Ana içeriğe geç
Sözlük

vücudu ile cümle

vücudu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Oysa yüzü morarmıştır, vücudu çürükler içindedir.Een incisie is een snede, in (een deel van) het lichaam.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Anafylaxie kan worden veroorzaakt door een reactie van het lichaam op vrijwel elke vreemde stof.
Vücudu yoktur sadece kafası vardır.Een lichaam zonder Hoofd!
Tabi ve hadım kuvvetleri ise vücudun çeşitli yerlerine dağılmış durumdadır.Zijn lichaam (dus zonder zijn hoofd) wordt in verschillende kerken vereerd.
Skinplex insan vücudundan bir metreden fazla uzaklıkta bulunan cihazları bile fark edip, iletişim kurabilir.Skinplex kan detecteren en communiceren tot aan 1 meter vanaf het menselijk lichaam.
Vücudu soğuktan korumak için de yenir.Verder geeft de kous bescherming tegen de kou.
Violette Szabo 5 Şubat 1945 dolaylarında infaz edildi ve vücudu krematoryumda yakıldı.Op 5 februari 1945 werd Violette Szabo terechtgesteld en haar lijk werd verbrand.
Ölümünden sonra vücudu dondurularak Cryonics yapılan ilk kişidir.Bij cryomeren wordt het lichaam eerst bevroren.
Vücudunu her türlü şekle getirebilme gücü vardır.Hij kan zijn lichaam vrijwel elke gedaante aan laten nemen.
Vasiyetine göre vücudu iki parçaya bölünmüştür.Op zijn lichaam is de huid verdeeld in drie delen.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Deze medewerkers zorgen ervoor dat het lichaam van de patiënt het orgaan zo goed mogelijk accepteert.
Görünümü bir çocuk vücudunun içinde bir kafa gibidir.Mijn ziel is als een gespeend kind in mij.
Vücudunun geri kalan kısmı ise beyaz renklidir.De rest van het lichaam is wit.
Shinigami vücudunda iken, zaten etkileyici olan gücü daha da artar.Als hij in zijn Shinigami-vorm is heeft hij al een grote snelheid en is zijn kracht veel groter.
Genital retraksiyon sendromu: Kişinin, penisinin vücudunun içine çekildiğine dair sanrıları vardır.Somatische waan, waarbij de patiënt ervan overtuigd is dat er iets mis is met de lichaamsfuncties.
İnsan bacağı İnsan vücudunun alt uzuvlarına verilen isimdir.Beenhaar is de benaming voor lichaamsbeharing op de benen van mensen.
Vücudundaki sakız oranına göre yaşı değişebilir.De cellen in haar lichaam komen wel overeen met haar leeftijd.
Tüm vücudu ameliyatla alınmıştır.Het hele lichaam moet er door worden bedekt.
Polis raporlarına göre, Rabin’in vücudunda ve kıyafetinde barut bulunmuştu.Er zijn bloedsporen gevonden op zijn wapens en zijn kleding.
Ayrıca vücudun diğer bölümlerine yayılabilir.Daarbij kunnen ook andere delen van het lichaam misvormd zijn.
Burada Sarah'nın vücüdu bilimsel çevrelerin dikkatini çeker.Haar natuurkundeleraar wekte Sara’s interesse in wetenschap op.
Güneş ve Ay onun vücudu etrafında dolaşarak, gündüz ve geceyi meydana getirirlerdi.De zon en de maan staan voor de dag en de nacht, maar ook voor de eerste dag van de schepping.
Bu kemik, insan vücudunun en uzun ve en güçlü kemiğidir.Het is de dikste en sterkste pees in het lichaam.
Tüm vücudu demir bir zırhla kaplıdır.De Arend is voorzien van een ijzeren hoepelvang.
Vücudunu terk edebilirsin ama onurunu korumalısın.Ze moet haar lichaam verlaten om haar taak te kunnen volbrengen.
Vücudunda altı dövme bulunuyor.Hij heeft zogenaamd zes lichamen.
Vücudu kıllıdır.Het lijf is laag.
Medya beni sadece bir kadın vücudu olarak tanıttı.Om haar bekendheid te vergroten werd Bara voorgesteld als een mysterieuze vrouw.
Vücudunun geri kalan kısmı grinin çeşitli tonlarındadır.De rest van de blauwnekpapegaai is groen in diverse tinten.
Kabuk, vücudun her tarafında aynı kalınlıkta değildir.Iemands huidskleur is niet overal op het lichaam gelijk.
Somatik hücre (diploid), bir organizmanın vücudu oluşturan herhangi biyolojik bir hücre.Crisis (biologie), een biologisch proces waarin cellen sterven.
Ağır sorumluluklarla vücudumu terbiye ettim.Zij werden ingezet bij zware grondwerkzaamheden.
Vücudun yan taraflarında da bir benek sırası bulunur.Eén arm bevindt zich naast het lichaam.
Bu vücudun sıvı miktarını ve dolayısıyla kan basıncını artırır.Hierdoor stijgt het bloedvolume en daarbij ook de bloeddruk.
Kafası büyüktü ve vücudunun büyüklüğüne benziyordu.De kop was ten opzichte van zijn lichaam tamelijk groot en zwaar.
Bulunduğunda ise çok geçtir ve vücudu Esmeralda`nın cesedine sarılmış bir biçimde iskeletleşmiştir.Terwijl hij verdwaasd wegloopt struikelt hij over het dode lichaam van Tamare.
Ymir'in vücudundan ilk devler çıkmıştır.De eerste reus Ymir werd uit eitr gemaakt.
Vücudumuzun ne kadarı sudan oluşuyor.Hoeveel van ons lichaam bestaat uit water?
Seni ısıtmak için vücudumu kullanıyorum.Ik gebruik mijn lichaamswarmte om je op te warmen.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Przyczyną anafilaksji może być reakcja organizmu na niemal każdą obcą substancję.
Ayrıca vücudun diğer bölümlerine yayılabilir.Może również się pojawiać w innych częściach ciała.
Vücudunu her türlü şekle getirebilme gücü vardır.Potrafi przybierać dowolną fizyczną formę.
Yaklaşık 70 kg ağırlığındaki bir kişinin vücudunda toplam 35 g kolesterol vardır.W organizmie człowieka o wadze 70 kg znajduje się około 95 g chloru.
Böylece ruhtaşını kendi vücuduna yerleştirir.Wykorzystuje do tego swoje ciało.
Topa vücudun dizden aşağı herhangi bir bölümüyle dokunmak yasaktır.Niedozwolone jest dotknięcie piłki jakąkolwiek częścią ciała.
Fakat bu ruh vücudu terk ederse insan ölür.Kiedy natomiast ciało opuszczała dusza mieszkająca w głowie, człowiek umierał.
Gücü lastik gibi vücudunun her yerini uzatabilir.Jego ciało może się rozciągać jak guma.
Her ikisi de bütün vücudu kullanmayı gerektirir.Obie placówki pracują też nad zastosowaniem witryfikacji wobec całego ciała.
Vücudun arka kısmının hareketi ile kıpırdarlar.Jednocześnie unosi tylną część ciała.
İnsan vücudundaki damarların toplam uzunluğu 100 km kadardır.Całkowita długość DNA w organizmie człowieka przekracza kilka milionów kilometrów.
Çünkü adet düzensizliği tamamlana kadar vücudun ürettiği her yumurta döllenmeye daha uygundur.Od złożenia ostatniego jaja samica wysiaduje je przez ok.
Öldüğü sırada vücudunda uyuşturucu ağrı kesici vardı.W czasie ucieczki zjadł ciało innego zbiega.
Vücut sanatı yöntemleri içinde özel bir konu İnsan vücudunun namevcudiyetidir.Wstyd związany z ciałem jest w pewnej mierze wstydem ciała.
Ayrıca tüm vücudu yaralarla doludur.Miał również rozległe rany na całym ciele.
Tüm vücudu demir bir zırhla kaplıdır.Całość zamykana żelazną kratą.
Vücudunu siyah kıllar kaplar.Ciało smoliście czarne.
Bu kemik, insan vücudunun en uzun ve en güçlü kemiğidir.Kości miedniczne są największymi i najszerszymi kośćmi szkieletu ludzkiego.
Üzengi kemiği vücudumuzun en küçük kemiğidir.Kosteczki słuchowe są najmniejszymi kośćmi organizmu ludzkiego.
İnsan vücudunu saran kötü ruhlar, orada ağrı ve sızı meydana getirirler.Dusze ludzi bogobojnych są pozostawione w spokoju i mogą oczekiwać na Sąd Ostateczny.
Otopsi raporunda ise vücudunda alkol ve eroin karışımı bulundu.W jego krwi znaleziono amfetaminę i alkohol.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod