Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.Japánnak volt egy víziója egy nagyobb japán jóléti együttműködési szféráról.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.Japonia a avut o viziune pentru o sferă mai largă de co-prosperitate.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.Japón tenía una visión en favor de una esfera más amplia de coprosperidad japonesa.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.Jepang memiliki visi kemakmuran bersama Jepang Raya.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.일본이 자국의 공영 세력을 넓히려고 했습니다.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.le Japon avait une vision d'une sphère de co-prospérité japonaise étendue.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.Nhật Bản đã có một tầm nhìn về sự phồn vinh toàn cầu của của Nhật Bản.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.Япония внедряла видение бо՛льшей японской сферы взаимного процветания.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.Япония имаше визия за голяма японска сфера на съвместно благоденствие.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.ליפן היה חזון של מרחב יפני גדול לשגשוג משותף.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.كان لليابان رؤية كدولة أعظم ومزيد من الإزدهار والإنعكاس على المنطقة .
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.大日本帝国共栄圏の構想を抱いていました 今日 出現しようとしているのは
Japonya üzerinde uçtu ve bir Norden vizörü kullanarak Hiroşima şehrine büyük bir termonükleer araç bıraktı.leciał nad Japonią i przy użyciu celownika Nordena, zrzucił ogromną bombę termojądrową na Hiroszimę.
Japonya üzerinde uçtu ve bir Norden vizörü kullanarakJapán fölé repült, és a Norden célzókészüléket használva,
Japonya üzerinde uçtu ve bir Norden vizörü kullanarak일본 상공으로 날아가서, 노든 폭격조준경을 이용해
Japonya üzerinde uçtu ve bir Norden vizörü kullanarakטס מעל יפאן ובשימוש בכוונת של נורדן,
Japonya üzerinde uçtu ve bir Norden vizörü kullanarakفوق اليابان واستخدمت موجه "نوردن " للقنابل
Japonya üzerinde uçtu ve bir Norden vizörü kullanarakノルデン爆撃照準器を使って 広島に大きな
Kafein, alkol, nikotin, bağışıklık sistem geliştirme, vizyon geliştirme, anestetikler -카페인, 알콜, 니코틴, 면역체계 강화제 시력 보정제, 마취제
Kafein, alkol, nikotin, bağışıklık sistem geliştirme, vizyon geliştirme, anestetikler -Koffein, Alkohol, Nikotin, immunitätsstärkende Substanzen, Sehhilfen, Narkosen.
Kafein, alkol, nikotin, bağışıklık sistem geliştirme, vizyon geliştirme, anestetikler -קפאין, אלכוהול, ניקוטין, מגבירי מערכת החיסון, משפרי ראיה, חומרי הרדמה --
Kafein, alkol, nikotin, bağışıklık sistem geliştirme, vizyon geliştirme, anestetikler -الكافيين، الكحول، النيكوتين، معززات الجهاز المناعي، معززات الرؤية، التخدير.
Kafein, alkol, nikotin, bağışıklık sistem geliştirme, vizyon geliştirme, anestetikler -視力の向上、麻酔など 私達はこれらを当たり前のことと思っていますが
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.A beszűkült látás, azt hiszem, szemellenzős megoldásokhoz vezet.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Acho que uma visão cega tende a produzir soluções cegas.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Clipirea excesivă tinde să producă, cred eu, soluţii ce clipesc.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Guardare con i paraocchi produce, secondo me, soluzioni con i paraocchi.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.흐리한 시야로는 흐릿한 해결책밖에 못내논다고 생각합니다.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Kortzichtige visies leveren kortzichtige oplossingen op.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Sądzę, że ograniczone widzenie podsuwa ograniczone rozwiązania.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Scheuklappensicht neigt dazu, Scheuklappenlösungen zu produzieren.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Tầm nhìn bị che khuất có xu hướng tạo ra, tôi nghĩ là, những giải pháp bị che khuất.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Una visión estrecha tiende a producir, yo creo, soluciones restringidas.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Une vision limitée tend à apporter, je pense, des idées limitées.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Zaslepený pohled přináší zaslepená řešení.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Η θολή ματιά τείνει να παράγει, πιστεύω, θολές λύσεις.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Ако гледаш като кон с капаци, мисля, такива са и решенията.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Ограниченная точка зрения имеет тенденцию приводить, как я считаю, к органиченым решениям.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.ראיה חסומה נוטה ליצור, אני חושב, פיתרונות חסומים.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.الرؤية ذات الأفق الضيق عادة ماتنتج ، في اعتقادي ، حلولاً ضيقة الأفق.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.だから視界の端まで使って 視野を広げてものを見ることは
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."Bạn có thể ngửi thấy đây là một quốc gia khác; đừng đi vào mà không có thị thực, mà không có hộ chiếu."
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."Du kan lukta, det är ett annat land; gå inte in utan visum, utan pass."
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."Du kannst riechen, dass es ein anderes Land ist; du musst ein Visum haben, einen Reisepass."
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."Je kunt ruiken dat het een ander land is; kom niet binnen zonder visum, zonder paspoort."
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."Poţi mirosi că e o ţară diferită; nu intra fără viză, fără paşaport."
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."Puedes oler que es un país diferente; no entres sin una visa, sin un pasaporte".
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."Puoi sentire dall'odore che è un Paese diverso, quindi non puoi entrare senza visto, senza passaporto."
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."Μπορείτε να μυρίσετε εάν πρόκειται για μια άλλη χώρα, δεν μπαίνεις χωρίς βίζα, χωρίς διαβατήριο. "
Kokusunu alabilirsiniz o başka bir ülkedir; vizesiz girmeyin, pasaportsuz girmeyin."ここは違う国だと ビザなしで入ってはいけない パスポートなしで入ってはいけない」
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Ah! paese dagli insetti ronzanti, che ti trovi oltre i fiumi di Etiopia
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Ai da terra do roçar das asas, que está além dos rios da Etiópia;
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!¡Ay de la tierra del zumbido de alas, que está más allá de los ríos de Etiopía
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Beda zemi šumiaceho zvuku krýdel hmyzu, ktorá je za riekami Kúša;
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Běda zemi zastěňující se křídly, kteráž jest při řekách země Mouřenínské,
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Biada ziemi, którą zaćmiają skrzydła, która jest przy rzekach ziemi Murzyńskiej!
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Dari sebuah negeri di seberang sungai-sungai Sudan terdengar dengingan serangga
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Gorje deželi s šumečimi perutmi, ki je onkraj rek etiopskih,
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Hör, du land där flygfän surra, du land bortom Etiopiens strömmar,
Kûş ırmaklarının ötesinde, Kanat vızıltılarının duyulduğu ülkenin vay haline!Hør, du land med hvinende vinger* bortenfor Etiopias strømmer, / {* fullt av larmende hærer.}