Bu bizi sonraki örneğimize getiriyor, vücut dili.Tým sa dostávame k ďalšiemu modelu, ktorým je reč tela.
Bu bizi sonraki örneğimize getiriyor, vücut dili.Τώρα αυτό μας οδηγεί στο επόμενο μοτίβο, το οποίο είναι η γλώσσα του σώματος.
Bu bizi sonraki örneğimize getiriyor, vücut dili.Итак, это подводит нас к следующему признаку, которым является язык тела.
Bu bizi sonraki örneğimize getiriyor, vücut dili.Това ни води към следващия ни модел, който е езика на тялото.
Bu bizi sonraki örneğimize getiriyor, vücut dili.Це підвело нас до наступної схеми - мови тіла.
Bu bizi sonraki örneğimize getiriyor, vücut dili.זה מביא אותנו לדפוס הבא, שפת גוף.
Bu bizi sonraki örneğimize getiriyor, vücut dili.الآن هذا يقودنا إلى النمط المقبل، ألا وهي لغة الجسد.
Bu bizi sonraki örneğimize getiriyor, vücut dili.ボディランゲージです 見てみましょう しぐさについては
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!¿Cómo me lo voy a creer teniendo este cuerpo vacío?
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!Cosa dovrei credere, dentro un corpo vuoto come questo?
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!Em que devo acreditar, tendo este corpo oco?!
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!Hvad skal jeg tro på i denne krop?
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!Miten voin uskoa mihinkään tässä ontossa ruumiissa?!
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!Vad ska jag tro på i den här kroppen?
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!W co mam wierzyć, kiedy jestem w tej pustej zbroi?
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!Τι να πιστέψω μέσα σε αυτό το κενό σώμα;
Bu boş vücuttayken neye inanmalıyım?!Чему я должен верить, если живу в этом пустом теле?!
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.인체와 동일한 조건을 갖추고 있습니다. 섭씨 35도의 온도에 산소 농도 95%입니다.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.37度の温度と95パーセントの酸素 数週間すると 患者に移植できる
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.In dezelfde omstandigheden als in het menselijk lichaam - 35 graden Celsius, 95 procent zuurstof.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Oferă acelaşi mediu ca şi corpul uman -- 35 grade Celsius, 95% oxigen.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Prostředí je stejné jako v lidském tělě -- 37 stupňů Celsia, 95 % kyslíku.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Riproduce le stesse condizioni del corpo umano -- 35 gradi centigradi e 95 percento di ossigeno.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Tiene las mismas condiciones que el cuerpo humano: 35ºC, 95% de oxígeno.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.W jego wnętrzu są takie same warunki jak w ludzkim ciele -- 35 stopni Celcjusza, 95 procent tlenu.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Έχει τις ίδιες συνθήκες με το ανθρώπινο σώμα -- 35 βαθμοί Κελσίου, 95% οξυγόνο.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.То има същите условия, както човешкото тяло - 35 градуса по Целзий, 95% кислород.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.יש בו תנאים דומים לתנאי הגוף האנושי - 35 מעלות, 95 אחוז חמצן.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.يوفر نفس الظروف الموجودة داخل جسم الإنسان -- 35 درجة مئوية، 95 بالمائة أكسجين.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.즉, 400마리의 나쁜 진딧물들의 체액 속에 알을 낳는다는 얘기입니다.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Asta înseamnă că are vreo 400 de afide în care să-și depună ouăle în corpurile lor.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Cela signifie qu'elle doit mettre ses œufs dans 400 mauvais pucerons dans leurs fluides corporels.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Cũng có nghĩa là nó sẽ tìm 400 con rệp vừng để ấp trứng của nó vào trong khoang bụng.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Dat wil zeggen, 400 slechte bladluizen om haar eieren in te leggen.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Det betyder, at der er 400 onde bladlus, hvor hun skal putte æggene ind i deres kropsvæsker.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Eso significa que tiene que poner huevos en el fluido corporal de 400 áfidos malos.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Isso significa que tem 400 afídios maus onde pôr os ovos nos seus fluidos corporais.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Itu berarti serangga ini perlu 400 afid jahat untuk memasukkan telurnya ke dalam cairan tubuh mereka.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Questo vuol dire che deve deporre le uova in 400 afidi.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Sie kann in den Körpersäften von bis zu 400 bösen Blattläusen ihre Eier ablegen.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.To oznacza 400 złych mszyc, do ciał których złoży swoje jaja.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.To znamená, že 400 zlých mšic dostane její vajíčka do svých tělních tekutin.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Αυτό σημαίνει ότι χρειάζεται 400 κακά αφίδια για να βάλει τα αυγά της στα υγρά τους.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Това означава че тя се нуждае от 400 лоши въшки, за да сложи нейните яйца в техните телесни сокове.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.Это значит, ей нужно 400 вредных тлей, чтобы отложить яйца в их телесных жидкостях.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.כלומר יש לה 400 כנימות עלה רעות להטיל את ביציה בנוזלי הגוף שלהן.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.هذا يعني انها ستحتاج الى 400 مَن ضار لتضع بيضها داخل سوائل اجسامهم.
Bu da 400 kötü yaprak bitinin vücut sıvısına yumurtalarını bırakmak anlamına gelir.アブラムシの体内に 卵を産むということです もちろんこれで終りではありません
Bu değişimin, dinozorların, vücut ağırlıklarını azaltmalarının tek örneği olarak biliyoruz.우리는 과도기가 한번이라고 알고 있으며 그로인해 공룡이 실제로 아래에 묻혔고 몸집때문에
Bu değişimin, dinozorların, vücut ağırlıklarını azaltmalarının tek örneği olarak biliyoruz.Știm acum că această tranziţie a fost momentul când dimensiunea dinozaurilor a scăzut.
Bu değişimin, dinozorların, vücut ağırlıklarını azaltmalarının tek örneği olarak biliyoruz.نحن الآن نعلم أن هذا التحول كان الوقت الذي بدأت فيه الديناصورات بالنزول تحت ذلك الحجم الجسدي --
Bu değişimin, dinozorların, vücut ağırlıklarını azaltmalarının tek örneği olarak biliyoruz.恐竜の体が小さくなりました 元となる恐竜の大きさは これからお見せします
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.Då har jag arbetat med människor som har kroppar som utmanar våra sociala föreställningar.
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.Dalam kasus ini, saya bekerja bersama orang-orang dengan tubuh yang tidak sesuai dengan norma-norma sosial
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.En este caso, he trabajado con personas cuyas características físicas desafían las normas sociales.
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.În acest rol am lucrat cu persoane care au tipuri de organism care provoacă normele sociale.
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.In dat geval werk ik met mensen met lichaamtypes die de sociale normen uitdagen.
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.In diesem Fall habe ich mit Menschen gearbeitet, die Körpertypen haben, die sozialen Normen in Frage stellen.
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.그 상황에서, 제가 함께 일해 온 사람들은 기존의 사회적 기준에 도전을 요하는 종류의 몸을 가졌습니다.
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.Neste caso, tenho trabalhado com pessoas que têm tipos de corpo que desafiam as normas sociais.