Güncel siyasi tartışmalarda gelecek vaadeden bir başka örnek, eşcinsel evliliği.Veamos un último ejemplo que se destaca en el debate político actual: el matrimonio del mismo sexo.
Güncel siyasi tartışmalarda gelecek vaadeden bir başka örnek, eşcinsel evliliği.Vegyünk egy utolsó példát, ami prominens az aktuális politikai vitában: az azonos neműek házassága.
Güncel siyasi tartışmalarda gelecek vaadeden bir başka örnek, eşcinsel evliliği.Vejamos um último exemplo que é importante no debate político contemporâneo: o casamento homossexual.
Güncel siyasi tartışmalarda gelecek vaadeden bir başka örnek, eşcinsel evliliği.Давайте рассмотрим последний пример, известный в современных политических дебатах: однополые браки.
Güncel siyasi tartışmalarda gelecek vaadeden bir başka örnek, eşcinsel evliliği.Да вземем един последен пример, изтъкнат в съвременния политически дебат: еднополовият брак.
Güncel siyasi tartışmalarda gelecek vaadeden bir başka örnek, eşcinsel evliliği.בואו ניקח דוגמה סופית אשר בולטת בדיון הפוליטי של ימינו: נישאוים חד-מיניים.
Güncel siyasi tartışmalarda gelecek vaadeden bir başka örnek, eşcinsel evliliği.لنأخذ مثالاً أخيراً وهو بارز في الجدل السياسي المعاصر: زواج نفس الجنس.
Güncel siyasi tartışmalarda gelecek vaadeden bir başka örnek, eşcinsel evliliği.現代の政治的議論において大きな問題となっている 同性婚について話そう
HIV'i önleme vaadi de var. Ines:והמחויבות למנוע HIV גם כן
HIV'i önleme vaadi de var.그리고 헌신적인 노력을 모두 가지고 있습니다.
HIV'i önleme vaadi de var.Poświęcamy się by zapobiegać roznoszeniu HIV.
HIV'i önleme vaadi de var.- У нас есть инструменты, знания и деньги, и решимость предотвратить распространение ВИЧ.
HIV'i önleme vaadi de var.والمجتمع يريد الوقاية من " نقص المناعة المكتسبة "
HIV'i önleme vaadi de var.イネス:どうして感染者数がまだ増えているのか?
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Az első, hogy megfelel annak a filozófiai igéretnek, hogy nyílt kódú.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Der erste ist, dass sie das philosophische Versprechen von Open-Source lebt.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Il primo è che vive sulla promessa filosofica dell'open-source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:첫째는 오픈소스 제도의 철학적 공약에 걸맞는다는 겁니다.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:La première est qu'il est à la hauteur de la promesse philosophique de l'open source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:La primera es que hace honor a la promesa filosófica del código abierto.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Pierwsza, to spełnienie założeń filozofii open-source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Prima e că se ridică la cerințele filozofice ale open source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:První rozdíl je, že dostává nárokům filosofie open-source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Ten eerste houdt het zich aan de filosofische belofte van opensource.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Thứ nhất, nó duy trì triết lý của mã nguồn mở.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Η πρώτη είναι ότι εκπληρώνει τη φιλοσοφική υπόσχεση του ανοιχτού κώδικα.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Первая — он отвечает идеологическому обещанию открытого ПО.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:הראשון הוא ש-Git מקיים את ההבטחה הפילוסופית
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:الاول هو انها ترقى الى فلسفه الوعد
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:そのプロジェクトで 働いているすべての人が
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Ale o zaslíbení Božím nepochyboval z nedověry, nýbrž posilnil se věrou, dav chválu Bohu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.a nepochyboval o zasľúbení Božom v nevere, ale bol posilnený vo viere dajúc slávu Bohu
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Az Istennek ígéretében sem kételkedett hitetlenséggel, hanem erõs volt a hitben, dicsõséget adván az Istennek,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.glede na obljubo Božjo pa ni dvomil v nejeveri, temuč ojačil se je v veri, in davši čast Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Han tvivlade icke på Guds löfte i otro, utan blev fastmer starkare i sin tro; ty han ärade Gud
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Hij klemde zich vast aan de belofte van God. Zijn vertrouwen bleef sterk en hij gaf God alle eer.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.믿음이 없어 하나님의 약속을 의심치 않고 믿음에 견고하여져서 하나님께 영광을 돌리며
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.men om Guds Forjættelse tvivlede han ikke i Vantro, derimod blev han styrket i Troen, idet han gav Gud Ære
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.mutta Jumalan lupausta hän ei epäuskossa epäillyt, vaan vahvistui uskossa, antaen kunnian Jumalalle,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.O obietnicy tedy Bożej nie wątpił z niedowiarstwa; ale się umocnił wiarą i dał chwałę Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.på Guds løfte tvilte han ikke i vantro, men blev sterk i sin tro, idet han gav Gud æren
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Per la promessa di Dio non esitò con incredulità, ma si rafforzò nella fede e diede gloria a Dio
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.В обітуваннї ж Божім не сумнив ся невіруваннєм, а покріпшав вірою, давши славу Богові,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.не поколебался в обетовании Божием неверием, но пребыл тверд в вере, воздав славу Богу
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Това пък, че му се вмени за правда, не се написа само за него,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.ולא חלק לבו בהבטחת האלהים כחסר האמונה כי אם התחזק באמונתו ויתן כבוד לאלהים׃
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.ولا بعدم ايمان ارتاب في وعد الله بل تقوّى بالايمان معطيا مجدا للّه.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.並 且 仰 望 神 的 應 許 、 總 沒 有 因 不 信 、 心 裡 起 疑 惑 . 反 倒 因 信 、 心 裡 得 堅 固 、 將 榮 耀 歸 給 神
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.並且 仰望 神 的 應許 、 總沒 有 因 不 信 、 心裡起 疑惑 . 反倒 因 信 、 心裡 得 堅固 、 將榮耀歸 給神
(Islık) Gelecek vaadediyor.すごく有望ですね
James Randi Eğitim Vakfı, benim kurduğum vakıf, bir milyon dolarlık bir ödül vaadediyor.James Randi Educational Foundation, säätiöni, tarjoaa miljoonan dollarin palkkion arvopapereina.
James Randi Eğitim Vakfı, benim kurduğum vakıf, bir milyon dolarlık bir ödül vaadediyor.왜냐면, 제임스 랜디 교육 재단, 제가 만든 재단인데요. 이 재단에서 유통 채권으로 백만 달러 상금을 줍니다.
James Randi Eğitim Vakfı, benim kurduğum vakıf, bir milyon dolarlık bir ödül vaadediyor.Quỹ Giáo dục James Randi, tổ chức của tôi, trao giải một triệu đô có thể quy đổi được.
James Randi Eğitim Vakfı, benim kurduğum vakıf, bir milyon dolarlık bir ödül vaadediyor.Моята фондация Образователна Фондация Джеймс Ранди предлага награда от един милион долара в ценни книжа.
James Randi Eğitim Vakfı, benim kurduğum vakıf, bir milyon dolarlık bir ödül vaadediyor.משום שקרן החינוך של ג'יימס רנדי, הקרן שלי, מציעה פרס בסך מיליון דולר במטבע עובר לסוחר.
James Randi Eğitim Vakfı, benim kurduğum vakıf, bir milyon dolarlık bir ödül vaadediyor.لأن مؤسسة جيمس راندي التعليمية، مؤسستي، تقدم جائزة مليون دولار في صورة سندات قابلة للتداول.
James Randi Eğitim Vakfı, benim kurduğum vakıf, bir milyon dolarlık bir ödül vaadediyor.流通債券で 100万ドルという懸賞を出しています 勝つのは簡単です
Ki bu bana bir bakire vaadinden çok daha çekici geliyor.Điều này còn lôi cuốn tôi hơn là một thiếu nữ đồng trinh.
Ki bu bana bir bakire vaadinden çok daha çekici geliyor.이 부분들이 저한테는 히와르 아인보다는 훨씬 더 매력적입니다.
Ki bu bana bir bakire vaadinden çok daha çekici geliyor.lo que a mí me parece mucho más lógico que una virgen.