz, bumi.. ...Baghdad/Iraq.
Şam, Hicaz, Bağdad topraklarına onun hükmetmesi vaad edildi.la Terra della Siria, la Terra di Hijaz, la Terra di
Şam, Hicaz, Bağdad topraklarına onun hükmetmesi vaad edildi.Und ihm ist versprochen, das Land Sham, das Land des Hijaz, das Land von
Şam, Hicaz, Bağdad topraklarına onun hükmetmesi vaad edildi.Y se le ha prometido la tierra de Sham, la tierra de Hijaz, la tierra de
Şam, Hicaz, Bağdad topraklarına onun hükmetmesi vaad edildi.И ему была обещана Земля Шама, Земля Хиджаз,земля
"Seni bütün Araplara Melik yapacağız" dediler, yalan ve hileydi bu vaad.Gli dissero :"Ti faremo oh Sharif Hussain, Re di tutti gli Arabi ma tutto ciò furono inganni e bugie.
"Seni bütün Araplara Melik yapacağız" dediler, yalan ve hileydi bu vaad."Oh Sharif Hussain, te haremos Rey de Todos los Árabes". Pero esto fue decepción y mentira.
"Seni bütün Araplara Melik yapacağız" dediler, yalan ve hileydi bu vaad.Они сказали ему:"Мы сделаем тебя O Шариф Хусейн, Царём всех арабов", но это был обман и ложь.
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.A nyní pro naději toho zaslíbení, kteréž se stalo otcům našim od Boha, teď stojím, soudu jsa poddán,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.A teraz o nadzieję onej obietnicy, ojcom od Boga uczynionej, stoję przed sądem;
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.A tiež aj teraz pre nádej na zasľúbenie, ktoré dal Bôh našim otcom, stojím pred súdom,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.E agora estou aqui para ser julgado por causa da esperança da promessa feita por Deus a nossos pais,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Ed ora mi trovo sotto processo a causa della speranza nella promessa fatta da Dio ai nostri padri
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Hiện nay tôi bị đoán xét, vì trông cậy lời Ðức Chúa Trời đã hứa cùng tổ phụ chúng tôi,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Hiện_nay tôi bị đoán xét , vì trông_cậy lời Ðức_Chúa_Trời đã hứa cùng tổ_phụ chúng_tôi ,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.In sedaj stojim pred sodbo zavoljo upanja v obljubo, ki jo je Bog dal očetom našim,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.이제도 여기 서서 심문 받는 것은 하나님이 우리 조상에게 약속하신 것을 바라는 까닭이니
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Most is az Istentõl a mi atyáinknak tett ígéret reménységéért állok itt ítélet alatt:
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Nu sta ik hier terecht omdat ik verwacht dat God zal doen wat Hij onze voorouders heeft beloofd.
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Och nu står jag här till rätta för vårt hopp om det som Gud har lovat våra fäder,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Og nu står jeg her og dømmes for Håbet på den Forjættelse, som er given af Gud til vore Fædre,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Og nu står jeg her og skal dømmes for håp på det løfte som av Gud er gitt fedrene,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Şi acum, sînt dat în judecată, pentru nădejdea făgăduinţei, pe care a făcut -o Dumnezeu părinţilor noştri,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Y ahora soy sometido a juicio por la esperanza de la promesa que Dios hizo a nuestros padres
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.А тепер за надїю обітування, зробленого отцям нашим од Бога, стою на суді,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Защото да се мисли между вас нещо не за вярване, че Бог възкресява мъртвите?
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.И ныне я стою перед судом за надежду на обетование,данное от Бога нашим отцам,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.ועתה אני עמד להשפט על תקות ההבטחה אשר הבטיחה האלהים את אבותינו׃
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.والآن انا واقف أحاكم على رجاء الوعد الذي صار من الله لآبائنا
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.現 在 我 站 在 這 裡 受 審 、 是 因 為 指 望 神 向 我 們 祖 宗 所 應 許 的
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.現 在 我 站在 這裡 受審 、 是 因 為 指望 神向 我 們 祖宗 所 應許的
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.a súc cele istý toho, že to, čo zasľúbil, je mocný aj učiniť,
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Będąc też tego pewien, że cokolwiek on obiecał, mocen jest i uczynić.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.deplin încredinţat că El ce făgăduieşte, poate să şi împlinească.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.e estando certíssimo de que o que Deus tinha prometido, também era poderoso para o fazer.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.És teljesen elhitte, hogy a mit õ ígért, meg is cselekedheti.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.et ayant la pleine conviction que ce qu`il promet il peut aussi l`accomplir.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Hij was er absoluut van overtuigd dat God kon doen wat Hij beloofd had.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Ia percaya sekali bahwa Allah dapat melakukan apa yang sudah dijanjikan-Nya
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.ja oli täysin varma siitä, että minkä Jumala on luvannut, sen hän voi myös täyttää.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.je bil popolnoma prepričan, da ima moč tudi storiti, kar je obljubil.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Jsa tím jist, že cožkoli zaslíbil, mocen jest i učiniti.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.약속하신 그것을 또한 능히 이루실 줄을 확신하였으니
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.och var fullt viss om att vad Gud hade lovat, det var han också mäktig att hålla.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.og var fullt viss på at det han hadde lovt, det var han også mektig til å gjøre.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.og var overbevist om, at hvad han har forjættet, er han mægtig til også at gøre.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.pienamente convinto che quanto egli aveva promesso era anche capace di portarlo a compimento
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.plenamente convencido de que Dios, quien había prometido, era poderoso para hacerlo
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.und wußte aufs allergewisseste, daß, was Gott verheißt, das kann er auch tun.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.vì tin chắc rằng điều chi Ðức Chúa Trời đã hứa, Ngài cũng có quyền làm trọn được.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.vì tin chắc rằng điều chi Ðức_Chúa_Trời đã hứa , Ngài cũng có quyền làm trọn được .
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.και πεποιθως οτι εκεινο, το οποιον υπεσχεθη, ειναι δυνατος και να εκτελεση.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.и будучи вполне уверен, что Он силен и исполнить обещанное.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.і впевнившись, що Обіцявший вдолїє й зробити.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.וידע בלבב שלם כי את אשר הבטיח גם יכל לעשותו׃
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.وتيقن ان ما وعد به هو قادر ان يفعله ايضا.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.且 滿 心 相 信 、 神 所 應 許 的 必 能 作 成
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.且 滿心 相信 、 神 所 應許 的 必能 作成